Lizbon ve Gulbenkian

Kalust Gülbenkyan’ı (Calouste Gulbenkian) ilk duyuşum uzun zaman önce bir gazete yazısında olmuştu. Türkiye’nin çıkardığı bürokratik zorluklar sonucunda Irak petrollerinden kazandığı paralarla kurduğu koleksiyonuna Lizbon’da müze yaptırmaya karar vermiş bir Osmanlı Ermenisi olduğunu hatırlıyordum.

Üyesi olduğum bir Avrupa iş derneğinin düzenli toplantıları senede dört kez yapılıyor. Bunların iki tanesi her zaman Amsterdam’da – ama ilkbahar ve sonbahar toplantıları gezici. Bu seneki ilkbahar toplantısı Lizbon’da düzenlenince ilk kez Portekiz’e gitme şansım oldu. Uçak saatleri sayesinde de iki öğleden sonra şehri gezebildim.

Yazının Devamı / Continue Reading

Amsterdam’da Pantolon ve Koşu Ayakkabısı Alışverişi

Ayakkabılarımdan memnun olmama rağmen meraktan bilimum testleri yapmaya karar verdim. Önce ayaklarınızın kenarlarına ufak mavi noktalar koydu, sonra ayaklarımı bir kutuya sokturup 3 boyutlu scan etti. Scan sonunda ayaklarımın tam olarak numarasını ve daha önemlisi genişliğini belirledi. (¨Kocam dışarıda bekliyor Doktor Bey¨ fıkrasını bilenler bilmeyenlere anlatsın.)

Amsterdam yazımı aslında Schalke – Galatasaray maçı yazımın içinde yazmıştım ama sonra bu iki yazının çok farklı okurlara hitap ettiğine karar verip ikisini ayırdım. Bu orijinal yazının ilk ve daha az delikanlı olan kısmıdır.

Yazının Devamı / Continue Reading

Schalke 04 – Galatasaray (12 Mart 2013), Gelsenkirschen

Gördüğümüz tek kavga birbirleriyle Almanca konuşan iki Türk arasında çıktı. Dönüş otobüsünde Schalke’li arkadaşıyla gelen GS formalı adam birilerine ¨Hakem de sizi tuttu¨ demiş, yanımızdaki genç irisi celallendi ve 5-6 metre mesafeden bağırmaya başladı. Neyse ki başka Almanca konuşan delikanlılar araya girdiler de sakinleşti. Sonra da sağolsun kavgayı kendisi bizlere tercüme etti.

Her sene bu zamanlarda kardeşimle ile birlikte Almanya’ya gelmemiz gerekiyor. Bu sene uyanıklık ederek bütün toplantıları Schalke – Galatasaray maçına göre ayarladık, iyi de etmişiz.

Yazının Devamı / Continue Reading

Sosyete Monopoly Temalı Bira Turu (Mızmız Organizatör)

Daha once vurguladigimiz uzere, bizde malesef 22 sokak/semt + 4 tren istasyonuna esdeger sayida birahane ziyaret edip, her birinde yarimsar pint’lik bira icecek ne zaman var, ne sabir, ne de kondüsyon. Her ne kadar ilk bira turumuzda her duragimizda yarim pint yerine bir tam pint icmis olsak ve bazi istirakciler biralarini votka shot’larla takviye etmekte israrci davranmis olsalar da (bkz. Ailebabası Organizatör) o bira turunda takriben 5 saat zarfinda hepi topu 7 birahane ziyaret edebildigimiz dusunulunce, Monopoly bira turunu kendi gerceklerimize uyarlamamiz gerektigi asikardir.

Şarapçı’nın notu: 1. Geleneksel Londra Bira Turu çok sevilince ikincisini yapmaya karar verdik. Bu sefer organizasyonu Sayın Mızmız Organizatör yaptı. Aşağıda tarafımdan hafifçe edit edilmiş mükemmel yazısını bulacaksınız:

Yazının Devamı / Continue Reading

1. Geleneksel Londra Bira Turu

The Swan’ın özelliği zamanında Hyde Park’ta asılan hükümlülerin son içkilerini içtikleri mekan olmasıydı. Bir başka özelliği de bira alma sırasının bana gelmiş olması. Barmene 4 bira 4 tane de susatıp içki miktarını arttırma amacıyla yenmesi bir gelenek olan ekşi krema ve soğan aromalı cips söyledikten sonra arkadaşlarımdan birisinin 192 boyunda, 99 kilo olduğunu ve ivedilikle sarhoş olmak istediğini fakat çok dayanıklı olduğundan biranın kesmediğini iddia ettiğini dolayısıyla bardağına bir ölçek votka eklemesini rica ettim. Barmenin gözeleri ışıldadı ve “O zaman iki ölçek votka!” deyip itiraz etmeme izin vermeden votkaları boşalttı.

Geçen sene Londra’da bir Cumartesi günü geçirme şansım olduğunda uzun zamandır aklımda olan bira turunu (pub crawl) yapma heyecanıyla yanıp tutuşmaya başladım.

Londralı biraseverler/alkolikler tarafından “Circle Line Pub Crawl” olarak bilinen bir gelenek söz konusu. Olay çok basit: Londra metrosunda sarı renkle gösterilen Circle Line’da kullanabileceğiniz bir adet limitsiz metro bileti alınır, her durakta inilir ve en yakın pub’a (ingiliz usulu birahane) girilir, half pint (284.15 ml) denilen en küçük biradan bir tane içilir ve bir sonraki durağa gitmek için tekrar metroya binilir. Bütün hattın üzerindeki 26 durak tamamlanınca tur biter.

Yazının Devamı / Continue Reading