Kötü Bir Yılın Güncesi (Diary of a Bad Year)

Asuman Kafaoğlu-Büke’nin kibarca parmak bastığı önemli bir şey kitabın önemli bir artısı: biz Türk okurlar ekseriyetle edebiyat okumayı boş insanların yaptığı gereksiz bir iş olarak gördüğümüzden “Edebiyat Dışı” olarak kategorize edilen kitapları almayı tercih ederiz. Coetzee’nın kitabı da yarısı edebiyat olsa da diğer yarısıyla boş vakitlerinde “belgesel izleyip kitap okuyan” Türk okuru için öğretici olabilecek denemelerden oluşuyor.

Etiketler / Tags : , , ,

Laodikeia

İlk tabaktaki tandırın ağızda ufalanan parçalarını yağlı ekmeklere soğan ve pul biber ile sararak löplöp götürdükten sonra “Tamam doydum artık, hayvanlığın lüzumu yok” diye düşündüm. Fakat daha düşünce cümlem bitmeden ortaya gelen ikinci tabağa saldırdım. Bu sefer daha seçici davranıp dışı biraz sertleşecek kadar iyi pişmiş ama içi hala kırmızıya çalan kahverengi ve sulu parçalardan devam ettim. İkinci tabak bitince aklıma dahiyane bir fikir geldi, açgözlülüğüm üşengeçliğimden baskın olamaz diye masadan kalkıp elimi yıkamaya gittim ki tekrar masadan kalkmaya üşenip üçüncüyü tabağa başlamayayım.

Etiketler / Tags : ,

The Sopranos

Daha once vurguladigimiz uzere, bizde malesef 22 sokak/semt + 4 tren istasyonuna esdeger sayida birahane ziyaret edip, her birinde yarimsar pint’lik bira icecek ne zaman var, ne sabir, ne de kondüsyon. Her ne kadar ilk bira turumuzda her duragimizda yarim pint yerine bir tam pint icmis olsak ve bazi istirakciler biralarini votka shot’larla takviye etmekte israrci davranmis olsalar da (bkz. Ailebabası Organizatör) o bira turunda takriben 5 saat zarfinda hepi topu 7 birahane ziyaret edebildigimiz dusunulunce, Monopoly bira turunu kendi gerceklerimize uyarlamamiz gerektigi asikardir.

Etiketler / Tags : , ,

The Sopranos

Kitaptaki başarılı ana karakterlerden birisi de dekadan bir üçüncü dünya başkenti havasındaki New Orleans şehri. (Şehrin 90′lardaki hali için: Günah Şehri New Orleans isimli sarapci.com yazısına bakınız.) Alıklar Birliği, New Orleans’ı James Joyce’un Dublin’i gibi detaylarıyla realist bir şekilde portre ettiği için orada (ve daha sonra bütün Amerika’da) kült statüsüne ulaşmış, hatta Ignatius’un kitabın en başında ufak bir isyan çıkardığı D.H. Holmes isimli dükkanın olduğu yerde bir heykelini dikmişler.

Etiketler / Tags : , , , ,

The Sopranos

Daha ilk bölümlerde koltuğa çivilendik. Senaryo mükemmel, karakterler harika çizilmiş ve Oskarlık (Emmy’lik) aktörler çok inandırıcı, benim için mühim olan müzikler de gayet ince ince seçilmiş. Mafya dizisi olmasına rağmen asıl tema mafyadan ziyade insan psikolojisi olduğundan Dostoyevski yazsaymış olurmuş.

Etiketler / Tags : , ,

En ilginci James Joyce’un da aralarında olduğu İrlandalı oryantalistler üstlerindeki İngiliz etkisinden hoşlanmadıkları için İrlandalıların atalarının Doğu Akdeniz’den geldiklerini dolayısıyla İrlanda dilinin ve alfabesinin kökeninin Fenike olduğunu iddia ediyorlar. Hatta James Joyce bir yazısında “Dublin ve Istanbul’un asil ikiz kimliğinden” bahsediyor!

Etiketler / Tags : , , , , ,

Jake zorbalara karşı halkı örgütleyen bir William Wallace olacaksa öncelikle kendi dünyasından kovulması lazım ki Pandora’ya ve kızılderililere mahkum kalsın. Bu da ancak Saylonlular kılıklı dünyalılara saldırması sayesinde oluyor ve tabii ki platin saçlı, kas yığını, kafası façalı, diplomasi düşmanı, vahşilerin korkulu rüyası ruhsuz komutan, “Olm Ceyk sen var ya, bittin olm sen!” konuşmasını yapınca oluyor. Tabii ki komutan bu konuşma öncesinde iyi kalpli doktora da “Siz entellektüeller çok safsınız, Hudson River’a bakarak buzlu viskilerinizi yudumluyorsunuz ama dünya gerçeklerinden uzak ecnebi maşalarsınız siz!” konuşmasını yapıyor.

Etiketler / Tags : , , , , ,

grapes

Sarapçı'ya hoşgeldiniz. Burada gezi yazıları, kitap/film eleştirileri ve çeşitli konularda ufak tefek yazılarımı bulabilirsiniz. Konuk yazarlar isimleri parantez içinde belirtilmişlerdir. Okumaya konular veya tag cloud'dan yazı cinsi seçerek başlamanızı öneririm. Yazıların çoğu uzun olduğu için yazdırıp okursanız rahat edersiniz. İyi okumalar.

Welcome to sarapci.com. This is a personal blog written mostly in Turkish. If you like, you can browse the English posts filed under the "In English" tag. Enjoy.