Why Nations Fail (Ulusların Düşüşü), Daron Acemoglu – James Robinson

Daron Acemoğlu ve arkadaşı yazar James Robinson “Neden bazı ülkeler zengin bazıları fakirdir?” sorusunu cevaplamaya çalışmışlar. Bunun için önce diğer teorilere aksi örnekler bulmuşlar (coğrafya olamaz, din olamaz, dil olamaz, kültür olamaz, ellerindeki teknoloji olamaz vs.) daha sonra da kendi teorilerini tarihsel sebepleri ile beraber açıklamışlar. Verdikleri cevap, “Ülkeleri zengin veya fakir yapan şey insanların kurduğu politik ve ekonomik sistemlerdir.”

Facebook’un kurucu ve CEO’su Mark Zuckerberg enteresan bir tip. Önceki sene Çince öğrenmeye karar vermiş ve Çince mülakat yapabilecek kadar ilerletmişti. Geçen sene yediklerinin etkisini hissetmek amacıyla kendi öldürmediği hayvanı yememe kararı almıştı. Bu sene de iki haftada bir edebiyat dışı kitap okuma kararı almış. Seçtiği kitabı Facebook’taki A Year of Books isimli sayfadan yayınlıyor, sonrasında ise yazarı davet edip diğer okurlarla birlikte soru-cevap yapıyor.

Yazının Devamı / Continue Reading

Sisters Brothers (Sisters Kardeşler), Patrick deWitt

Kovboy filmlerini pek sevmesem de elime geçen her türlü kovboy çizgi romanını (Teksas, Tommiks, Tom Braks, Zagor, 1950’lerin Kovboyu Mister No ve tabii ki Red Kit) okumuşumdur o yüzden kitaba müspet bir önyargı ile yaklaşmıştım. Hatta Okuma Cemiyeti’ne çok uygun olduğunu düşünüyordum, lakin cemiyetteki kadın ağırlığından çekindiğim için önermemiştim. Bu bakımdan beni tatmin etse de Sisters Brothers bir kovboy romanı değil. Şöyle anlatayım: Sopranos (link) ne kadar mafya dizisi ise Sisters Brothers da o kadar kovboy romanı.

En sevdiğim kitaplardan Midnight’s Children‘ın Booker of Bookers’ı kazandığını farkettiğimden beri her sene Booker listesine uzun uzun bakar, kitapların özetlerini ve eleştirilerini okur, sonra da bazen bir tanesini alıp (şimdilik) 147 kitaplık okunacaklar listeme eklerim.

Geçen sene listeye bakıp yorumları okurken kafama yazdığım Patrick deWitt’in Sisters Brothers kitabı ile New York’taki meşhur McNally Jackson kitapçısında karşılaşınca mavi nostaljik kabından tuttuğum gibi ivedilikle elimdeki çocuk kitapları kulesine ekledim. Kitap Türkçe’ye Sisters Kardeşler adıyla tercüme edilmiş – ben olsam western adetlerimize uygun olarak Sisters Biraderler derdim ama olsun.

Yazının Devamı / Continue Reading

Cat’s Cradle (Kedi Beşiği), Kurt Vonnegut

Kitabı kısaca soğuk savaş ve bilim, daha çok şeye sahip olma hırsı, dinlerin ve yasakların insanları kontrol etmek için kullanılması ve Kurt Vonnegut’un uydurduğu eğlenceli bir din ve dinin kendi kavramları hakkında diye özetleyebiliriz. Ve kitabı okumadan önce bu tanımı söyleselerdi kitabı bir oturuşta bitirirdim. Lakin yazarın fazlaya kaçan alaycılığı hatta okuru küçümsemesi, soğuk savaşın bitmiş olması yüzünden temalardan birinin anakronistik ve kadük kalması etkisini azaltıyor. Yine de sevmedim diyemeyeceğim.

Okuma Cemiyeti’nin neredeyse bir senelik duruşundan sonra yeniden başlarken kitap seçme riskine girmeyip eski listemize baktık.  Sonuçta üniversiteden de abim sayılacak olan Kurt Vonnegut’un Kedi Merdiveni kitabı ile Cemiyet hayata döndü.

Yazının Devamı / Continue Reading

Norwegian Wood (Imkansizin Sarkisi), Haruki Murakami

Norwegian Wood (dilimize Fransızca ismindeki gibi “İmkansızın Şarkısı” olarak çevrilmiş) 1960’ların Tokyo’sunda ailesinden uzak, garip oda arkadaşıyla beraber bir üniversite yatakhanesinde yaşayan Toru Watanabe isimli bir talebe ve etrafındaki iki kadından müteşekkil aşk üçgeni hakkında bir kitap. Tabii zaman 60’lar olunca işin içine Beatles, cinsel bağımsızlığını kazanmış kadınlar, ucundan azıcık anti-emperyalist öğrenci hareketleri ve bol miktarda aşk de giriyor. Watanabe birçok Murakami karakteri gibi müziğe, edebiyata ve biraya meraklı yanlız bir delikanlı, birçok ergen gibi kafası karışık ve depresif. (Murakami okurken favori aktivitemin müzik dinlerken soğuk bir bira içmek olduğunu söylemiş miydim?)

Okuma Cemiyeti’nin durumu pek iyi değil.  İlk başladığımızda her azanın iyi tanımadığı en az bir başka aza olduğundan herkes sorumluluk duygusu içerisinde okur ve toplantıları aksatmazdı. Hikmet Bey gibi edebiyatperverler söz konusu kitabın ekolünden 3 tane daha kitap okurdu, Banu kitapların arkasına post-it’lere notlar alırdı, Seha kitapları bitirirdi, Başak’ın son dakikada işi çıkmazdı, Güldem ve Burcu toplantı boyunca hararetli bir şekilde kitabı tartışırlardı.

Aradan geçen 3 sene sonunda (1 Mayıs 2011’de 3. sene bitti) iyice samimileştik.  Artık toplantılar her seferinde en az 3 kere erteleniyor, sonunda toplandığımızda 7 kişinin 5 tanesi geliyor, gelenlerin de 3 tanesi kitabı bitirmiş oluyor. Toplantının başlangıcında herkes ailesi, sevgilisi ve işi hakkında şikayet ediyor. Tam dertleşme bitip de konuya girerken bir anda birisi “Ayol duydunuz mu?  Muzaffer Beylerin Amerikadaki büyük oğlu karısından boşanıyormuş!” diyor ve bir anda tekrar kitabımızla alakası olmayan başka bir muhabbet başlıyor.

Yazının Devamı / Continue Reading

Netherland (Hollanda), Joseph O’Neill

Hans eşofmanı ve kocaman güneş gözlükleri ile Monika Lewisnky’yi görüyorsa biz de o zaman evli olan Ethan Hawke ve Uma Therman ile karşılaşırdık. Hans’ın kaldığı Chelsea Hotel’de bir komşusu Kuruçeşme’deki konserlerindeki Martin Gore gibi kanatlar takmış gelinlikli Türk Mehmet Taşpınar ise bizim de alt komşumuz olan gey çift kar yağınca teraslarında kardan kadın yaparlardı. Hans’ın çevresinde yanlızlığına ilaç olan kriket arkadaşları Amerika’daki yeni hayatlarında sürekli garip bir işlerin peşinde koşarken bizim birçok arkadaşımız kendilerine New York’a getiren havalı işlerini bırakıp o zaman dotcom denilen yeni internet şirketlerine veya hızla yükselen Nasdaq borsasına bodoslama dalmışlardı.

Nehrin Dönemeci (A Bend in the River) kitabının yazısında da bahsettiğim gibi Okuma Cemiyeti’ndeki en heyecanla beklediğim kitaplardan birisi Joseph O’Neill’ın Pen/Faulkner ödüllü kitabı Netherland oldu.  Pen/Faulkner ödülünün önemi seçenlerin yazarlar olması.  İnsanın meslektaşları tarafından ödüllendirilmesinin çok gurur verici olduğunu düşünmekle beraber diğer ödüllü kitaplar arasından da sevdiğim ikinci bir kitap bulamadım.  Öte yandan Netherland‘ı da bana birisi “kriket ve 11 Eylül sonrası New York’un psikolojisi hakkında hüzünlü bir roman” diye tarif etse seveceğimi hiç düşünmezdim.

Yazının Devamı / Continue Reading