Taksi Maceraları 2

Dogal sarisin, akca pakca kiz arkadasim ile soguk bir kis gunu takside ilerlemekteyiz. Isinmak icin birbirimize sokulmus, kisik sesle konusuyoruz, taksici de ara sira dikiz aynasindan arkaya bakiyor. Sonunda dayanamiyor ve iltifati yapistiriyor, “Abi, bu mevsimde de turist kariyi nerden buldun? Helal olsun valla!” Kiz arkadasimin cevabi, “Ben Turkum!” Taksici ozur diliyor, “Haa pardon abla, ben turis sandiydim.”

UYARI: Turkiye’de taksiye binmis olan her erkek okurun tahmin edecegi uzere, enteresan taksi muhabbetinin buyuk bir kismi “abaza” muhabbetidir. Bu sebepten asagidaki yaziyi 18 yasindan kucuklerin okumasi oldukca sakincalidir.  Unutmayiniz, hepsi gercektir!

Asagidaki yazilar benim basimdan gecmeyen taksi maceralari. Kahramanlarinin izniyle birinci tekil sahis ile anlatiyorum.

Bir, Arnavutkoy – Rumelihisari (Levent)
Yagmurlu bir gun sonrasindaki sakin toprak kokulu bir aksamustu bize gundelige gelen Gulderen Abla’yi hava kararmis oldugu icin taksi ile evine birakiyordum. Delikanli taksici Arnavutkoy’un dar yollarindan yukari karsidan asla insan/vesait gelmemecesine hizla cikiyordu. Duzluklerde debriyaj ve frenlere dusman gereksiz hizlanmalar, keskin donusler falan. Yollardaki su birikintilerine hic dikkat etmeden kullandigi icin kenardan yurumekte olan iki masum kizi bastan asagi islatti. Kizlarin birisi cok sinirlendi ve agzimiza sicacagini bagirarak acik ve secik bir sekilde soyledi.

Taksici aceleyle arabayi durdurup, indi. Kizlari, “Siz annenizden hic terbiye almadiniz mi?” diye uyardi ve arabaya geri bindi. Sinirli bir sekilde Rumelihisari’na vardik. Gulderen Abla’yi evine biraktik.

Taksici benim orda inmedigimi gorunce telaslandi, ayni yoldan geri gidecegimi soyleyince de rahatladi, “Ayni yoldan donucez di mi? Neyse… O kizlarin dediklerini duydun mu? Agzina sicarim dedi bana. Teyze olmasaydi agizlarinin payini verirdim ama terbiyem elvermedi.”

Ben agizlarinin payini nasi verecegini sormayinca devam etti, “Sic da got gorelim diycektim. Neymis? Islatmisim. O da ordan yurumesin. Simdi donuste kompile islaticam.”

Maalesef donuste kizlari gormedigimiz icin kompile islatmaya sahit olamadim.

Iki, Arnavutkoy – Etiler (Levent)
Taksi ile sahil yolundan Robert Kolej’e girdik. Yol dik, cok donemecli ve uc tarafi agacliktir. Agaclarin uzerinde arabalara karanlikta yolu gostermek icin kedigozleri konulmustur. Sofor bunlari kacirmadi ve hemen bana acikladi, “Aaa ne guzel yol burasi, her taraf agaclik. Bak bazi agaclari isaretlemisler, herhalde kesilmesin diye. Bunlar fazla okşijen veren agaclar.”

Bakti ben sessizim, devam etti, “Dunyada en fazla okşijen Amazon’da varmis. Sonra neresi biliyo musun?” “Yoo.” “Ayvalik! Ayvalik havadaki okşijende dunyada ikinciymis.  Bazi olcumlere gore yuzde seksen okşijen varmis havada. Ama Istanbul’da hava pis, burda herhalde yuzde bes falan vardir.”

Uc, Taksim – Ulus (Levent)
Taksim’de taksiye bindim. Cok trafik vardi, taksici ufleyip pufluyordu. Arabanin icine soyle bir baktim: kurt, uc hilal, sarkik biyik uclemesi. Taksici sinirli bir sekilde cik cik cik demeye basladi. Trafige killaniyor sandim. Sonra bir baktim megerse HADEP propaganda otobusune sinirleniyor. Zaman secim zamani, sinirler gergin.

Daha fazla dayanamadi ve “Su flamayi versene bana ordan” diye benden arka camdaki Turk bayragi flamasini istedi. Elleriyle bozkurt isareti yaparak flamanin ip kismini bas, orta ve yuzuk parmaklari arasinda tuttu, otobuse dogru salladi.

Otobusten bir kiz taksiciyi gorup hemen ivedi bir sekilde bas parmak isaret ve orta parmaklar arasinda hareketini yapti. Taksici cildirdi, “Gordun mu yaptigini? Haraket cekiyo! Zaten Turk bayragina alercisi var bunlarin. Minagodumun gomonisleri. Toplu gatliam yapcan bunlarin hepsine. Hepsini oldurecen!”

Ben zaten tirsmisim, bisey demedim. Taksici benden bekledigi destegi bulamayinca kapisini acip yandaki taksiciyle ayni muhabbeti cevirmeye basladi.

Dort, Kadikoy – Erenkoy (Levent)
Bu sefer son derece korkunc tipli bir soforum vardi, hemen sordu bana, “Gardasim nerelisin?”, “Adanaliyim”, hemen tipik cevap geldi, “Oyle denmeeeez. Adanaliyikh diyceksin. Neresindensin Adana’nin? Bir de Ceyhan de de tam ossun!”. “Yok, icindenim.” “Haaaa neyse, o zaman bir Muslum Baba patlatakh, burali lavikhlar dinlemiyolar.”

Bir Muslum Baba patlattik.

Bes, Kurucesme – Yenikoy (Levent)
Sofor bey bir bogazdaki akintiya, bir bana bakti ve acikladi: “Bir de elektrik sikintisi var derler. Vay be! Surdaki potensiyeli goruyo musun? Buraya bir hidrolik  santral yapsinlar, bak bakalim elektrik sikintisi kalir mi?”

Alti, Yesilkoy – Elmadag (Yalin)
Is icin Ingiliz bir musteriyi havaalanindan karsiladik, Elmadag’a getiriyoruz. Tam Ali Sami Yen Stadyumu’nun yanindan gecerken taksici Ingilzce giden lafa karisti. “Arkadas Ingiliz di mi?”, “Evet”, “Mister, look look! Ali Sami Yen Stadyum. Old Traffort trii trii, Ali Sami Yen ziro ziro, Manchestir Yunaytid takla!!!”

Musterimize taksici de boyle gecirmis oldu boylece.

Yedi, Taksim – Levent (Yalin)
Takside gidiyoruz, taksici abimiz spor haberlerini dinlemekte. Haberlerde Galatasaray’in Almanya’dan Falco Gotz’u transfer ettigi haberi veriliyor. Bunun uzerine takisiciden yorum: “Zaten bu Galatasaray ne kadar terbiyesiz isimli futbolcu varsa bulup alir. Once Ambramczik, sonra Dundar Siks, simdi de Falko Gotz”.

Cok yerinde bir tesbit tabii. Falco Gotz geldikten hemen sonra Milliyet’e demecini verir, “Bana Falco deyin!”

Ekleme: Galatasaray bu sene de az kalsin Boksic’i transfer edecekti!

Sekiz, Erenkoy – Kadikoy (Levent Z.)
Dogal sarisin, akca pakca kiz arkadasim ile soguk bir kis gunu takside ilerlemekteyiz. Isinmak icin birbirimize sokulmus, kisik sesle konusuyoruz, taksici de ara sira dikiz aynasindan arkaya bakiyor.

Sonunda dayanamiyor ve iltifati yapistiriyor, “Abi, bu mevsimde de turist kariyi nerden buldun? Helal olsun valla!”

Kiz arkadasimin cevabi, “Ben Turkum!”

Taksici ozur diliyor, “Haa pardon abla, ben turis sandiydim.”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *