Hindistan dinin sikilip suyunun cikarildigi, insanlarin din icin hayatinin son dakikasina kadar somuruldugu bir ulke. Icinde dini bir ikon veya yazi olmayan cati alti yok. Ozellikle eski sehirlerde her baktiginiz yerde, her duvar deliginde bir dini sembol var. Bindiginiz her tasitta ya bir put, ya bir yazi var. Gozunuzu kaparsaniz, girdiginiz cogu kapali mekan – hatta bazen sokaklar – tutsu kokuyor.

Dinle cok arasi olmayan bir kisi olarak, olayin iyi tarafindan bakarsam, Hindistan’da herkes dindar ama kimse baskalarina karismiyor. Hatta bazen bazi dinlerin ozgurlukleri, bazi dinlerin ozgurluklerini kapsasa bile! Cogunluk hindu olmasina ragmen Hindistan 110 milyon musluman ile dunyada en cok musluman bulunan ulkelerden birisi. Budist, hiristiyan, musevi, sih (Sih), ceyn (jain) ve hatta zerdüşt bile var. Hintliler ulkelerine milattan onceki yillarda gelip hala var olan musevi cemaatiyle, Iran’da muslumanlarin baskisi sonunda kacip gelen zerdustlerle, bircogu (kast sistemi yuzunden) hindu dininden donme hristiyanlarla gurur duyuyorlar. Bizim gazetelerde de zaman zaman cikan “Istanbul’da dinler ve kulturler uyum icinde!” cinsinden haberler orada da cikiyor, ustelik hakederek! Pakistan kuruldugunda bircok musluman oraya gocmus olmasina ragmen, Ramazan’da ezanlar duyuluyor, bircok mahallede camiler ve etrafta gezen Osama bin Ladin sakalli adamlar var.

Karşılıklı Saygının Sınırları
Insanlarin diger dinlere tahammulu enteresan cunku bazi dinlerin bazi kurallari baskalarini killandiracak cinsten. Mesela ceyn dininin iki mezhebi var, bir mezhebe mensup papazlar bembeyaz giyinip, agizlarinin onune cibinlik gibi birsey takiyorlar ki, sinek yutmasinlar; yururken onlerini supuruyorlar ki yanlislikla bir bocege veya hasarata basip oldurmesinler. Ceyn dininin diger mezhebin papazlari ise dunyevi seylere onem vermediklerinden ustlerine kiyafet namina bir sey giymiyorlar, dolayisiyla bir ceyn tapinagina girerseniz, dal-tasak tabir edilen sekilde gezinen adamlarla burun buruna gelme ihtimaliniz yuzde yuz. Hatta biz oradayken bir dini vecibe icin butun papazlar (15-20 kadar) tapinaktan cikip yandaki arsaya gittiler ve (neyse ki) bagdas kurup sarkilar soylediler. Simdi bunu koyu bir musluman gorse, “benim bacimin namusu, benim anamin abdesti” diye nasil saldirip oralarini buralarini koparmaz anlamiyorum. Bu ceyn dininin uyelerinin hayvan yememek disinda, toprak altinda yasiyan bitkileri (“patateez, sovaaan” gibi) de yemediklerini de eklemek lazim. Sebep ise bu sebzeler topraktan cekilip cikarilirken gereksiz yere boceklerin olmesi.

Ceyn Rahipleri

Ceyn Rahipleri Böcek Öldürmemek Üzere Silahlarını Kuşanmış Durumda

Baska bir enteresan sey, zerdustlerin olulerini gommek veya yakmak yerine tutup Towers of Silence, (Sessizlik Kuleleri) denilen kulelere akbabalar ve digen oluyiyen kuslar yesin diye birakmalari. Mesela bu Towers of Silence civarindaki evlerin balkonlarina akbabalarin agizlarindan cesetlerin el parcalari, ayak parmaklari falan dusebiliyor. Salman Rushdie’nin Midnight’s Children (Geceyarisinin Cocuklari) kitabinda, esas oglanin babasi yururken gokten inen bir Osmanli tokadi gibi bir kopuk el dusuyor suratina, sonra adam kendine gelip hayatini degistirmeye karar veriyor!

Benzer sekilde icme suyunu Ganj Nehri’nden alan bir aile isiniz mesela, suyunuzun icinde yakilmis hindu cesetlerinin kulleri, ayaklarina tas baglanmis ve suya atilmis cocuklarin ceset parcalari (10 yasindan kucuk cocuklar olunce gunahsiz olduklari icin yakilmiyorlar) bulunabilir. Ustelik bu hindularin ayni kutsal su icinde ibadet mahiyetinde yikandiklarini, dislerini fircalayip, gargara yaptiklarini da unutmayin.

Fakat gordugum kadariyla Hindistan’da bu tur insan sivilari pis sayilmiyor. Yoksa Fatehpur Sikri sehrindeki Kabe’deki camiinin tipkisinin aynisi olan Cuma Camii’nin avlusundaki havuzda durgun suya yanindaki adam sumkururken, otekisinin mesh edip, gargara yapmasi normal sayilmazdi herhalde. Rehberimize “Islam’da durgun su ile abdest alinmaz” diye ukalalik yaptim ama, “Yooo, o su durgun sayilmaz, her yagmurda yenilenir” cevabini alinca sustum oturdum oturdugum yerde. Ayrica sehirler dahil, etrafa birkac dakika baktiginiz zaman iseyen bir adam veya pipisi disarda bir cocuk gormezseniz sasirmaniz lazim.

Kavga Gürültü
Tabii dini kavgalar da yok degil, ama bence olmasi beklenenden daha az. En buyuk kavga zamaninda musluman mogollarin (Mogol-Turk hanedani) hindu tapinaklarini yikip yerlerine diktikleri camiiler yuzunden cikiyor. Hindistan’in su anda iktidarda bulunan partisi BJP (bizdeki MHP’ye tekabul etmekte) bu camileri yikip yeniden tapinak yapma hikayesi ile oy avlamaya calisiyor. Tipki bizimkilerin Aya Sofya’yi yeniden ibadete acmasi gibi. Gene benzer bir sekilde bu adamlar okul kitaplarini islerine geldigi gibi degistiriyorlar. Zamaninda dava arkadaslarini guzelligiyle bastan cikariyor dikkatlerini dagitiyor diye musluman bir kadini silahini cekip dan diye vuran bir adam simdi BJP’den milletvekili ve milli egitim bakaninin yardimcisi. Tanidik geldi mi?

Varanasi sehrindeki Mogol imparatoru Aurangzeb tarafindan yapilan cami simdi 24 saat ordu tarafindan korunuyor, cunku caminin yanindaki boga heykeli, orada eskiden tanri Şiva’ya adanmis bir tapinak bulundugunun ispati ve hindu milliyetcileri camiyi havaya ucuracaklarini soylemisler. Tabii caminin avlusunda gezinen maymunlar bu konuyla ilgilenmeden Şiva’nin bogasinin ustune cikip oturuyorlar.
Maymun deyince, Hindistan’in dindarligindan gelen baska bir acayiplik etraftaki hayvanlar. Inekler kutsal, fakat kutsal olmayan hayvanlar da dokunulmazlik sahibi. Şehirlerin sokaklarında insandan fazla hayvan var. Mumbai (Bombay) ve Yeni Delhi haric her sehirde yollarda inek, okuz, maymun, kopek, kedi, keci gorduk. Mumbai ve Delhi’de bile yer yer inekler, her yerde kopekler vardi. Tabii butun bu hayvanlar yerlere sıçmakta ve işemekte de ozgurler. Hintlilerin bir kisminin (buyuk bir kisminin) ayakkabi kullanmadigini da vurgulamak lazim. Herhalde serin kis sabahlari bu boklara basinca ayaklari isindigi icin hic sikayetci degiller, yere bakmadan yuruyebiliyorlar.

Goa eyaleti Hindistan’in gerisine en az benzeyen yer, cunku 1960′lara kadar Portekiz somurgesi imis, orada bile deniz kenarinda kumsalda otururken yediginiz karpuz kabugunu cope atmazsaniz basinizin dibinde bir inek bitiyor ve karpuzunuzun artiklarini mideye indiriyor. Arabalarin ustunde hindu tanrilarinin isimleri yerine “Isa yakinda geri gelecek” gibi ozlu sozler yaziyor. Adamlarin tipleri hintli ama isimleri Roberto De Souza!

Gene Goa eyaletinde Aziz Francis’in yillar once oldukten sonra mucizevi bir sekilde bozulmayan cesedi de var. Cesedi gormek nasip olmadi ama her 10 senede bir sokaga cikartilip tur attiriliyormus. Bir keresinde de bir deli kadin isirip ayak parmaklarindan birisini koparmis!
Hindistan’da bir sure kaldiktan sonra ister istemez hindu dinini ogreniyorsunuz. Din cok enteresan cunku yunan mitolojisini aratmayan bir mitolojisi var ve din-mitoloji el ele kol kola.

Ganeş: Şişman ve Neşeli Tanrı
Mesela Mumbai’da her yerde fil kafali sisko tanri Ganeş’in heykellerini (putlarini) veya resimlerini gorursunuz. Hikayesi soyle: tanri Şiva’nin karisi Parvati, bir gun banyo yapacakken kapida durmasi icin oglunu gorevlendirir. Oglu ise eve yillar sonra donen babasini tanimaz ve eve almaz, tabii baba da oglunu tanimadigi icin yol hasretiyle gormek istedigi karisini gostermeyen bu adama sinirle saldirir ve kafasini koparir, evine girer. Vahim durumu goren Parvati cok uzulur ve Şiva’ya hemen ogullarini geri canlandirmasini emreder. Şiva ise adamlarini bulduklari ilk canlinin kafasini getirmeleri icin yollar. Adamlarin ilk gordukleri canli bir fil oldugu icin, Ganeş’in kafasi bir fil kafasidir. Ganeş resimlerinin altinda da hep bir minik fare gorursunuz, o da Ganeş’in taşıtıdır (butun hindu tanrilarinin birer hayvan vesaiti de var). Ganeş sans, bilgi, guzel sanatlar tanrisi, hindular bir ise baslamadan once bismillah der gibi ona tapiniyorlar.

Favori Tanrım Ganeş En Sevdiği Tatlılar ve Vesaiti Fare İle

Ganeş’in hikayesi cok sacma gibi gelse de, her hindu buna inaniyor. Isa’nin olu diriltmesinden, suyu sarap yapmasindan veya su ustunde yurumesinden de cok daha sacma degil herhalde!

Bu kadar cok tanri ve put olmasina ragmen, hindulari dinlerini tek tanrili oldugunu soyluyorlar. Guya butun bu gordugumuz bilumum tanrilar, tek tanrinin degisik sekilleriymis. Hiristiyanliktaki gibi bir uclu inanc da var. Uc ana tanri: yaratan (Brahma), yokeden (Şiva) ve koruyan (Vişnu) tanrilar.

Bazen inanclarla gunumuzun dunyasi cakisiyor tabii, hindu inancina gore ermis olmanin yollarindan birisi sati olmak. Sati kocasi oldukten sonra kendisini onun yandigi atese diri diri atan kadinlara deniyor. Bu kadinlar islamdaki sehit mertebesine benzer bir mertebeye ciktiklari icin etrafta turbemsi tapinaklari var. Ama bugun artik bu yasaklanmis, ve bazi hindular kime ne isteyen istedigini yapar mantigiyla yasaklanmasina karsi, ama tabii bazi tutucu cevrelerde atese atlamayanlara kocasini sevmeyen es olarak bakilip olmeden cehennem azabi cektiriliyor.

Sri Lanka ve Budizm
Hindistan’dan sonra 4 gunlugune Sri Lanka’ya (Seylon veya Seylan) gittik. Orada da muthis bir dindarlik hakimdi. Bizi gezdiren arkadasimiz Navin yolda giderken gordugu bazi tapinaklarin onunde durup dua etti ve bagis verdi. Yol kenarindaki tapinaklara arabadan cikmadan bagis verilebilsin diye konulmus metal kumbaralar da cok pratikti. Sri Lanka’nin cogunlugu budist ve Hindistan kokenli, Hindistan’dan gayriresmi yardim goren bir hindu azinlik var. Tamil Tigers (Tamil Kaplanlari) denilen bir de teror orgutleri! Ara sira haberlerde “Ayrilikci Tamil gerillalari sekiz binayi havaya ucurup, iki tane de tren kacirdi” seklinde isimlerini duymus olabilirsiniz. Orgut cok guclu, adanin kuzeyini ele gecirmis durumda. Biz o sebepten kuzeyi goremedik. Sri Lanka’ya gitmeden bir hafta once cumhurbaskanlarina suikast duzenlendi, kadin az kalsin kor oluyordu. Biz ordayken de bir bombalama, bir de trene saldiri olayi oldu. Unutmadan bir detayi da yazayim, Sri Lanka cumhurbaskaninin annesi de basbakan. Asil hanedan boyle oluyor galiba.

Sri Lanka’da heryerde devasa Buda heykelleri gorduk. Bazi yenileri de insaat halindeydi. Budism Hindistan’da cikmasina ragmen ordan cok dunyanin diger yerlerinde tutulmus. Hindular budizm olayini pek onemsemiyorlar, Buda’nin kendi tanrilarindan Vişnu’nun dokuzuncu reenkarnasyonu olduguna inanarak budizmi kucumseyerek mesrulastiriyorlar. Budistler ise “yok oyle sey, tanri Buda sahsina munhasir bir tanridir” inancindalar tabii.

Buda’nin hikayesi kisaca soyle: Buda (Siddarta) milattan once 556 yilinda dogmadan once babasina oglunun ya cok buyuk bir hukumdar, ya da bir peygamber olacagi soylenmis. Baba da hukumdar olsun peygamberlikte para yok diye oglunu hic saraydan cikarmamis. Fakat bir gun nasilsa disari cikan Prens Siddarta, ilk kez dunyanin acilari ile karsilasmis ve bu acilari nasil yok edecegine kafayi yormaya baslamis. Bir gece karisini ve kundaktaki oglunu birakip cikmis ve bir Bo agacinin (ficus religiosa) altinda 40 gun oturup ermis. (Bana kalirsa budist bagdas kurma pozisyona – lotus pozisyonu – gecmesi 40 gun almistir, zira cok elastisite gerektiriyor.) Sonra da ana felsefesi her turlu acgozlulukten ve istekten arinmak olan budizm dinini kurmus.

Bu Da Favori Budam: Gülen Buda

Budizmin butun onemli yerleri Hindistan’da. Hatta bir budizm hac yolu var. Buda’nin gittigi yoldan gidip onemli yerlerdeki tapinaklari ziyaret ediyorsunuz. Biz Sarnath’taki tapinaklara ve harabelere gittik. Burasi Buda’nin ilk konusmasini yaptigi yer. Mogollar tas ustunde tas birakmamislar, musluman dusmani rehberimiz de bunu birkac kez ustune basarak soylemeyi ihmal etmedi. Hindistan’da gordugumuz en bakimli, en temiz yer burasi idi. Sebebi de Hint hukumetinin eline birakilmamis olmasi tabii. Bir budist dernegi temizliyormus. Ciplak Ceyn rahiplerini de burada gorduk.

Hinduizm
Hindistan’in coguna hakim olan hindu dinin en guzel ozelligi diger dinlerden insanlari kendi dinlerine inandirmaya kalkmamalari. Hindu inancina gore herkes hangi dine dogmussa o dinde kalmali. Fakat butun dinler dinsizlikten iyi oldugu icin, dinsiz bir insani orijinal dinine daha bagli bir insan yapmak sevap.

Tabii bir de yillarca Ingilizler tarafindan asagilandiklari icin bizdekinden daha abarti bir bati kompleksleri var. Bu kompleks dogrultusunda surekli olarak bize kendi dinlerinin ne kadar iyi bir din oldugunu kanitlamaya calisiyorlar. Ve bizle konusan insanlarin cogu bizi hiristiyan sandiklari icin hiristiyanlik ile hinduizm arasinda paralellikler kurmayi cok seviyorlar.

Aslinda hint mitolojisi ve bizim tek tanrili uc dinin ortak hikayeleri de az degil. Sozkonusu dinler icinde en eskisi hinduizm oldugu icin insan sanki digerlerinin hikayelerinin ondan ciktigini dusunuyor. Mesela Hz Ibrahim ve oglu hikayesinin biraz degisik bir versiyonu onlarda da var. Harischandra tanri Varuna’ya eger ona bir ogul verirse, ona oglunu hediye edecegini soyluyor. Baska bir hikayede tanri Rama uc gun dua sonunda (Musa Peygamber’den daha gucsuz yani) Hint Okyanusunu ikiye ayirip ordusunu geciriyor. Zaten Hintiler Hz Isa’nin nerede oldugu bilinmeyen yillarini Hindistan’da gecirdigini iddia ediyorlar.

Mahabarata’dan Bir Sahne, İkinci Favori Tanrım Hanuman Lanka Dönüşünde

Hinduizm’de ideal insan her turlu istekten arinmis insan. Nietzche’nin Übermensch dedigi ustun insan gibi yani. Zaten bunun icin ideal bir hindu omrunun son kismini haci olarak isteklerden arinarak geciriyor.

Bir de tipik, zamanindaki Hint uygarliginin ne kadar super oldugu hikayeleri var. Hint mitoloji/din kitaplarinda (Mahabarata ve Ramayana) balistik fuzeler, nukleer bombalar gibi daha yeni kesfedilen silahlarin bulundugunu hemen anlatiyorlar. Bizdeki Cebelitarik’ta sularin karismamasinin Kuran’da yazili olmasi hikayesi gibi.

Kisaca hinduizmin kast sistemine de deginmek lazim. Uc ana kast var. Rahipler (brahman), savascilar (şatriya), ve tuccar/ciftciler (vaisya). Bu kastlar kendi iclerinde klanlara da bolunuyorlar. Bir de kastlarin disinda kalan ve dokunulmazlar (untouchable) veya ezilmisler (dalit) denen insanlar var. Bu dokunulmazlar zamaninda (hatta hala) en pislik isleri yapan kisiler. Zamaninda diger kastlardan insanlar bunlara dokunduklari zaman, hatta bunlarin golgeleri ustlerine dustugu zaman abdest almak gibi bir dini temizlenisten gecmeleri gerekiyormus. Simdi eskisi kadar ayirim yok, devlet de dalitlere bircok imtiyaz tanimis. Universitelerde kontenjanlari var, devlet memurluklarinda kontenjanlari var, simdi de diger kastlardan olan insanlar da bu tur kotalari esitsizlik olarak goruyorlar.

Gunumuzde de evlenirken kastlar onemlice. Bizim dugunune gittigimiz arkadasimiz Pratap artik hic onemi olmadigini soylese de, kendisi de yeni esi de ayni kasttan, hatta ayni klandan. Konustugumuz baska birisi, ailesinin ilk uc kasttan birisiyle evlenmesine karsi cikmayacagini ama dokunulmazlardan birisiyle evlenmesinin mumkun olmadigini anlatti. Kizkardesi de bir Sih ile evlenmis, ailesinin cok hosuna gitmemis ama kabullenmisler.

Sihler kafalarina sarik baglayip sakal birakanlar. New York’ta taksiciler arasinda bol bol gorulebilirler. Idealen saclarini hic kesmiyorlar ve surekli olarak yanlarinda tasimak zorunda olduklari bazi ziriltilar var. Bir tarak, bir bicak, bir kilic, bir igne gibi, bir nevi at-avrat-pusat meselesi. Agra’da tren istasyonunda bir tanesini gorduk, esek kadar kiliciyla ve mavi elbisesiyle salina salina yuruyordu. Gayet de korkunc bir herifti. Kimse de “kardeşim hoop o kılıçla trene binemezsin!” demedi.

Sih dini islam ile hinduizmin sentezi dediler bize, ama soyle bir sentez: islamdan tek tanri inancini, din icin savasmayi ve et yemeyi almislar. Bence islamla pek alakasi yok. Sihler Hindistan’i istila eden muslumanlara karsi savastiklari icin hala bazi hindu aileler ilk erkek cocuklarini Sih olarak yetistirlermis.

Hindistan’da dikkatinizi cekecek baska bir sey ise sadhu denen kendini dine adamis adamlar. Hindu hayat tarzinin son safhasi dunyevi hayattan cekilip bir lokma bir hirka seklinde yasamak. Bu adamlari heryerde goruyorsunuz. Genellikle acik turuncu kiyafet giyip upuzun sac ve sakallari ile ciplak ayak geziniyorlar. Tapinaklarda yemek yiyorlar ve durmadan dua edip dini yerleri ziyaret ediyorlar. Olene kadar ailelerini islerini birakip daimi haci oluyorlar yani!

Varanasi
Ozellikle Varanasi (Benaras) sehrinde, ki bu sehrin hala icinde yasanan en eski sehir oldugunu iddia ediyorlar (Diyarbakir ile karsilastirmak lazim), her kosede bir sadhu var. Bu sehrin ozelligi en onemli kutsal sehirlerden birisi olmasi, kutsal Ganj Nehri’nin kiyisinda, ve bir hindu icin olunce yakilacagi en prestijli olu yakma yerleri burada, buradaki bazi yerlerde yakilanlar cennete bilet kestirmis oluyorlar. Nehrin kiyisinda sabahin 6′sinda sabah sporunu (yoga) yapanlar, disini fircalayanlar, kahverengi su icinde sabah banyosunu yapanlar, meditasyon yapanlar, camasir yikayanlar, iki dua edip para alan rahipler, alna renkli toz (tika) surup para alan rahipler, mum ve cicek satanlar, gargara yapanlar, acayip hint halterleri ile vucut gelistirenler, cins cins turistler, balikcilar, cins cins turistlere incik boncuk satmaya calisan cins cins seyyar saticilar, kayik gezisi yapan turistler icin kayikli saticilar, olu yakicilar, olu yakilirken para karsiligi sure basina para alan duacilar, olunun sonuna kadar yandigini (para karsiligi) kontrol ediciler, olu yakarken kotu kokmasin diye tozlar ve bezler satan dukkan sahipleri, ve daha daha seyyar saticilar ile karsilasmamak imkansiz.

Varanasi

Ganj Nehri’nin Kenarından Bir Manzara

Bir diger imkansiz sey ise daracik sokaklarda hayvan bokuna basmadan yurumek. Ama butun bunlar dindar hindulari bu sehre hacca gelmekten hint meraklisi batililari da hacca gelmis hintli gormeye gelmekten alikoymuyor tabii. Rehberimiz bu adamlarin Ganj Nehri’nin pis suyunu likir likir icip hasta falan olmadiklarini soyledi. Tanrilari koruyormus. Bence Hindistan’da gordugumuz en ilginc ve en pis yerdi burasi. Cok tavsiye ederim.

Dinin, din turizminin ve din somuruculugunun dunyadaki merkezi Hindistan iste boyle. Maalesef vakit darligindan batililarin akin akin gelip paralarini oluk oluk akittiklari gurularin tarikathanelerini goremedik. Aşram denilen bu muesseselerin en unlulerinden birisi Pune’deydi (Poona). Mumbai’a birkac saat mesafede. Fakat iceri girip bir gormek icin AIDS testi, ozel ders gibi zorunluluklar oldugundan vaktimiz olamadi. Merak edenler icin AIDS testinin sebebi su: sayin guru (ki kendisi bilimum tanrilarinin rahmetine kavusali 10 yil kadar olmus), ermenin evrelerinden birisinin vucudun onemsizligini kavramak oldugunu dusundugu icin, cinsel ihtiraslardan arinmak amaciyla cinselligin sinirsizca yasanmasi gerektigine inanip, batililara seks turizmi ve ermisligi bir pakette sunmus. Tabii ki basta Amerika olmak uzere butun bati ulkelerinden insanlar buraya akmislar. Simdi ise guru yok, ama tarikat Adnancilar veya Rasputin’in bagli oldugu yasak Khylysti mezhebi gibi seksin dayanilmaz cekiciliginin yardimi ile unlendigi icin, gecmisteki basarisini koruyor.

Bir dahaki sefere artik.

Aralık 1999,
New York

İlgili Yazılar / Related posts

Etiketler / Tags : ,
``

This post has 3 comments.

  1. Serkan Taylan
    12 Oct 08 3:00

    Bizim Yalcinkaya gitmisti Hindistan’a. Sadhu klanina dair ilginc bir bilgi vermisti. Bunlarin arasinda bir ay su icmeden yasayan muhterem insanlar varmis. Bir lokma bir hirka efsanesinin asli var ise tip doktorlarina muthis bir isaret fisegi islevi gorebilir. Bugunlerde adam kanserle mucadele stratejimiz kulliyen yanlis diyor. Dogal fiziki sebep sonuc iliskisini durdurabilecek bir telepati duzeyinde hastalik kalir mi artik? Isa’ya dair, en begendigim fakat kaynaksiz oykude, dag basinda Isa’nin karsisina Seytan cikar, atla su ucurumdan assagi da sikiyorsa tanrin seni kurtarsin, der. Isa’nin cevabi: Cekil Seytan. Ve yuruyup gider. Vucudunun su ihtiyacina dur diyen, Aids’e, kansere cekil diyebilir mi acaba…

  2. Elif
    04 Feb 09 6:09

    Özenmeyelim onlara,agarta denilen ikinci uygarlıktan yardım alıyorlar.Ruhunu şeytana satmak dedikleri şey.Hasta kalırım daha iyi.

  3. Necil Toktay
    28 Oct 09 6:15

    Hindistan’a gitmeye donuk bir vesile olmamisti, hayatimda bu gune kadar. Kuzenim Mahmut, Transandantel Meditation derneginin TR temsilcisi, cesitli kezler israr etti, yine gidememistim. Gecen hafta basinda Ayhan Sicimoglu ile bulustugumuzda, 2 saat Hindastan ve Nepal’i anlatti, ama acik konusmak gerekirse, Emin’in yazdigi kadar ansiklopedik icerikte bir ayrintiyi dinlememis, okumamistim. Muhtemelen Hindistan, hic ilgi alanim icine girmeyecek!

LEAVE A RESPONSE