Bangkok – Yapış Yapış Bir Cumartesi

Taylandlılar zaten çok kibar insanlar, bizim gibi yabancılara da ekstra kibar oldukları için tayland popu çalan tıklım tıklım barda rahatlıkla ilerledik. Köşede prenses ve arkadaşları eğlence halindelerdi. Bir delikanlıya hangisinin prenses olduğunu sordum erkek arkadaşının kucağında oturan beli açık dar kot pantolonlu bir kızı gösterdi.

Üniversiteden Aurelien Boulet isimli bir Fransız arkadaşım var ama kendisine Erdoğan Gülle demeyi tercih ediyorum. Malum Aurelien biz frankofon olmayan türkler için telaffuzu oldukça zor bir isim. Ayrıca kendisini Türkiye’de çalışmaya ikna etmeye çalıştığım için ismini de Erdoğan olarak değiştirdim.

Erdoğan çokuluslu tabir edilen bir firmanın Tayland’daki bürosunda çalışıyor.

2005’te Tayland’a gittiğinden beri bizi oraya davet eder dururdu. Şirketinin Bangkok’un müreffeh bir semtinde tuttuğu dayalı döşeli harika gibi bir dairede kalıyordu, fazladan bir odası da hazırdı. Üstelik her an başka bir ülkeye transfer olması söz konusuydu gitmezsek şansımız yanacaktı. Eh, sonunda uzatmalı sevgilisi Esther’i de sağ parmağına yüzüğü takarak yanına almıştı.

Erkek milletinin ekserisi gibi daima özgür kalacağı iddiasında yaşayan Erdoğan da yüzüğü takınca artık evdeki planların müştereken alındığını kavradık ve bayram tatili planlarımızı her türk evladı gibi son dakikada yaparak 2006 yılının Ocak ayında 13 saat süren –hayatımızın en uzun– uçak yolculuğu sonunda, sıcak ve nemli bir Cumartesi sabahı, Bangkok’a vardık.

Yazının Devamı / Continue Reading