Balıkçı kılıklı adamlar ellerindeki çapari oltalarının bir kancasını sağ burun deliğime, ötekisini kulağıma, üçüncüsünü gözüme geçirirken öteki ellerinde tuttukları sigaranın külü yere düşmesin (denize silkelenecek) diye oltalarının kurşununu ayağıma dolamaya çalışıyorlar. Bir tanesi oltasına yem takarken 4 metrelik olta sopasını denize dik koyup sonra havaya kaldırıyor, üstünden 1500 metre engelli yarışındaki gibi atlamanız gerekiyor. Ötekisi boğazdan orkinos yakalayacak ya, oltayı daha uzağa atabilmek için gerilip sağına soluna bakmadan haşırt diye sallıyor. Bir kere köpeğini gezdiren bir çiftin köpeğini yakaladı biri bu şekilde. Neyse ki köpek efendi çıktı da herife birşey olmadı. İçimden ulan şu köpek ben olsaydın da herifi ibret olsun diye kıçının en gevrek yerinden ısırsaydım diye düşünmedim değil.
Archive for June 2008
Daha önce Virginia Woolf okumadım, Hours filmini izlemedim ama maço bir şekilde yanılmayan maço önyargılarım Woolf’un fazla delikanlı bir yazar olmadığını söylüyor. Tabii maço ve delikanlı bir şekilde “Maço delikanlıysan senin okuma klübünde ne işin var ulan?” diye sormanız da mümkün. Okuma cemiyetinin tamamı murahhas olan azalarının %75′inin kadın olduğunu da düşünürsek işim olmaması lazım. Sonuçta işin içinden çıkamadım, şeriatın kestiği parmak acımaz dedim ve Mrs Dalloway’i ivedilikle edindim.


