Khan Academy ve MOOC’lar

İbrahim Tatlıses’in meşhur bahanesi zamanı için ülkemizdeki sosyal eşitsizliği göstermesi açısından çok önemliydi. Başını kaçıranlar için özet: fenomen sanatçımız İbrahim Tatlıses katıldığı bir programda eğitimi sorulduğunda, “Urfa’da Oxford vardı da gitmedik mi?” diye cevap vermişti. Konuyu araştırırken o programı da buldum, popüler kültürü düzeltelim, “Urfa’da Oxford mudur neydir işte, okul yoktu ki biz okuyalım” demiş.

Şimdi insanlığın en büyük icadı internet sayesinde günümüzün İbrahim Tatlıses’leri vakitleri ve internete erişimleri varsa artık Oxford’a gidebilecekler. Bu oyun değiştirici denilen cins eğitim programlarına İngilizce kısaltması ile MOOC deniyor. (Massive Online Open Courses , “Muk” okuyunuz, Türkçe meali: Kitlesel Umumi İnternet Dershaneleri.)

Ekrana O Kadar Bakarsanız Gözünüz Bozulur Tabii

Ekrana O Kadar Bakarsanız Gözünüz Bozulur Tabii

Oyun değiştirici gibi antipatik bir laf kullanmamın sebebi bu iş ciddileştikçe bildiğimiz anlamda eğitimin de adamakıllı değişmek zorunda kalacak olması. MOOC vagonuna ilk atlayanlar tabii ki Amerikan üniversiteleri oldular (bkz. EdX) ve bazı derslerini bilabedel internete koydular. Bir süre sonra konuya ısınan yatırımcılar hızlandılar ve Stanford Universitesi’nden iki profesörün kurduğu, Facebook ve Twitter’dan daha hızlı büyüyen Coursera ve rakipleri Udacity işi ilerletti. Coursera ve Udacity şimdilik derslerini lisans karşılığı gerçek okullara satarak, bitirenlere ödeme karşılığı sertifika vererek, Amazon’dan alınan kitaplardan yüzde alarak veya iyi öğrencilerini şirketlere tanıştırarak ufaktan gelir bile elde ediyor. Yakında bu derslerin sonunda girilerek geçilen imtihanlardan gerçek üniversite kredisi almak da mümkün olabilir.

Ama bunların öncesinde 2003 yılında finansçı Salman Khan yeğeni Nadia’ya internet üzerinden ders vermeye başladı. Bir süre sonra istekli öğrenci sayısı artınca bu dersleri kaydedip Youtube’a koyma yoluna gitti. Salman Khan’ın eğlenceli öğretme metodu öğrenciler (izleyiciler) tarafından çok beğenilince kanalın izleyicileri kartopu gibi arttı. Bunun üzerine Salman Khan işini bırakıp önce kendi kaynaklarıyla Khan Academy’yi kurdu ve dünyanın her yerinde öğrenmek isteyenler için dersler kaydetti; daha sonra işler ciddileşince de bulduğu bağışçılar sayesinde işi büyüttü. Bir ropörtajında Bill Gates “Melinda ile birlikte Khan Academy’yi keşfettiğimizden beridir kızlara ders vermeyi bıraktık” deyince Khan Academy iyice koptu.

İşte Salman Khan

İşte Salman Khan

Eskiden bu dersleri anlamak için İngilizce bilmek gerekiyordu. Ama artık STFA’nın sponsorluğunda “Herkese, her zaman, heryerde dünya standartlarda ücretsiz eğitim” veren Khan Academy dersleri Türkçe’ye de çevrildi. http://khanacademy.org.tr adresinden ulaşabileceğiniz ücretsiz, bağışlarla fonlanan dersler hem sınıflara hem de konulara göre ayrılmış durumda.

Bu yazının yazıldığı Mart 2014 itibariyle tam 2000′den fazla Türkçe seslendirilmiş ders var! Altyazı okumaya itirazınız yoksa bu sayı 4500′e varıyor. Bir milyonuncu Türkçe ders 2014′ün 11. Haftasında izlendi, metrobüste ders yapmak isteyenler için mobil app de çok yakında çıkıyormuş.

Hepsi bedava, hepsi en iyi hocalar tarafından hazırlanmış, kaliteli ve güzel. Şimdi günümüzün İbrahim Tatlıses’leri düşünsün!

Related Posts
  1. Udacity’i bilmiyordum. Yoğun bir şekilde Coursera’ya takmış durumdayım:-)

Yorum Yazınız / Leave a Reply

%d bloggers like this: