Nehrin kiyisinda sabahin 6′sinda sabah sporunu (yoga) yapanlar, disini fircalayanlar, kahverengi su icinde sabah banyosunu yapanlar, meditasyon yapanlar, camasir yikayanlar, iki dua edip para alan rahipler, alna renkli toz (tika) surup para alan rahipler, mum ve cicek satanlar, gargara yapanlar, acayip hint halterleri ile vucut gelistirenler, cins cins turistler, balikcilar, cins cins turistlere incik boncuk satmaya calisan cins cins seyyar saticilar, kayik gezisi yapan turistler icin kayikli saticilar, olu yakicilar, olu yakilirken para karsiligi sure basina para alan duacilar, olunun sonuna kadar yandigini (para karsiligi) kontrol ediciler, olu yakarken kotu kokmasin diye tozlar ve bezler satan dukkan sahipleri ve daha daha seyyar saticilar ile karsilasmamak imkansiz. Bir diger imkansiz sey ise daracik sokaklarda hayvan bokuna basmadan yurumek.
Archive for April 2000
Orhan Pamuk Oteki Renkler’de biraz da kucumseyerek ikinci dilinde yazan yazarlarin kelime oyunlarini cok sevdigini soylemisti. Ben Hintli yazarlarin ikinci dilinde yazdiklarini dusunmuyorum. Cunku yazarlarin icinden cikmis olduklari ust kast Hintlilerin evlerinde Ingilizce cogunlukla birinci dil. Ama Arundhati Roy bol kelime oyunlariyla Orhan Pamuk’un tesbitini hakli cikariyor. Bence kelime oyunlarindaki israrin sebebi yillarca ezilmis Hintilerin Ingilizceyi bir Ingiliz’den daha iyi kullanabilecegini gosterebilme hirsi. Ayni sekilde, kitap boyunca esmer Hintlilerin cilli Ingiliz Margaret’e cilt rengi yuzunden ne kadar hayran olduklarinin yaninda, kendi ustunluklerini gostermek icin cabalamalarini da gorebiliyorsunuz. Ama ne Rusdu’nun ne de Roy’un kaleminde bu oyunlar igreti durmuyor, cunku ikisi de bu isin ustalari gibi yaziyorlar.


