Kara İstanbul

Bazı yazarlar kara hikayenin tanımını farklı düşündüğünden olsa gerek Zagor veya Conan macerası gibi olsun ve İstanbul’da geçsin diye anlamış; bazısı hikaye dediğin aforizma doludur, mümkün mertebe ukalalık yapayım diye düşünmüş; bazısı araba sürülebilecek, cezaevi olan, otel odalarında turistlerin kaldığı hernangi bir şehirde geçebilecek hikayesini şartları yerine getirmek amacıyla pek de kara olmayan semtlerimize yerleştirmiş; bazısı madem ölüm ve kadın olacak dublaj film havası da olmalı diye karakterlere “piç kurusu”, “tanrı aşkına” gibi sokakta duymayacağımız lafları ettirmiş; ecnebi bir neo-oryantalist yazar başka ecnebiler için İstanbul’un turistik yerlerinin arasına müslüman katiller koymuş; bazısı ise İstanbul ile ilgiliyse içinde bir rum bir ermeni bir de yahudi bulunmalıdır diye düşündüğünden Temel fıkrası gibi artık pek de görmediğimiz Lozan tanımı gayrimüslüm vatandaşlarımızı kullanmış…

Calvino yazısından beridir Okuma Cemiyeti‘nde üç kitap okuduk. Kara İstanbul, Then We Came to the End (Ve İşimiz Bitti) ve Franny and Zooey (Franny ve Zooey). Arka arkaya üç yazıda bunlardan sırayla bahsetmek istiyorum. Kara İstanbul hakkında söyleyecek fazla birşeyim olmadığından bu yazı en kısası olacak.

Kara İstanbul (ingilizcesi de Istanbul Noir olarak çıktı) Akashic isimli yayınevinin kara hikaye derlemeleri serisinin en yeni kitabı. Dünyanın çeşitli şehirlerindeki editörler yazarlara şehirlerinde geçen kara (noir) hikayeler yazdırıp bunları London Noir, Rome Noir hatta (New York şehri janra çok uygun olduğundan herhalde) Manhattan Noir, Brooklyn Noir gibi isimler altında topluyorlar.

Bu seriden başka kitap okumadım zira kara edebiyata özel bir merakım yok ama konu İstanbul gibi kara hikayelere çok müsait bir şehir olunca, Hikmet’in de derlemede bir hikayesi yer alınca, Okuma Cemiyeti olarak oybirliğiyle seçimsiz olaraktan okuma kararı aldık.

Kara İstanbul hem kara olmaya müsait (ve herkesin yazmayı istediği) Beyoğlu civarındaki hem de bana pek kara gelmeyen Altunizade, Sağmalcılar hatta Şaşkınbakkal gibi semtlerde geçen16 hikayenin bir derlemesiydi. Tabii ki 16 hikaye içinde beğendiklerim de oldu ama ortalamanın kötülüğü aslında yazdıkları güzel önsözle özenlerini gösteren editörler için üzülmeme sebep oldu.

Bu gibi ısmarlama iş vermenin ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyorum zira çok iyi tanımadığınız yazarlardan hikaye istiyorsunuz; hikayeyi hem kara olacak hem de İstanbul’un bir semtinde geçecek diyerek ve muhtemelen azami uzunluk da vererek limitliyorsunuz, sonra da başarı bekliyorsunuz.

Benim tahminim bazı yazarların kara tanımı benimkinden farklı. Dolayısıyle her internet bağımlısı gibi wikipedia’dan kontrol ettim ve “duygusalığa yer vermeden polisiye, seks ve cinayet temalarını işleyen edebi tür” gibi bir tanımla karşılaştım.

Bazı yazarlar kara hikayenin tanımını farklı düşündüğünden olsa gerek Zagor veya Conan macerası gibi olsun ve İstanbul’da geçsin diye anlamış; bazısı hikaye dediğin aforizma doludur, mümkün mertebe ukalalık yapayım diye düşünmüş; bazısı araba sürülebilecek, cezaevi olan, otel odalarında turistlerin kaldığı hernangi bir şehirde geçebilecek hikayesini şartları yerine getirmek amacıyla pek de kara olmayan semtlerimize yerleştirmiş; bazısı madem ölüm ve kadın olacak dublaj film havası da olmalı diye karakterlere “piç kurusu”, “tanrı aşkına” gibi sokakta duymayacağımız lafları ettirmiş; ecnebi bir neo-oryantalist yazar başka ecnebiler için İstanbul’un turistik yerlerinin arasına müslüman katiller koymuş; bazısı ise İstanbul ile ilgiliyse içinde bir rum bir ermeni bir de yahudi bulunmalıdır diye düşündüğünden Temel fıkrası gibi artık pek de görmediğimiz Lozan tanımı gayrimüslüm vatandaşlarımızı kullanmış…

Sevdiklerinden bahset derseniz 16 hikaye içinde 3 tanesi hoşuma gitti: Mustafa Ziyalan, Algan Sezgintüredi ve Hikmet Hükümenoğlu’nunkiler. Gerisi olmasa daha iyi olacaktı.

1 thought on “Kara İstanbul”

  1. algan sezginturedi’nin 2 tane de absurd komedi polisiye kitabi var. kesin seversin…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *