Taze Babalara Öğütler – Lohusa Blues

Uyduruyosam en adiyim, bir seferinde de suyu zaten bir önceki kalkışımda getirdiğimden ve bardaktaki su henüz buharlaşmamış olduğundan karım su isteyemedi. Rüyamda şutu çekmişken top havadayken sarsarak uyandırdı (rüyamda rakip defans oyuncusu omuzu koydu) ve “Salona bir gidip bakar mısın, orda mıyım?” diye sordu. “Hay hay” dedim, uykum kaçmasın diye gözlerimi açmadan salona gittim baktım. Salonda yoktu.

Lo-hu-sa is. (lohu’sa, l ince okunur) Rumca
Yeni doğum yapmış, huysuz kadın.
Annemin lohusa yatağı evin cepheye doğru, sonundaki ön odada idi” – Y.K. Karaosmanoğlu

Eskiden okul arkadaşlarımla bir araya geldiğimiz zaman sık konuşulan konulardan birisi yatakhane anılarıydı. İki okulda toplam 6.5 sene yatılı okuduğum için bir rakı sofrasını donatacak kadar yatakhane anım var çok şükür. Söylemesi ayıp, yatakhane anıları biteyazınca oldukça kısa süren askerliğimin anılarına geçsem Burdur’da tezkere bıraktım zannedersiniz. Anılarımın sadece yazabildiğim kısmı 8 sayfa tuttu.

(Askere gitmeyenlere ve gidemeyenlere not: “tezkere bırakmak” asker esnasında ortamdan çok hoşnut olup meslek olarak asker olmaya karar vermek demektir.)

Fakat son günlerde artık herkes (veya karıları) sanki insanlığın soyu tükenecekmişçesine pıtır pıtır doğurduğu için biz taze baba erkekler arasında askerlik muhabbetinin yerini karılarının lohusalığı esnasında çektiklerin muhabbeti almış durumda.

Doğru Yaklaşım Bu Olmalı
Karikatür: Yiğit Özgür, Penguen

Ben de travmadan daha yeni yeni kurtulabildiğim için artık yaşadıklarımı yazabilir duruma geldim. Ha bir de yazmakla bitmiyor, bu yazıların yayınlanması esnasında Seha’nın altın makası da sözkonusu. (Ormanda “Seha’nın sansür makası yavru leoparın dişlerinden on kat daha keskindir” derler.) Lohusayken bu yazının altın makas tarafından kuşa çevrileceği ve hatta benim bu yazıyı yazma suçundan yanında uyanık nöbet bekleme cezası alacağım kesindi, belki de ondan yazmamışımdır.

Suç ve Ceza
Karısı lohusa olan hemcinslerime yapacağım en kritik uyarı her zamanki gibi mümkünse kaçmaktır. Bildiğiniz gibi erkekliğin onda dokuzu kaçmaktır lafı karısı yeni doğuran erkekler için söylemiştir. Ama diyelim kaçamadınız, o zaman da hiç direnmemenizi tavsiye ederim.

Neden direnmeyeyim diye soracak cahillere hemen cevap vereyim, suçlusunuz da ondan direnmeyiniz! Suçunuz çocuğu doğurmamak ve emzirmemektir. Şimdi bu yazıyı okuyan en kılıbık erkekler bile bebeklerini bir kere bile emzirmiş olamazlar. Doğurmaları ise söz konusu değildir zira ellerinde olsaydı zaten karıları onların doğurmasını sağlardı.

Sonuç olarak ben kaçamadım, suçumu kabullendim ve fazla lagaluga yapmadan her lohusa kocasının çekeceği cezamı çekmeye koyuldum. Ne de olsa her canlı baba lohusa kocası olmayı tadacaktır.

O akşamlardan unutamadığım bir tanesinde bebek ağlayarak uyandı. Acıkmıştı. Karım önce bana “Kalk da bir bak bakalım belki emzirmeden susar” dedi. Neden sussundu? Bebek her 3 saatte bir acıkıyordu, son emzirmeden beridir 3 saatten fazla geçmişti. Ama dediğim gibi direnmek işleri daha da zorlaştıracağı için ivedilikle kalktım, bebeği pışpışladım, elimi kafasına koydum, elini tuttum ama nafile. Bunlar her lohusa kadının kocasının bileceği gibi karın doyuran aktiviteler değildir. Korkaraktan ve doğanın bana bahşedemediği emzirme kabiliyetine lanet okuyaraktan karıma “Acıkmış bu” dedim. Dedim mi emin değilim aslında, kendi sesimi bile tam duyamadım.

Karım hışımla kalktı ve bebeği elimden sokakta bebeğinizi aniden alıp öpmeye başlayan bir manyaktan alırcasına kaptı. Ben de ne yapacağımı bilemez durumda şıpır şıpır terlemeye başladım. Neyse ki bana da emir gecikmedi. “Bana bir bardak su!” Tabii hemen ayaklarım kıçıma değerek mutfağa koştum gittim getirdim.

İşkence Çeşitleri
Bir yerlerde nazilerin toplama kampındaki esilerlerine eziyet olsun diye bir çukur kazdırdıklarını daha sonra da bir sonraki gruba o çukuru kapattırdıklarını okumuşum. İnsana yapılacak en pis işkencelerden birisi bu bence. Verdiği emeğin hiçbir işe yaramayacağını bile bile emek vermesinin istenmesi. Mitolojideki Sisifos’un hikayesi gibi. Sisifos hayatı boyunca dağın tepesine çıkardığı kayanın geri yuvarlanmasını izleyip sonra tekrar çıkarmakla yükümlü kral.

Neyse gece uykumda, gündüz iki elim doluyken, gündüz otururken, ayaktayken, tuvaletteyken, duştayken, maçta Ümit Karan şutu çekmişken top havadayken karımın mütemadiyen istediği bir bardak suyu getiriyorum ve kendimi Sisifos gibi hissediyorum zira benim getirdiğim sudan bir damla içiliyor ve su kenara bir önceki yarım kalmış bardağın yanına konuyor.

Uzun bir süre bu işkence devam etti. Neyse ki bir süre sonra lohusa zamanlarındaki kederimi paylaşan kedimiz Malta’daki sürgününden döndü de o getirdiğim suları üzülmeyeyim diye birazcık içmeye başlamak suretiyle beni teselli etmeye başladı. Ama ilk günlerde kedi de evde olmadığından getirmiş olduğum su buharlaşana dek konulan yerde kalıyordu. Boş bardakları toplamasam ev birkaç gün içerisinde karikatürlerde damı akan daireler gibi çeşitli ebatlarda su kapları ile dolu olacaktı.

Sisifos İşareti

Dikkat Lohusa Kadın Kocası Çıkabilir

Uyduruyosam en adiyim, bir seferinde de suyu zaten bir önceki kalkışımda getirdiğimden ve bardaktaki su henüz buharlaşmamış olduğundan Seha su isteyemedi. Rüyamda şutu çekmişken top havadayken sarsarak uyandırdı (rüyamda rakip defans oyuncusu omuzu koydu) ve “Salona bir gidip bakar mısın, orda mıyım?” diye sordu. “Hay hay” dedim, uykum kaçmasın diye gözlerimi açmadan salona gittim baktım. Salonda yoktum.

Kısıtlamalar
Bir de şöyle bir durum söz konusu. Aslında bebek iki kişinin bebeği de olsa emziren ebeveyn anne olduğundan kendisi her zaman bebek üstünde daha fazla söz hakkına sahip. Bunu sorgulamamız söz konusu değil. Normal zamanlarda bu dayanılabilir bir sorun olabilir ama bu eşitsizliğin üstüne bir de lohusalığın getirdiği asabiyet avantajı eklenince hayat zindan oluyor.

Misal ben bebeğe bazı deneyler yapmak istiyorum. Ama deney yapmam kısıtlı izne tabi. Bebeğin koku duyusunu geliştirmek maksadıyla bilimum kokulu şeyleri koklatıyorum mesela. Çilek, mandalina kabuğu, nutella falan tamam. Ama daha enteresan şeylere gelince engelleniyorum. Mesela bebeğin kedi kakası, kullanılmış çorap, bozuk süt (anne sütü değil), kahve telvesi, çürük yaprak koklaması yasak. Halbuki bebeklerin üzerinde babaların da bazı hakları olmalı. Sonuçta biz de kaç ay boyunca annelere su getirmekle yükümlüyüz, bizim de emeğimiz söz konusu.

Yaptığım başka bir deney de bebeğin önüne 10 x 10 ebatlarında kareleri olan dama tahtası koyup bakmasını incelemek. O yaşlarda siyah/beyaz renkleri tercih ediyorlar. Mesela bu deneyi yapmam da yasak zira bebekle geçirdiğim zamanın iş yaparken geçiriyor olması gerekiyor. Alt değiştirmem serbest, her akşam bebeği bizzat yıkamam vacip, her gece uyutmam farz ama deneylerime gelince kendimi her seferinde izah etmem ve tasarladığım deneyi tek kişilik seçici kurula onaylatmam gerekiyor. Genellikle bu saçmalıklarla uğraşmaktansa bebeğin altını değiştirmem salık veriliyor.

Lohusa Zamanının İyi Yanları Yok Mu?
Kaynar, Adana Usulü Sıcak Fındıklı Lohusa Şerbeti
Fotoğraf: Esma İzgialp Tanglay Blogu

Dediğim gibi en güzel çözüm, doğumdan 3 ay önce ve doğumdan 3 ay sonra ortalıktan kaybolmak. Olmuyorsa işlerinizi öyle bir ayarlayın ki lohusa günlerde sürekli şehir dışında olun. İşiniz seyahata müsait değilse iş değiştirin. O da olmazsa geç saatlerde toplantılarınız olması faydalı olabilir. Geceleri telefon ederseniz zaten lohusa karınız o kadar yorgun olacaktır ki uzun uzun konuşmayacaktır. İlgi gösteriniz, bebeği sorunuz, şehir dışına kaçabildiyseniz arkadaşlarını yollayıp ziyaretlerde bulunmalarını teşvik ediniz.

Bir de benden duymuş olmayınız ama karınızın sevmediğiniz arkadaşları varsa lohusa zamanlarında bir araya gelmelerini sağlamak çok faydalı olabilir. Lohusa sabrı diye birşey yoktur, her an her şey olabilir. Bir bakmışsınız bir sorun daha hallolmuş ve mutlu bir taze baba olma yolunda ilerliyorsunuz. Bu kıyağımı da unutmayınız.

(Diğer bebek/baba yazıları için buraya veya buraya bakabilirsiniz.)

7 thoughts on “Taze Babalara Öğütler – Lohusa Blues”

  1. Uf, canım kaynar çekti. Bol cevizli.
    Starbucks’taki chai latte bizim kaynara benziyor. Bir tek üstünün cevizleri eksik. Onu da aslında evden tamamlayabilirsiniz. Ben yaptım, oldu. Hehe.

  2. Gökçe: Kutlu olsun tabii. Hakettim.
    Serhan: Abicim ama biz de insanız di mi güzel kardeşim? Hem de babalar günü, belden aşağı vurmayalım lütfen.
    KocAllianz: Sansür ama dikkatini çekerim Lohusa zamanında göstermedim 2 sene bekledim.
    Beste: Çok teşekkürler! Aslında bu bayağı eski bir yazı, ama anca cesaret ettim 🙂
    Ayşe: Çok çektik biz, ama kan tükürdük kızılcık şerbeti dedik. Veya kol kırıldı yen içinde kaldı!

  3. Selam, yazınızı tedadüfen gördüm çok güldüm keşke eşimde türkçe bilip ince ironinin zevkine varıp okuyabilseydi çok keyiflenirdi yanlız olmadığı için 🙂 Daha bitmedi biraz önce oğluşun erken uyumamasının sebebinin babası olduğu konusunda uzlaştık 😉 Önünüzde zevkli uzun bir yol ve yazılacak güzel yazılar var. Bol şanslar…

  4. Sansurden gecmis hali buysa kirpilmamis halini epey merak ettim simdi. Ozelden lutfen…

  5. Babalar gunun kutlu olsun.

    Ancak yazinda bir baska sucunu ele vermissin, eminim dikkatli gozlere sahip denetleme kurulundan kacmamistir:
    “Buharlasan suyun bulundugu bardagin yanina konulan dolu su bardagi”

    Yorgunluktan bu konuyla ilgili senin buharlastirilmamis olman sansli bir tesaduf. O bardak oncelikle neden bosaliyor, ikincisi bosalmasina ragmen neden orada kaliyor, ucuncusu hadi kaldi diyelim yeni bardak dolduruluken neden beraberinde mutfaga goturulmuyor ve son olarak hadi butun bunlari sorumsuzca atladin geldiginde gordugun bardak hala neden orada kaliyor?

    Verilmis sadakan varmis 😉

    Tamam lohusa tecrubemiz olmasa da var bizim de bildigimiz seyler.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *