Guatemala

Tepede, büyük bir ağacın altında dört-beş kişi karşımıza çıktı. Tek kelime etmeden bize bakıyorlardı. Biz Ruben’in etrafında bir yarım daire olup onu dinliyorduk. Normalde kıpırdayan her şeyin fotoğrafını çeken Vikram bile hareketsizdi. Biri ağacın altında, biri yanda taştan yapılma iki dev kafanın ortasında Mayalar bir ağaç kütüğünün etrafında sessizce duruyorlardı. Yerde 5-6 tane kocaman puro, yarı içilmiş içki şişeleri, kırmızı/beyaz/siyah mumlar ve bir adet yeni öldürülmüş gibi duran bir tavuk vardı.

Tatillerimi kıskanan sevgili arkadaşlarımın nazarı yüzünden seyahatleri yatakta istirahat ederek geçirir oldum. En son, kardeşimin mezuniyeti için gittiğim Amerika’da 2-3 gün ateş ve boğaz ağrısından mustariptim. Bu sefer de 39,5 dereceyi bulan ateş, boğazağrısı ve öksürük beni gurbet ellerde yataklara düşürdü. Dört günüm yatakta geçti. Bu hastalık melanetinin tek olumlu tarafı ise, yanımda götürdüğüm bütün kitap ve dergileri ilk kez bitirebilmem oldu.

Neden Guatemala? İsmi erkek ismi olmasına rağmen erkek olmayan karım Seha’nın, Amerika’dan bir iş arkadaşı olan Maria, Guatemalalıdır. Aslında bu kadar da basit değil, babası yarı Musevi, yarı Katolik, annesi ise yüzdeyüz Katoliktir. Babası yarı Musevi olduğu için Maria’nın Katolik babaannesi işi sansa bırakmayıp oğlunu papaz okuluna göndermiş. Papaz okulu sonrası evlenen baba ve anne Guatemala’da bir süre yaşadıktan sonra iyice azıtan iç savaş yüzünden Panama’ya kaçmışlar. Maria küçükken Panama’da büyümüş, daha sonra ortam biraz sakinleyince ailece Guatemala’ya dönmüşler. Babası hâlâ sık sık görüştüğü (düğünü de şereflendiren) ilkokul arkadaşlarıyla kafa kafaya verip bir parti kurmuş ve iç savaşın mahvettiği yurdunu kurtarmak için politikaya atılmışlar. İktidara da gelmişler! Ve 1996 senesinde, çok önemli bir iş başararak ateşkesi sağlamışlar.

Yazının Devamı / Continue Reading