<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>www.sarapci.com &#187; Baba Yazıları</title>
	<atom:link href="http://sarapci.com/category/yazilar/baba-yazilari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://sarapci.com</link>
	<description>Geziler...Fikirler...Anılar...Kitaplar...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 05 Aug 2011 06:01:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues</title>
		<link>http://sarapci.com/2009/06/20/taze-babalara-ogutler-lohusa-blues</link>
		<comments>http://sarapci.com/2009/06/20/taze-babalara-ogutler-lohusa-blues#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2009 19:15:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sarapci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Baba Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sarapci.com/?p=430</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;margin-right:10px;""><img src="http://sarapci.com/images/baba_lohusa_lohusa.jpg" alt=""/></div>Uyduruyosam en adiyim, bir seferinde de suyu zaten bir önceki kalkışımda getirdiğimden ve bardaktaki su henüz buharlaşmamış olduğundan karım su isteyemedi.  Rüyamda şutu çekmişken top havadayken sarsarak uyandırdı  (rüyamda rakip defans oyuncusu omuzu koydu) ve “Salona bir gidip bakar mısın, orda mıyım?” diye sordu.  “Hay hay” dedim, uykum kaçmasın diye gözlerimi açmadan salona gittim baktım.  Salonda yoktu.  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2009%2F06%2F20%2Ftaze-babalara-ogutler-lohusa-blues"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2009%2F06%2F20%2Ftaze-babalara-ogutler-lohusa-blues&amp;style=normal" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Lo-hu-sa<em> is.</em> (<em>lohu’sa, l ince okunur</em>) Rumca<br />
Yeni doğum yapmış, huysuz kadın.</p>
<p>“<em>Annemin lohusa yatağı evin cepheye doğru, sonundaki ön odada idi</em>” – Y.K. Karaosmanoğlu</p>
<p>Eskiden okul arkadaşlarımla bir araya geldiğimiz zaman sık konuşulan konulardan birisi yatakhane anılarıydı.  İki okulda toplam 6.5 sene yatılı okuduğum için bir rakı sofrasını donatacak kadar yatakhane anım var çok şükür.    Söylemesi ayıp, yatakhane anıları biteyazınca oldukça kısa süren askerliğimin anılarına geçsem Burdur&#8217;da tezkere bıraktım zannedersiniz.  Anılarımın sadece <a>yazabildiğim kısmı</a> 8 sayfa tuttu.</p>
<p>(Askere gitmeyenlere ve gidemeyenlere not: &#8220;tezkere bırakmak&#8221; asker esnasında ortamdan çok hoşnut olup meslek olarak asker olmaya karar vermek demektir.)</p>
<p>Fakat son günlerde artık herkes (veya karıları) sanki insanlığın soyu tükenecekmişçesine pıtır pıtır doğurduğu için biz taze baba erkekler arasında askerlik muhabbetinin yerini karılarının lohusalığı esnasında çektiklerin muhabbeti almış durumda.</p>
<div style="text-align:center;"><img src="http://sarapci.com/images/baba_lohusa_yohusa.jpg" alt="" /></div>
<p style="text-align: center;"><em>Doğru Yaklaşım Bu Olmalı<br />
Karikatür: Yiğit Özgür, Penguen</em></p>
<p>Ben de travmadan daha yeni yeni kurtulabildiğim için artık yaşadıklarımı yazabilir duruma geldim.  Ha bir de yazmakla bitmiyor, bu yazıların yayınlanması esnasında Seha’nın altın makası da sözkonusu.  (Ormanda &#8220;Seha&#8217;nın sansür makası yavru leoparın dişlerinden on kat daha keskindir&#8221; derler.)  Lohusayken bu yazının altın makas tarafından kuşa çevrileceği ve hatta benim bu yazıyı yazma suçundan yanında uyanık nöbet bekleme cezası alacağım kesindi, belki de ondan yazmamışımdır.</p>
<p><strong>Suç ve Ceza</strong><br />
Karısı lohusa olan hemcinslerime yapacağım en kritik uyarı her zamanki gibi mümkünse kaçmaktır.  Bildiğiniz gibi erkekliğin onda dokuzu kaçmaktır lafı karısı yeni doğuran erkekler için söylemiştir.  Ama diyelim kaçamadınız, o zaman da hiç direnmemenizi tavsiye ederim.</p>
<p>Neden direnmeyeyim diye soracak cahillere hemen cevap vereyim, suçlusunuz da ondan direnmeyiniz!  Suçunuz çocuğu doğurmamak ve emzirmemektir.  Şimdi bu yazıyı okuyan en kılıbık erkekler bile bebeklerini bir kere bile emzirmiş olamazlar.  Doğurmaları ise söz konusu değildir zira ellerinde olsaydı zaten karıları onların doğurmasını sağlardı.</p>
<p>Sonuç olarak ben kaçamadım, suçumu kabullendim ve fazla lagaluga yapmadan her lohusa kocasının çekeceği cezamı çekmeye koyuldum.  Ne de olsa her canlı baba lohusa kocası olmayı tadacaktır.</p>
<p>O akşamlardan unutamadığım bir tanesinde bebek ağlayarak uyandı.  Acıkmıştı.  Karım önce bana &#8220;Kalk da bir bak bakalım belki emzirmeden susar&#8221; dedi.  Neden sussundu?  Bebek her 3 saatte bir acıkıyordu, son emzirmeden beridir 3 saatten fazla geçmişti.  Ama dediğim gibi direnmek işleri daha da zorlaştıracağı için ivedilikle kalktım, bebeği pışpışladım, elimi kafasına koydum, elini tuttum ama nafile.  Bunlar her lohusa kadının kocasının bileceği gibi karın doyuran aktiviteler değildir.  Korkaraktan ve doğanın bana bahşedemediği emzirme kabiliyetine lanet okuyaraktan karıma “Acıkmış bu” dedim.  Dedim mi emin değilim aslında, kendi sesimi bile tam duyamadım.</p>
<p>Karım hışımla kalktı ve bebeği elimden sokakta bebeğinizi aniden alıp öpmeye başlayan bir manyaktan alırcasına kaptı.  Ben de ne yapacağımı bilemez durumda şıpır şıpır terlemeye başladım.  Neyse ki bana da emir gecikmedi.  “Bana bir bardak su!”  Tabii hemen ayaklarım kıçıma değerek mutfağa koştum gittim getirdim.</p>
<p><strong>İşkence Çeşitleri</strong></p>
<p>Bir yerlerde nazilerin toplama kampındaki esilerlerine eziyet olsun diye bir çukur kazdırdıklarını daha sonra da bir sonraki gruba o çukuru kapattırdıklarını okumuşum.  İnsana yapılacak en pis işkencelerden birisi bu bence.  Verdiği emeğin hiçbir işe yaramayacağını bile bile emek vermesinin istenmesi.  Mitolojideki <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Sisyphos">Sisifos</a>’un hikayesi gibi.  Sisifos hayatı boyunca dağın tepesine çıkardığı kayanın geri yuvarlanmasını izleyip sonra tekrar çıkarmakla yükümlü kral.</p>
<p>Neyse gece uykumda, gündüz iki elim doluyken, gündüz otururken, ayaktayken, tuvaletteyken, duştayken, maçta Ümit Karan şutu çekmişken top havadayken karımın mütemadiyen istediği bir bardak suyu getiriyorum ve kendimi Sisifos gibi hissediyorum zira benim getirdiğim sudan bir damla içiliyor ve su kenara bir önceki yarım kalmış bardağın yanına konuyor.</p>
<p>Uzun bir süre bu işkence devam etti.  Neyse ki bir süre sonra lohusa zamanlarındaki kederimi paylaşan kedimiz Malta&#8217;daki sürgününden döndü de o getirdiğim suları üzülmeyeyim diye birazcık içmeye başlamak suretiyle beni teselli etmeye başladı.  Ama ilk günlerde kedi de evde olmadığından getirmiş olduğum su buharlaşana dek konulan yerde kalıyordu.  Boş bardakları toplamasam ev birkaç gün içerisinde karikatürlerde damı akan daireler gibi çeşitli ebatlarda su kapları ile dolu olacaktı.</p>
<div style="text-align:center;"><img src="http://sarapci.com/images/baba_lohusa_sisifos.jpg" alt="Sisifos İşareti" /></div>
<p style="text-align: center;"><em>Dikkat Lohusa Kadın Kocası Çıkabilir</em></p>
<p>Uyduruyosam en adiyim, bir seferinde de suyu zaten bir önceki kalkışımda getirdiğimden ve bardaktaki su henüz buharlaşmamış olduğundan Seha su isteyemedi.  Rüyamda şutu çekmişken top havadayken sarsarak uyandırdı  (rüyamda rakip defans oyuncusu omuzu koydu) ve “Salona bir gidip bakar mısın, orda mıyım?” diye sordu.  “Hay hay” dedim, uykum kaçmasın diye gözlerimi açmadan salona gittim baktım.  Salonda yoktum.</p>
<p><strong>Kısıtlamalar</strong><br />
Bir de şöyle bir durum söz konusu.  Aslında bebek iki kişinin bebeği de olsa emziren ebeveyn anne olduğundan kendisi her zaman bebek üstünde daha fazla söz hakkına sahip.  Bunu sorgulamamız söz konusu değil.  Normal zamanlarda bu dayanılabilir bir sorun olabilir ama bu eşitsizliğin üstüne bir de lohusalığın getirdiği asabiyet avantajı eklenince hayat zindan oluyor.</p>
<p>Misal ben bebeğe bazı deneyler yapmak istiyorum.  Ama deney yapmam kısıtlı izne tabi.  Bebeğin koku duyusunu geliştirmek maksadıyla bilimum kokulu şeyleri koklatıyorum mesela.  Çilek, mandalina kabuğu, nutella falan tamam.  Ama daha enteresan şeylere gelince engelleniyorum.  Mesela bebeğin kedi kakası, kullanılmış çorap, bozuk süt (anne sütü değil), kahve telvesi, çürük yaprak koklaması yasak.  Halbuki bebeklerin üzerinde babaların da bazı hakları olmalı.  Sonuçta biz de kaç ay boyunca annelere su getirmekle yükümlüyüz, bizim de emeğimiz söz konusu.</p>
<p>Yaptığım başka bir deney de bebeğin önüne 10 x 10 ebatlarında kareleri olan dama tahtası koyup bakmasını incelemek.  O yaşlarda siyah/beyaz renkleri tercih ediyorlar.  Mesela bu deneyi yapmam da yasak zira bebekle geçirdiğim zamanın iş yaparken geçiriyor olması gerekiyor.  Alt değiştirmem serbest, her akşam bebeği bizzat yıkamam vacip, her gece uyutmam farz ama deneylerime gelince kendimi her seferinde izah etmem ve tasarladığım deneyi tek kişilik seçici kurula onaylatmam gerekiyor.  Genellikle bu saçmalıklarla uğraşmaktansa bebeğin altını değiştirmem salık veriliyor.</p>
<div style="text-align:center;"><img src="http://sarapci.com/images/baba_lohusa_kaynar.jpg" alt="" /></div>
<p style="text-align: center;"><em>Lohusa Zamanının İyi Yanları Yok Mu?<br />
Kaynar, Adana Usulü Sıcak Fındıklı Lohusa Şerbeti<br />
Fotoğraf: <a href="http://esmasultansofrasi.blogspot.com/">Esma İzgialp Tanglay Blogu</a></em></p>
<p>Dediğim gibi en güzel çözüm, doğumdan 3 ay önce ve doğumdan 3 ay sonra ortalıktan kaybolmak.  Olmuyorsa işlerinizi öyle bir ayarlayın ki lohusa günlerde sürekli şehir dışında olun.  İşiniz seyahata müsait değilse iş değiştirin.  O da olmazsa geç saatlerde toplantılarınız olması faydalı olabilir.  Geceleri telefon ederseniz zaten lohusa karınız o kadar yorgun olacaktır ki uzun uzun konuşmayacaktır.  İlgi gösteriniz, bebeği sorunuz, şehir dışına kaçabildiyseniz arkadaşlarını yollayıp ziyaretlerde bulunmalarını teşvik ediniz.</p>
<p>Bir de benden duymuş olmayınız ama karınızın sevmediğiniz arkadaşları varsa lohusa zamanlarında bir araya gelmelerini sağlamak çok faydalı olabilir.  Lohusa sabrı diye birşey yoktur, her an her şey olabilir.  Bir bakmışsınız bir sorun daha hallolmuş ve mutlu bir taze baba olma yolunda ilerliyorsunuz.  Bu kıyağımı da unutmayınız.</p>
<p>(Diğer bebek/baba yazıları için <a title="Bebek Yazıları" href="http://sarapci.com/tag/bebek/" target="_blank">buraya</a> veya <a title="Bebek Yazıları" href="http://sarapci.com/category/yazilar/baba-yazilari/" target="_blank">buraya</a> bakabilirsiniz.)</p>

	<h4>İlgili Yazılar / Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/07/18/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-bebek-bakma-ekolleri" title="Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri (July 18, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri</a> (7)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/11/03/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-baba-ogul-basbasa" title="Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa (November 3, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa</a> (9)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2008/01/03/taze-annelere-ogutler-kizsever-ve-kizsavar" title="Taze Annelere Öğütler &#8211; Kızçeker ve Kızsavar (January 3, 2008)">Taze Annelere Öğütler &#8211; Kızçeker ve Kızsavar</a> (10)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/06/09/mustakbel-babalara-ogutler-%e2%80%93-dogum" title="Müstakbel Babalara Öğütler – Doğum (June 9, 2007)">Müstakbel Babalara Öğütler – Doğum</a> (11)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/04/09/mustakbel-babalara-ogutler-son-dakikalar" title="Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar (April 9, 2007)">Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar</a> (5)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sarapci.com/2009/06/20/taze-babalara-ogutler-lohusa-blues/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Taze Annelere Öğütler &#8211; Kızçeker ve Kızsavar</title>
		<link>http://sarapci.com/2008/01/03/taze-annelere-ogutler-kizsever-ve-kizsavar</link>
		<comments>http://sarapci.com/2008/01/03/taze-annelere-ogutler-kizsever-ve-kizsavar#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jan 2008 20:15:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sarapci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Baba Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sarapci.com/?p=98</guid>
		<description><![CDATA[Kız (bana bakarak): “Bebeğinizin gözleri ne kadar güzel (bu esnada bizimki kafasını sağa sola sallayarak şirinlik yapmakta).  Aynı size benziyor”.  Ben: “Aman annesi duymasın!” . Bu esnada fonda bir derin ve mekanik nefes alıp verme duyulmaya başlıyor.  O ana kadar arkada konuyla alakasız durmakta olan kızsavar kulaklarını kabartıp birden Darth Vader gibi beliriyor.  Fonda Star Wars filminde kötü adamlar belirdiğinde çalan müzik çalıyor.  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2008%2F01%2F03%2Ftaze-annelere-ogutler-kizsever-ve-kizsavar"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2008%2F01%2F03%2Ftaze-annelere-ogutler-kizsever-ve-kizsavar&amp;style=normal" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Bazı saf taze anneler farkında olmayabilirler ama amerikalıların &#8220;chick magnet&#8221; diye bir lafları var.  Chick magnet, dublaj türkçesi ile &#8220;piliç mıknatısı&#8221; olarak tercüme edilebilir lakin ben &#8220;kızçeker&#8221; olarak dilimize kazandırmayı tercih ederim.  Kızçeker bir kişi için kullanılabileceği gibi (bkz. Thelma &amp; Louise filmindeki Brad Pitt abimiz) bir olgu için de kullanılabilir.</p>
<p>Bir olgu olarak kızçekere örnek vermek gerekirse tasmanın ucundaki şirin bir köpeği verebiliriz.  Aynı tasmanın ucundaki herhangi başka bir hayvan (misal bir kedi, beyaz bir koyun &#8211; veya The Big Lebowski filmindeki nihilistler gibi cins kişilerseniz &#8211; şirin bir gelincik) aynı etkiyi yapmaz, yapamaz.   Şayet tasmanızın ucunda kızların dokunmaktan imtina edecekleri bol salyalı buldoglardan varsa sadece bazı cins kızları çekebilirsiniz.</p>
<p>Gerçek bir kızçeker kalender meşreptir, güzel çirkin ayırmaz.  Onun için uzun, kısa, aptal, zeki, çekici, itici, ter kokan, pis dişli, sakallı, bıyıklı, sarışın, esmer kızıl kız farketmez.</p>
<p align="center"><img src="http://sarapci.com/images/kizceker_ferret.jpg" alt="Gelincik" align="absmiddle" /></p>
<p align="center"><em>The Big Lebowski filmindeki nihilistlerden degilseniz<br />
tasmayla gelincik gezdirmeniz tavsiye edilmez</em>
</p>
<p align="left">Lise yıllarımda çok azgın ve hafif psikopat bir köpeğimiz vardı: Karbon.  Karbon (adından da anlaşılacağı gibi simsiyah) bir cocker spaniel idi.  Sarkık kulaklarını koşarken sallandıran ve kuyruğu hiç durmayan, hatta küçücük kuyruğunu yeteri kadar kuvvetli sallayamadığı için bütün kıçını sallayan bir canavar olarak da tarif edebiliriz.  Mesela normal şartlarda Karbon&#8217;un ideal bir kızçeker olması gerekirken deliliğinden dolayı ondan bu konuda faydalanamazdım.</p>
<p>Karbon evin otorite sembolü olarak gördüğü babam hariç herkesi ısırmıştı.  Buna gelen giden misafirler ve hatta bir kere (ucuz kurtardık) sokaktaki bir çocuk da dahildi.  Dolayısıyla Karbon&#8217;a şirin ve kendisine pek yakışan kırmızı kazağını giydirip Bağdat Caddesi&#8217;ne dolaşmaya çıkardığım zaman bazı kızlar hemen yaklaşırlardı, &#8220;Aaaaa ne şirin bir köpek, ısırır mı?&#8221;</p>
<p>Karbonlu yıllara kadar bu &#8220;Isırır mı?&#8221; sorusunu çok saçma bulurdum.  Her köpek kulağını çekerseniz, burnuna parmak sokarsanız ısırır.  Normal köpekler ise sevip başını okşarsanız ısırmaz, hani yavrular falan oyun için ufakça can acıtmadan ısırabilir ama o da köpek jargonunda ısırmak değildir.</p>
<p align="center"><img src="http://sarapci.com/images/kizceker_cocker.jpg" alt="Karbon" width="175" height="257" align="absmiddle" /></p>
<p align="center"><em>Karbon&#8217;un bir hemcinsi, onun da dili ekseriyetle böyle disardaydi</em></p>
<p>Caddede o zamanın kafasını öne eğdikten sonra elleri enseden yukarı sokup karıştırmak suretiyle kabartılmış saçlı, omuzları vatkalı, 501&#8242;inin altında Burlington çorap üstüne Timberland ayakkabı giymiş bol parfümlü kızları gelip de &#8220;Isırır mı?&#8221; diye sorduklarında içimi çekerek &#8220;Evet ısırır&#8221; demek zorunda kalırdım.  Bu cevabı beklemeyen kızlar ise önce gayriihtiyari uzattıkları ellerini korkarak çektikten sonra (&#8220;Manyağa çattık galiba&#8221; diye düşünerek ve tasmanın ucunda bir gelincik görmüş gibi bakarak) yanımdan kaçarcasına uzaklaşırlardı.</p>
<p align="center"><img src="http://sarapci.com/images/kizceker_nihilistler.jpg" alt="Nihilistler" width="350" height="259" align="absmiddle" /></p>
<p align="center"><em>Kizlar Karbon yüzünden bana bunlari görmüs gibi bakarlardı</em></p>
<p>Yazının yarısını bir kızçeker olarak köpek konusunda harcadık.  Tabii köpek etkili bir kızçekerdir, uykusuna ve özgürlüğüne düşkün olduklarından bebek istemeyen hemcinslerimden bu yola gitmek isteyenlere özellikle golden retreiver cinslerinin sarışın olanlarını şiddetle tavsiye ederim (Ömerdündar konfirme etsin).</p>
<p>Öte yandan taze annelere üzülerek belirtmek isterim ki tek başına gezen bir erkek için asıl kızçeker 4-16 ay arası bir bebektir.  Kızçekerin 4 aydan büyük olması gerekir zira çok küçük bebeklerin hepsi birbirine benzediği gibi pek tepki de vermediklerinden kızlar üzerinde yeterli etkiyi yapmazlar.  16 aydan da küçük olması tercih sebebidir zira konuşan bir bebektense konuşmayan bir bebek her zaman daha faydalı olur.</p>
<p>Son zamanlarda karım çok çalıştığı için ben bu kızçeker fenomenine sık sık şahit olma şansına sahibim.  Genelde cumartesi ve pazar günleri baba-oğul dolaşmaya çıkıyoruz.  Mesela bir alışveriş merkezinde işim olduğunu düşünelim.  Elimde veya pusetinde bebekle ilerlerken karşıdan bütün rimelli, sürmeli, farlı gözler bize dönüyor.  Tabii bebeğe bakarken erimeye başlıyorlar.  Bebek de namussuz hemen gülmeye veya el sallamaya başlayınca kuşatma kaçınılmaz oluyor.</p>
<p align="center"><img src="http://sarapci.com/images/kizceker_magnet.jpg" alt="Kizceker" width="350" height="233" align="absmiddle" /></p>
<p align="center"><em>Bir pilic miknatisi is basinda</em></p>
<p>Kızçekerin yörüngesine giren kız hemen gelip önce bebeği mıncıklamaya başlıyor, ardından bir dolu soru geliyor:</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em>Kız</em></span> (maalesef bebeğe dönerek): &#8220;Adın ne senin bakalm yıkışıklı?&#8221;<br />
<span style="text-decoration: underline;"><em>Ben</em>:</span> &#8220;Adı Muvaffak teyzesi&#8221;  (Bizim bebeğin ismi de Muvaffak&#8217;ınki gibi biraz eski moda da)<br />
<span style="text-decoration: underline;"><em>Kız</em>:</span> &#8220;Ay hiç de Muvaffak tipi yok.  Ham ban teyze değil ablayım bir kere!&#8221;</p>
<p>Bebeğin ismini bir bebeğe yakıştırmazlarsa hemen böyle bir ters tepki geliyor.</p>
<p>Bu vesileyle Muvaffak arkadaşımdan özür diliyorum, ismini bu şekilde kullanmak istemezdim ama yazar ehliyetimi kullanmak durumundaydım, ne yaparsınız&#8230;</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em>Kız</em>:</span> &#8220;Ay ne şiker şeysin sen?  Kaç yaşındasın bakalm?&#8221;<br />
<span style="text-decoration: underline;"><em>Ben</em>:</span> &#8220;10 aylık hanfendi&#8221;<br />
<span style="text-decoration: underline;"><em>Kız</em>:</span> &#8220;Aaa ben siza mi sordam?&#8221;</p>
<p>Bebeğin yanındaki annesi değil de bir erkek olunca bir yanlışlık varmış gibi geliyor bu çekilen kızlara (daha çok teyzelere).  Sanki ben bebeğin taşıma mekanizmasıyım.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em>Kız 1</em></span>: &#8220;Aaaa şuna bakın kızlar&#8221;<br />
<span style="text-decoration: underline;"><em>Kız 2</em></span>: &#8220;Ayy sen ne canlar yakarsın büyüyünce, saçlara bak!  Kız değil mi?&#8221;<br />
<span style="text-decoration: underline;"><em>Ben</em></span>: &#8220;Değil.&#8221;</p>
<p>Kendimi Leman&#8217;daki ters karakter Erdener Abi gibi hissetiyorum bazen.  Bizim oğlanın saçları biraz uzun ve hafiften rockstar modelinde, ondan öncelikle kız zannediliyor fukara.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em>Teyze</em>:</span> &#8220;A evladım ne güzel şeysin sen?  Ama biraz ince giydirmemiş misiniz?&#8221;<br />
<span style="text-decoration: underline;"><em>Ben</em>:</span> &#8220;Annesi japon onun teyze.&#8221;</p>
<p>Tamam bu konuya <a title="Baba Oğul Başbaşa" href="http://sarapci.com/?p=90" target="_blank">daha önceki yazılarda</a> değinmiştim ama kızçeker vakalarının bazıları böyle de sonuçlanıyor maalesef.</p>
<p>Ama tabii en zevkli muhabbetler bebeğin annesi (kızsavar da diyebiliriz) de yakındayken oluyor:</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em>Kız</em></span> (bana bakarak): &#8220;Bebeğinizin gözleri ne kadar güzel (bu esnada bizimki kafasını sağa sola sallayarak şirinlik yapmakta).  Aynı size benziyor&#8221;<br />
<span style="text-decoration: underline;"><em>Ben</em>:</span> &#8220;Aman annesi duymasın!&#8221;  Bu esnada fonda bir derin ve mekanik nefes alıp verme duyulmaya başlıyor.  O ana kadar arkada konuyla alakasız durmakta olan kızsavar kulaklarını kabartıp birden Darth Vader gibi beliriyor.  Fonda Star Wars filminde kötü adamlar belirdiğinde çalan müzik çalıyor.<br />
<span style="text-decoration: underline;"><em>Kız</em>:</span> &#8220;Duydu.&#8221;</p>
<p align="center"><object type="application/x-shockwave-flash" data="http://www.metacafe.com/fplayer/1685920/.swf" width="400" height="345" wmode="transparent"><param name="movie" value="http://www.metacafe.com/fplayer/1685920/.swf" /></object></p>
<p align="center"><em>Etrafta gezinmekte olan kizsavar&#8217;in farkina varmayan zavalli kizin aniden duymaya basladiği melodi</em></p>
<p align="center"><em>Not: Çin, Kuzey Kore, Tayland gibi Youtube&#8217;u zırt pırt yasaklayan bir ülkeden bağlanıyorsanız göremeyebilirdiniz ondan Metacafe versiyonunu koydum!</em></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><em>Kız</em>:</span> (Bana dönerek) &#8220;Yakışıklının pantalonu da çok şıkmış yahu, siz mi giydirdiniz?&#8221;<br />
<span style="text-decoration: underline;"><em>Kızsavar</em></span> (Kahve sırasında arkamda beklerken antenler havada dinleme ayarındadır, hemen müdahil olur): &#8220;Hayır, ben giydirdim!&#8221;<br />
<span style="text-decoration: underline;"><em>Kız</em>:</span> &#8220;Ay tımaam&#8221; (ivedilikle uzar).</p>
<p align="center"><img src="http://sarapci.com/images/kizceker_darthvader.jpg" alt="Kızsavar" width="350" height="369" align="absmiddle" /></p>
<p align="center"><em>Kizsavar&#8217;ın temsili resmi</em></p>
<p>Başka bir fenomen de bebeklerin kızçeker olmak dışında geyçeker olması.  Ama bu konuya fazla detaylı girmemize gerek yok.  Aynı etki işte.  Tabii geyçeker bebekler bazı anneler için kızçekerlerden de daha büyük sorun yaratabilirler ne de olsa tanımadıkları bir rakip cinsidir geyler.</p>
<p>Yani siz taze annelere benden bir uyarı, sakın kocanızı bebekle beraber dışarıya salmayınız.  Mümkünse bebeğe hep siz bakınız ki kocanız da maçını izlesin, gastesini okusun, pişpiriğini oynasın.  Yoksa olacaklardan ben sorumlu değilim.  (Taze babalar da bu kıyağımı unutmasınlar.)</p>
<p>Not: Bu yazıyı yazdıktan bir hafta sonra aynı konu Londra&#8217;da günlük çıkan bedava gazete The London Paper&#8217;da gündeme gelmiş.  Yazar <a title="London Paper" href="http://www.thelondonpaper.com/cs/Satellite/london/love/article/1157150206417?packedargs=suffix%3DArticleController" target="_blank">köpekler ve bebekleri kızçeker olarak karşılaştırıyor</a> ve sonuç olarak ileride bakma sorunu daha az olduğundan köpeklerin daha iyi olduğuna karar veriyor.   Londra&#8217;da da İstanbul&#8217;da da bebek gezdirme şansına erişmiş birisi olarak kendisine gelip buraları da görmesini tavsiye ettim.</p>

	<h4>İlgili Yazılar / Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/07/18/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-bebek-bakma-ekolleri" title="Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri (July 18, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri</a> (7)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/11/03/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-baba-ogul-basbasa" title="Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa (November 3, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa</a> (9)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2009/06/20/taze-babalara-ogutler-lohusa-blues" title="Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues (June 20, 2009)">Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues</a> (7)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/06/09/mustakbel-babalara-ogutler-%e2%80%93-dogum" title="Müstakbel Babalara Öğütler – Doğum (June 9, 2007)">Müstakbel Babalara Öğütler – Doğum</a> (11)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/04/09/mustakbel-babalara-ogutler-son-dakikalar" title="Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar (April 9, 2007)">Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar</a> (5)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sarapci.com/2008/01/03/taze-annelere-ogutler-kizsever-ve-kizsavar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa</title>
		<link>http://sarapci.com/2007/11/03/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-baba-ogul-basbasa</link>
		<comments>http://sarapci.com/2007/11/03/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-baba-ogul-basbasa#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Nov 2007 21:06:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sarapci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Baba Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sarapci.com/?p=90</guid>
		<description><![CDATA[Annesi de sağolsun çalışan bir annenin özgüveni ile bana “ben işe gidicem, bebeği eğlendir çabuk!  Altını da değiştir, yemek de yedir, kediye mama ver” diye gözlerini açmadan emir yağdırdı.  Sonradan karambolde “Bana da bir bardak su” diye eklemeyi de unutmadı.  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2007%2F11%2F03%2Ftaze-babalara-ogutler-%25e2%2580%2593-baba-ogul-basbasa"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2007%2F11%2F03%2Ftaze-babalara-ogutler-%25e2%2580%2593-baba-ogul-basbasa&amp;style=normal" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Bu haftasonu bizim oğlanın annesi işte olduğu için baba-oğul baş başa bir gün geçirdik.  Bundan yola çıkarak taze babalara bazı önerilerde bulunmayı her zamanki gibi vazife addederim.</p>
<p><strong>Zifiri Karanlık</strong></p>
<p>Bu haftasonu saatler birer saat öne alındı, biliyorsunuz.  Yani bazılarınız bu haftasonu bir saat fazla uyudunuz.  Ama maalesef bu fazla uyuyanlarınız uyumaktan beyinleriniz uyuştuğu için bizim oğlana saatlerin öne alındığını haber vermeyi unuttunuz.  Dolayısıyla kendisi sabah 5:30 sularında yatağından çekik gözleri ile çipil çipil bakarak “ıııııh, ııııh” demekteydi.</p>
<p>Annesi de sağolsun çalışan bir annenin özgüveni ile bana “ben işe gidicem, bebeği eğlendir çabuk!  Altını da değiştir, yemek de yedir, kediye mama ver” diye gözlerini açmadan emir yağdırdı.  Sonradan karambolde “Bana da bir bardak su!” diye eklemeyi de unutmadı.</p>
<p>Biz de başa gelen çekilir diye kalktık kalkmasına ama hava daha zifiri karanlıktı.  Sağolsun kedimiz Sabuk da bizimle beraber kalktı ve karanlığa bakarken bize eşlik etti.</p>
<p>Daha sonra bizi oğlan beyefendinin uykusu gelene kadar (bu yaklaşık 2 saat sürdü) fazla hareket gerektirmeyecek bütün oyunları oynadık.  Kitaptan hayvan resimlerine baktık, evde kediyi kovaladık, küpleri devirdik, kutuları boşalttık…  O sabah bebeklerin dünyanın entropisini artırmak gibi bir görevleri de olduğunu keşfettim.</p>
<p>Oyunlar esnasında herif acıktı.  Kendisine beyaz peynir, ezilmiş domates ve rendelenmiş salatalıktan oluşan yemeğini ve hemen ardından gene itinayla rendelediğim elmasını takdim ettim.  Afiyetle yedi.  O sırada Sabuk da yere dökülen beyaz peynirleri temizleyerek bana yardımcı oldu.</p>
<p>Saat 8:30 olunca anne hanfendi gözlerini ovuşturarak kalktı.  Aynı anda bizim herif de gözlerini ovuşturmaya başlayarak uykusu geldiğinin mesajını verdi.  Bunun üzerine fazla uzatıp şansımızı zorlamadan hemen yattık.  Bir önceki gün Avrasya Koşusu’na da katılmış olduğumdan zaten yorgundum, saat 10’da üst katlardan bir hayvan duvara bişi çakmaya başlayıncaya kadar kıpırdamadan uyumuşum.</p>
<p>O esnada dadımız Gülsüm gelmiş olduğundan herifi teslim ettim ve duşumu aldım hazırlandım.  Sonra biraz daha oynadık, öğlen yemeğini yedi ve tekrar uyudu.  Bu sefer gidip sahilde bir kafede sabah kahvemi içerken gazeteleri okudum.  Bu uyku çok kısa olduğundan günün gasteleri biter bitmez telefon geldi.  Beyefendi hazırdı, gelip alabilirdim.</p>
<p><strong>Evladım, Çocuk Üşüyecek</strong></p>
<p>Hemen çıktım, herifi aldım ve tekrar Bebek’e döndük.  Bu esnada yağmur fena bastırmıştı.  Arabadan çıkarıp herifi kanguruya yerleştirdim, şemsiyemizi de açtık ve yürümeye başladık.</p>
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center">
<p align="center"><a title="Dr. Evil" href="http://sarapci.com/wp-content/uploads/2007/11/baba_babaogul_evil.jpg"><img src="http://sarapci.com/wp-content/uploads/2007/11/baba_babaogul_evil.jpg" alt="Dr. Evil" /></a></p>
<p align="center">Aşağı Yukarı Böyle Bir Görüntü Sözkonusu İdi</p>
<p>Hava serindi ve yağmur kuvvetlice yağmaktaydı.  Benim üzerimde bir ince uzun kollu tişört, oğlanda da ince bir hırka vardı.  Bunu gören yoldan geçen teyzeler bize acıyarak bakıyorlardı.  Sonunda bir tanesi dayanamadı ve “Evladım çocuk üşüyecek” deyiverdi.  Ben de bu anı bekliyordum zira bu yorumla çok sık karşılaşıyorum.  Hemencecik “teyze bunun annesi capon, bunlar soğuğa çok alışık” deyince teyze ne diyeceğini bilemedi.  Gülümsedi ve bizi serbest bıraktı.</p>
<p>Biraz konuyu dağıtacağım ama bir seferinde 45 derece ve rutubetli bir günde ada vapurunda oğlanı sadece beziyle dolaştırıyordum.  O zaman da 10 dakikada 3 ayrı kişi “çocuk üşüyecek” demişti.  O zamanlar daha toy olduğum için güzel cevaplayamamıştım.  Bu sefer kendimden çok memnun bir şekilde yola devam ettim.</p>
<p>Ama izin verin bu giydirme meraklısı teyzelerin en sinirlerinin bana direk birşey söylemeyip benim duyacağım şekilde yanlarındaki ekürilerine “adam çocuğu üşütecek” diyenleri olduğunu ekleyeyim.  Bu gibi teyzelerin bu yorumları üstüne oğlanın bezini de çıkarttırıp üstlerine işettirmek istiyorum.</p>
<p><strong>Rumelihisarı – Arnavutköy Hattı ve İhtiyaç Molası</strong></p>
<p>Teyzelerden kurtulduktan sonra yürümeye başladık.  Bebek parkında süs havuzunun şıkır şıkır sularına, havuzdaki suyu içmeye gelen kargalara, kargaları kovalayan köpeklere, köpeklerin tasmasının ucundaki adamlara ve kadınlara  baktık.  Bebek çarşıyı geçtik ve balıkçıların balıklarını ve karidesleri inceledik.  Oğlana tekir ile barbunun farklılıklarını gösterdim.  Çiçekçinin çiçeklerine baktık ama çiçekler konusunda fazla yardımcı olamadım ve en azından bazılarının isimlerini öğrenmek konusunda kafama not aldım.</p>
<p>Bebekten Hisar’a doğru yapılalı birbuçuk ay olmasına rağmen daha kar kış görmeden çatlayan yeni kaldırımdan yürüdük.  Oğlana denizin üstüne kazıklı yol yapıp bu yolda biriken yağmur suyunu denize akıtamayanların ne tip insanlar olduğunu anlattım.</p>
<p>Sonra geri döndük ve bu sefer bir daha parktan geçip bir de Arnavutköy tarafına yürüdük.  Bu esnada balıkçıların oltalarından nasıl kurtulunacağı konusunda kendisine kısa bir ders verdim.  Adeta öğreten adam ve oğlu olduk.  Bizim herif de aynı öğreten adamın oğlu gibi hiç ses çıkarmadan dinliyordu.  Ara sıra kafasını kaldırıp bakıyor sonra gene etrafına bakmaya devam ediyordu.  İçinden “gene başladı herif dırdırdır, bir kez de dondurma al, balon al yahu” diyor muydu acaba?</p>
<p><a title="Öğreten Adam" href="http://sarapci.com/wp-content/uploads/2007/11/baba_babaogul_ogretenadam.jpg"></a></p>
<p style="text-align: center"><a title="Öğreten Adam" href="http://sarapci.com/wp-content/uploads/2007/11/baba_babaogul_ogretenadam.jpg"><img src="http://sarapci.com/wp-content/uploads/2007/11/baba_babaogul_ogretenadam.jpg" alt="Öğreten Adam" /></a></p>
<p align="center"><em>“Bak Evladım, Bu Tür Adamlar Durmadan Birşeyler Anlatırlar,</p>
<p>Hikayeleri Hiç Bitmez.  Kafanı Salla ve Geç.”</em></p>
<p>Bir daha Bebek Parkı’na döndük ve yine süs havuzunu incelemeye başladık.  Herif havuza bakmayı çok seviyordu nedense.  Fakat havuzun şırıl şırıl sesini dinlerken dehşet içerisinde bir ihtiyaç molası vermem gerektiğini farkettim.  Bu birşey değil, insan üzerine bağlı bir bebek varken bu işi nasıl yapar bilmiyordum üstelik!</p>
<p>Bebeği Bebek Camiinin tuvaletini işleten adama “abi iki dakka baksana şuna” diye vermeyi düşünüp hemen vazgeçtim.  Bebek Kahve’ye gittim belki tanıdık vardır diye ama yoktu.  Bulsam ne diycektim onu da bilmiyorum, ya bırakınca oğlan ağlarsa…  “Abi benle iki dakka tuvalete gelsene, ben bi su dökerken sen de bebeğe bakarsın” mı desem.  “Abi burdan bir küçük alır mısın?  Arkadaştan ve bebekten para alma lütfen, sadece benim içeride işim var, onlar refakatçi.”  “Hanfendi, bebeği iki dakka tutar mısınız, benim 70 saniyelik bir işim vardı da.”</p>
<p>Tabii insan daha fazla sıkıştıkça kafası da durmaya başlıyor.  Adeta meshaneden taşan sıvılar beyne gidip yolları tıkıyormuş gibi.  Artık çaresizce eve dönmeyi düşünürken bu şekilde araba kullanmanın tehlikelerini de gözden geçirmekteydim.
</p>
<p align="center"><a title="Bebek Havuz" href="http://sarapci.com/wp-content/uploads/2007/11/bebek_babaogul_havuz.jpg"><img src="http://sarapci.com/wp-content/uploads/2007/11/bebek_babaogul_havuz.jpg" alt="Bebek Havuz" /></a></p>
<p align="center"><em>Kahve ictikten sonra bu havuza fazla bakmamanizi salik veririm</em></p>
<p>Son anda aklıma geldi ki Bebek’te ebeveynler ve bebekleri için bir küçük kafe açılmıştı.  Açılış gününde oradan geçiyorduk da içeri girmiştik.  İstanbul’da Starbakları saymazsak sigara dumanına maruz kalmadan birşey içilebilen ender mekanlardan birisiydi bu güzide kafe (Liliput).</p>
<p>Hemen oraya gittim.  Kapıyı çaldım ve utanaraktan acayip birşey isteyeceğimi söyleyerek giriş yaptım, ben tuvaletlerini kullanırken onlar iki dakka bebeğe bakabilirler miydi?</p>
<p>Sağolsunlar çok yardımcı oldular ben de orta 2’de kırdığım rekordan çok geride kalsa da hatırı sayılır bir sürede işimi hallettim ve çıktım.  Bu esnada bizim oğlan kafenin sahiplerinin kızıyla oynamaya başlamıştı.  Daha doğrusu kız bizim oğlanla oynuyordu da oğlan şaşkın şaşkın bakıyordu sadece.  Erkeklerin kaderini çok erken keşfetmiş durumdaydı.</p>
<p>Tekrar teşekkür ettim ve mutlu ve hafiflemiş bir şekilde oradan ayrıldım.</p>
<p>Biraz daha dolandık, kitapçıya girdik kitaplara baktık, dünya kitabevinde dergilere baktık.  Oradaki balıkçıya da girdik boy boy karidesleri inceledik ve artık herifin uykusu da gelmeye başlayınca evimize döndük.</p>
<p>Oğlanı uyuttum ve ben de günün stresinden arınmak maksadıyla bu yazıyı tasarlamaya başladım.</p>

	<h4>İlgili Yazılar / Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/07/18/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-bebek-bakma-ekolleri" title="Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri (July 18, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri</a> (7)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2009/06/20/taze-babalara-ogutler-lohusa-blues" title="Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues (June 20, 2009)">Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues</a> (7)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2008/01/03/taze-annelere-ogutler-kizsever-ve-kizsavar" title="Taze Annelere Öğütler &#8211; Kızçeker ve Kızsavar (January 3, 2008)">Taze Annelere Öğütler &#8211; Kızçeker ve Kızsavar</a> (10)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/06/09/mustakbel-babalara-ogutler-%e2%80%93-dogum" title="Müstakbel Babalara Öğütler – Doğum (June 9, 2007)">Müstakbel Babalara Öğütler – Doğum</a> (11)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/04/09/mustakbel-babalara-ogutler-son-dakikalar" title="Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar (April 9, 2007)">Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar</a> (5)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sarapci.com/2007/11/03/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-baba-ogul-basbasa/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünyanın En Güzel Sesi (Yalın)</title>
		<link>http://sarapci.com/2007/07/26/dunyanin-en-guzel-sesi-yalin</link>
		<comments>http://sarapci.com/2007/07/26/dunyanin-en-guzel-sesi-yalin#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jul 2007 18:40:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sarapci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Baba Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sarapci.com/?p=79</guid>
		<description><![CDATA[Nasil yani??  Ne harbi???  Hani mutlu-mesut collerde kosup oynuyorduk?!?  Aslan babaya celp ne zaman geldi??  Kucuk niye colden kovuluyor?  Col isgal altinda mi?  Hayvanlar aleminde emperyalizmin soguk nefesi col ahalisini yerinden mi ediyor?  Tilkiler ve kertenkeleler ne durumdalar?  Koskoca ormanlar krali aslan vurulduysa aslani kim vurdu?  Sirtlanlar mi?  Ne zaman aslan babalari vurup da kucuk aslanlari yuvalarindan kovacak bir teskilatlanmaya girdi bu sirtlanlar??]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2007%2F07%2F26%2Fdunyanin-en-guzel-sesi-yalin"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2007%2F07%2F26%2Fdunyanin-en-guzel-sesi-yalin&amp;style=normal" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p><em>Baba yazıları serisinde başka bir taze babanın (Yalın) bebek şarkıları hakkındaki bu harika analizini de eklemek isterim.  İyi okumalar.</em></p>
<p><em>- Emin </em></p>
<p>Her sabah ise gitmek uzere metroya yururken sabah 8 gibi mahallemizin ana caddesi Cromwell Road uzerindeki Fransiz Charles de Gaulle Lisesi&#8217;nin onunden geciyorum.  Dersler 830&#8242;da basladigi icin genelde benim gectigim saatlerde bir-iki tane ipod dinleyen delikanli veya kafa kafaya vermis son dakika odevlerini tamamlamaya calisan bir grup ogrenci haric okulun kapisinin onu bombos oluyor.  Ama bazen evden cesitli sebeplerden dolayi cikmam gecikmisse ve 830&#8242;a dogru onunden geciyorsam, kaldirimin uzeri tiklim tiklim ogrenci dolu oluyor.  Bunlarin arasinda sigara icenler, joleli saclilar, sinif baskanlari, sivilceleri bir anda cikmaya basladigindan beri kizlarla konusmaktan utanip bir koseye cekilenler, kosede opusen mavi sacli oglanla dazlak kiz, ve benzeri klasik lise karakterlerini secebilmek mumkun oluyor.</p>
<p>Oglumuz Alp dogdugundan beri bu gibi ogrenci gruplariyla karsilastigimda hep kendi kendime Alp acaba ileride nasil bir ogrenci olacak diye dusunup duruyorum.</p>
<p>Gerci Londra&#8217;da bu isler bizim kucuklugumuze gore cok farkli.  Burada dogdugu hafta bazi okullara basvuru formu gondermemissen artik mesela 5 Eylul 2010 Pazartesi gunu baslayacak sinifta yer kalmamis bile olabiliyor.  Ve anlatilanlar dogruysa oyle bir sistem var ki belirli anaokullarina gitmezsen belirli ilkokullara gitmek mumkun olamiyor.  O belirli ilkokullara gidilmemisse belirli liselere gidilemiyor.  Ve o belirli liselere gidilmemisse mesela Oxford ya da Cambridge&#8217;e gidebilme sansi sifira yakin. Bir Ingiliz dogum oncesi tavsiyeler kitabinda eger dogum tarihi bir ayin ortalarinda gibiyse ciddi bir sekilde ayin basinda sezeryanla<br />
bebegin alinmasi oneriliyor – zira ayin basinda dogar dogmaz bazi okullara basvurulursa o aylik kota dolmadan listelere girilebiliniliyormus.</p>
<p align="center"><img src="http://sarapci.com/images/ses_cambridge.jpg" alt="" /></p>
<p align="center"><em>Ayin Basinda Dogmazsaniz </em><br />
<em>Boyle Resmine Bakarsiniz Ancak</em></p>
<p>Baba olmanin dayanilmaz hafifligi diyelim, iste boyle kisa bir sure once aklinin kosesinden gecmeyecek konular bir anda aksam yemegi muhabbetlerinin konusu olabiliyor.  Hele hele yeni dogum yapmis iki tane anneyi bir aksam yemeginde bir araya getirin, takribi on dakika icinde mesela memeuclarinin hassasiyetine karsi kullanilmasi gereken kremlerin giysilere bulasmamasi icin alinmasi gereken onlemler konusu bir anda gundeme gelecektir, sasirmayin.  Ozellikle bebek oncesi takildigimiz kankalarimiz bu gibi muhabbet anlarinda aramiza ufacik bir bebekle beraber girmis olan kocaman bir ucurumun bir anda boylece farkina varacaklar.</p>
<p>Oya ile anne-babalik tecrubesini ilk defa yasadigimiz su son iki ay hayatimizin herhalde en kifayetli iki ayi oldu.  Dort hafta erken ve fakat 3.5 kilo dogan Alp&#8217;in su anda 7 kiloluk bir canavar olmasinda en buyuk pay tabii ki Oya&#8217;nin, ama benim de cok onemli katkilarim olmadi degil.  Mesela yemek ve baska kokular iceren cop torbalarini haftalardir kim baglayip kapinin onune koyuyor, ayrica supermarketten her hafta litrelerce su tasima isini kim hallediyor, Alp tum gerceklerin farkinda tabii ki.</p>
<p>O kadar cok yazilabilecek konu var ki.  Insan dakikada 2000e yakin kelime dusunebilir, anlasilir bir bicimde 100-150 arasi kelime konusabilir, mesleki uzmanlikları haric 50-80 arasi kelime yazabilirmis (cok iddiali yazdim – bu sayilar dogru mu ki acaba?), o yuzden – hele su andaki uykusuzluk ve yorgunlugumla – beynimden gecen konularin hepsini yazabilmem mumkun degil.</p>
<p>Yalniz birini kelimelere dokmeye calisayim: mesela, yeni bir his, artik hayat boyu ailemin en mutsuz ferdinden daha mutlu olabilecegimi sanmiyorum.</p>
<p>Neyse, konuya donmek gerekirse, Alp&#8217;in gelisimine en buyuk katkilardan birini ipod&#8217;umuzdaki Alp adli playlist&#8217;i yaratarak gerceklestirmis oldugumu vurgulamaliyim.  Bu playlist&#8217;e basta bol Mozart olmak uzere klasik muzik klasikleri, Manu Chao gibi yabanci dilde bebeksel sarkilar, Soyle Canim veya Please Don&#8217;t Let Me Be Misunderstood gibi tanidik tezahurat melodisi iceren sarkilar, ve tabii ki Turkce cocuk sarkilari yukledim.</p>
<p>Yegenlerim sagolsun, amcalik yaptigim su son yedi yilda cocuk sarkilarina hafif bir asinaligim olusmustu, ama o aglamakta olan bebegi uyutma sorumlulugunu amca olarak degil de baba olarak ustlenince tabii ki her turlu sarki-turku-saklabanlik uygulamalari vacip oluyor (yoksa farz mi demeli?).  Zaten futbol tezahurat repertuari genis (ve/veya askere gitmis) Turk babalarin bebeklerini uyutma misyonu icerisinde soyleyecek sarki bulmakta zorluk cekeceklerini hic sanmiyorum. &#8220;14 saatlik bu cileee…bitsin artik bu geceeee&#8221; misali.</p>
<p>Yalniz bazi cocuk sarkilari yazan insanlarla ilgili ciddi suphelerim var.  Oncelikle kendi cocuklugumdan cok sevdigim ve kalbimde yer etmis Bir Kucucuk Aslancik sarkisini ele alalim.  Bir kere kendi kucuklugumun verdigi nostaljik zevk ile, ayni babamin zamaninda bana soyledigi gibi, ben bu sarkiyi Alp&#8217;e soylemeye bayiliyorum.
</p>
<p style="text-align: center"><img title="Aslancik" src="http://sarapci.com/images/ses_aslancik.jpg" alt="Aslancik" /></p>
<p>Kita kita isleyelim:</p>
<p align="center"><em>Bir kucucuk aslancik varmis<br />
Collerde ko-ko-kosar oynarmis</em></p>
<p>Simdi aslanin kosup oynamayi bir kenara birakin collerde yasamasi tabii ki kritik bir zoolojik soru isareti, ama yine de bunu kurcalamayacak olursak, su ana kadar kosup oynayan kucucuk bir aslancik imajiyla cok guzel basladi sarki.
</p>
<p align="center"><em>Babasi onu cok severmis<br />
Sen benim ca-ca-canimsin dermis</em></p>
<p>Iste en can alici misralar. Tam bu kitayi soylerken kucagindaki kollarini sallayan ve etrafa bakinan yaratiga iyice sikicana bir sarilmak ve de sozleri gercekten tane tane soyleyip dinletmek istiyorsun.  Sarki dort kisa satirla hikayeye ve ana karakterlere inanilmaz guzel ve ekonomik bir baslangic yapiyor.  Boyle bir hikaye baslangicina ve karakter tanitimina yuzlerce sayfa sonunda bile ulasamamis nice romanlar okumusuzdur.</p>
<p>Ama collerde kosup oynayan ve babasinin canindan cok sevdigi bu kucucuk aslanciki cogumuzun bildigi gibi korkunc bir trajediler zinciri bekliyor. Devam edelim:
</p>
<p align="center"><em>Aslan baba harpte vurulmus<br />
Kucuk de co-co-colden kovulmus</em></p>
<p>Nasil yani??  Ne harbi???  Hani mutlu-mesut collerde kosup oynuyorduk?!?  Aslan babaya celp ne zaman geldi??  Kucuk niye colden kovuluyor?  Col isgal altinda mi?  Hayvanlar aleminde emperyalizmin soguk nefesi col ahalisini yerinden mi ediyor?  Tilkiler ve kertenkeleler ne durumdalar?  Koskoca ormanlar krali aslan vurulduysa aslani kim vurdu?  Sirtlanlar mi?  Ne zaman aslan babalari vurup da kucuk aslanlari yuvalarindan kovacak bir teskilatlanmaya girdi bu sirtlanlar??
</p>
<p style="text-align: center"><img title="Simba" src="http://sarapci.com/images/ses_simba.jpg" alt="Simba" /></p>
<p align="center"><em>Sirtlanlar Demisken Sinba’yi Anmak Lazim</em></p>
<p>Sarkinin bu tragedya havasina girdikten sonrasini biz kucukken nasil soyluyorduk hatirlamiyorum. Benim aldigim Domates adli cocuk sarkilari CD&#8217;sinde bir-iki kita daha var.  Anafikir yukarida saydigimiz hikaye, ama kucuk aslancik colden kovulduktan sonra sarkinin en sonundaki kita cok ilginc:</p>
<p align="center"><em>Bu hikayenin sonu pek hostur<br />
Soylemem so-so-soylemem bostur</em></p>
<p>Aaaa, tam mutlu son diye heyecanlanirken niye bu korkunc hikayenin sonu hos ise soylenmiyor??  Hos olan hersey bos mudur?  Nedir ne degildir?  Offf, naaptin baba, vallahi tam uyuyacaktim, kafami mahvettin, allak bullak oldum, aglasam mi gulsem mi bilemiyorum. En iyisi bana biraz daha meme verin de sakinleseyim.</p>
<p>Alp&#8217;ten ricam bu sarkilari dinlerken ve soylerken anlamlarini pek kafaya takmamasi.
</p>
<p align="left">Tabii ki ana fikir bir hikaye anlatirken ayni zamanda caktirmadan ders vermek.  Bir gun bir gun eve gelip de kimse olmayan bir cocugun dolabi acip bakip da seker sandigi ilaci yemis yemis bitirmis ve aksama baslamis olan sancisinin hikayesini cok iyi biliyoruz.</p>
<p>Diger bir ornek nar gibi domatesle beyaz peynir. Hatirlayalim:</p>
<p style="text-align: center;"><em>Nar gibi domatesle beyaz peynir</em><em></em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Amanin efendim ne guzel yenir<br />
</em></p>
<p style="text-align: left;">Bu misra nedense benim CD&#8217;de bir parca ekmekle ne guzel yenir diye degistirilmis – ama belki de ben zamaninda farkli ogrenmisim<em>.<br />
</em></p>
<p style="text-align: center;"><em>Gel onu seninle yiyelim<br />
Derhal duzelir keyfin nesen gelir</em></p>
<p>Ne guzel, neseli, istahli, hem de mutevazi bir baslangic. Fakat sonundaki mesajlar asil cok onemli:
</p>
<p align="center"><em>Her zaman insan istedigini bulmaz<br />
Bazen az yemekten rengimiz solmaz<br />
Mideni cok yormamalisin<br />
Biraz da perhiz et, hic fena olmaz</em></p>
<p>Tek kelimeyle harika! Bu kitayi hic duymamistim.  Ekonomik kriz donemi veya kimbilir nasil bir halet-i ruhiye icerisinde yazilmis.  Onemli olan bebeklerimizi uyutmaya yariyor mu, biz sadece ona bakalim. Sadece Turkce degil, Ingilizce cocuk sarkilarinda da gercek anlamlari kurcalamak degisik sonuclar cikartiyor: mesela ring around the rosie ile baa baa black sheep&#8217;in anlamlarini her soyleyen bir bilse.  Ilki cuzzam hastaligiyla, ikincisi de onucuncu yuzyilda Ingiliz kralinin koyun postuna koydugu yeni bir vergiyle ilgili derler. Veya London Bridge is falling down sarkisinin terorizm cagristirmadigini kim soyleyebilir?</p>
<p>Herseye ragmen ben oglumu yeni Turkce sarki alternatiflerimizden shake it up sekerim yerine nar gibi domates&#8217;le uyutmayi her zaman tercih edecegim galiba.</p>
<p>Son olarak Kucuk Ayse ile Kucuk Asker&#8217;in hikayesini de vurgulamadan edemeyecegim.  Kucuk Ayse bebegine bakar ve ona mama verirken Kucuk Asker tufegini silip palaskasini takip kislaya gitmektedir.  Yahu ben askere gidene kadar palaska kelimesini duymamistim, burda 3-4 yasinda cocuklarin dagarcigina eklenmesi oneriliyor, tebrik etmek zorundayim.</p>
<p>Aslancik ve Kucuk Asker arasindaki ortak noktayi tabii ki anliyoruz.  Sonucta Turkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurulusundan beri sadece asagi yukari uc nesil cocuk yetistirdi ulkemiz.  Ve bu nesillerin ozellikle ilkinde bir yandan bebegini besleyip uyutmaya calisirken ote yandan bebeginin babasinin gercekten harpte vuruldugu binlerce fedakar anne vardi. Hepimiz Su Cilgin Turkler&#8217;i okuduk.  Hatirlatmak benim haddime dusmez ama nereden geldigimizi unutmamaliyiz.</p>
<p>Savasta olmadigim ve oglumu geceleri sahsen yatirabildigim icin tum harpte vurulan aslan babalarimiza ve tum palaskasiyla kislaya giden delikanlilarimiza tekrar bir tesekkur edip bu daha cok uzun surup gidebilecek cocuk sarkilari muhabbetine simdilik son veriyorum.</p>
<p>Tum bu zavalli bebek uyutma cabalari, harala-gurele, bagirti-cagirti, aglama-zirlama, karambol-kargasa, ve zart-zurt anlarinin sonunda Alp artik bayginliktan uyudugu an o burnundan derin nefes almasinin sesi var ya…bebegin huzurlu uyudugunun ve buyudugunun (evet, uyusun da buyusun ninnisi biyolojik bir gercek) teyidi…  Artik benim icin dunyanin en guzel sesi bu</p>
<p>Buraya kadar okuduysaniz benim de bu hikayemin sonu pek hostur.  Ustelik soylemem bostur deyip sizi kandirmayacagim, soyleyecegim.
</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://sarapci.com/images/ses_kitap.jpg" alt="" /></p>
<p>1998-2006 arasinda yazdigim bazi New York ve Londra temali eski yazilari derleyip toparlayip Alp ilerde olur ya bilgisayar kullanmaz belki diye okuyabilmesi ve babasini daha iyi taniyabilmesi icin kagida bastirdim. Kitabimi <a href="http://sarapci.com/www.lulu.com">www.lulu.com</a>, <a href="http://sarapci.com/www.lulu.com/uk">www.lulu.com/uk</a>, <a href="http://sarapci.com/www.amazon.com">www.amazon.com</a>, <a href="http://sarapci.com/www.amazon.co.uk">www.amazon.co.uk</a>, veya <a href="http://sarapci.com/www.barnesandnoble.com">www.barnesandnoble.com</a> gibi belli basli elektronik kitapcilarda bulabilirsiniz. Palaskami taktim, emir ve goruslerinize hazirim komtanim.</p>
<p>Yalin<br />
Londra,<br />
29 Mayis 2007</p>
<p>Önceki Yazı: <a href="http://sarapci.com/?p=78">Taze Babalara Öğütler &#8211; </a><a href="http://sarapci.com/?p=78">Bebek Bakma Ekolleri</a></p>

	<h4>İlgili Yazılar / Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/07/18/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-bebek-bakma-ekolleri" title="Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri (July 18, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri</a> (7)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/11/03/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-baba-ogul-basbasa" title="Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa (November 3, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa</a> (9)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2009/06/20/taze-babalara-ogutler-lohusa-blues" title="Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues (June 20, 2009)">Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues</a> (7)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2008/01/03/taze-annelere-ogutler-kizsever-ve-kizsavar" title="Taze Annelere Öğütler &#8211; Kızçeker ve Kızsavar (January 3, 2008)">Taze Annelere Öğütler &#8211; Kızçeker ve Kızsavar</a> (10)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/06/09/mustakbel-babalara-ogutler-%e2%80%93-dogum" title="Müstakbel Babalara Öğütler – Doğum (June 9, 2007)">Müstakbel Babalara Öğütler – Doğum</a> (11)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sarapci.com/2007/07/26/dunyanin-en-guzel-sesi-yalin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri</title>
		<link>http://sarapci.com/2007/07/18/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-bebek-bakma-ekolleri</link>
		<comments>http://sarapci.com/2007/07/18/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-bebek-bakma-ekolleri#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jul 2007 19:04:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sarapci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Baba Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sarapci.com/?p=78</guid>
		<description><![CDATA[Her gün saat 17:48’de bebek 23 dakika (veya 40 cc, hangisi önce gelirse) emzirilecek.  Ardından bebek 42 dakikada uyumuş olacak, uyumazsa tek kolla 20 tane şınav çektirilecek.  Bebek tam 2 saat 13 dakika uyuduktan sonra hala uyanmadıysa üzerine soğuk su dökmek suretiyle uyandırılacak.  Hala uyanmadıysa yanında bir bardaktan öteki bardağa su dökmek suretiyle işetilecek.  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2007%2F07%2F18%2Ftaze-babalara-ogutler-%25e2%2580%2593-bebek-bakma-ekolleri"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2007%2F07%2F18%2Ftaze-babalara-ogutler-%25e2%2580%2593-bebek-bakma-ekolleri&amp;style=normal" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Sıkı takipçim olan babalar hatırlayacaklar, bebek doğunca karısı doğurur doğurmaz sudan çıkmış baba balığa döndüm.  Hadi benim için öyle olması çok şaşırtıcı değil diyelim ama hamilelik sırasında sadece 3 kitap okuduğum için beni ilgisiz bir hayvan olmakla suçlayan küçük hanım her 3 saatte bir uyanacağını ve 1 saat emzirmeye çalışacağını ardından 2 saat sonra bir sonraki tur için uyanacağını bile bilmiyordu.</p>
<p>Bir taraftan uykusuzluk ile boğuşurken bir taraftan da benim durumumdaki her hayvanın yapacağı gibi durumu araştırmaya devam ettim.  Meğersem hamilelik yerine bebek üzerine konsantre olsaymışız daha hayırlı olacakmış (bkz. <a title="Son Dakikalar" href="http://sarapci.com/?p=74" target="_blank">Müstakbel Babalara Öğütler – Son Dakikalar</a> yazımdaki inek aile).</p>
<p><span style="font-weight: bold">Patron Kim?</span><br style="font-weight: bold" />Yeni doğan bebeklere nasıl davranılacağı hakkında farklı teoriler var.  Konu karmaşıklaşıp psikoloji gibi müspet olmayan bir bilim haline gelince bazı art niyetli anne ve babalar canlarının istediğini söyleyen ekolü biryerlerden bulup çıkarabiliyorlar.</p>
<p>Çocuğunu tamamen patron haline getirip hayatını ona göre yaşayacak olanlar için de bir ekol var, annenin programına göre çocuğu sustalı maymun yapacaklar için de.</p>
<p>Konunun gördüğüm kadarıyla iki esktremi sert tarafta Gina Ford, yumuşak tarafta Dr Sears.  Ford asker emeklisi gibi duran bir İngiliz dadı (ki bana hep İngiliz değil de İsviçreli olması gerekiyormuş gibi geliyor).  Dr Sears ise aynı zamanda 14-15 veya daha fazla (sayısını bilmiyor olabilir) çocuklu bir hippi ailesinin babası olan doktor.</p>
<p style="text-align: center"><img title="Sustalı Maymun" src="http://sarapci.com/images/baba_ekoller_maymun.jpg" alt="Sustalı Maymun" /></p>
<p style="text-align: center"><span style="font-style: italic">Gina Ford’u Dinlerseniz Bebeginiz Buna Benzeyebilir</span></p>
<p>Gina Ford’u dinleyecek olursanız bebeğin 24 saatini detaylı bir şekilde programlamanız ve bu plana harfiyen uymanız gerekiyor.  Mesela her gün saat 17:48’de bebek 23 dakika (veya 40 cc, hangisi önce gelirse) emzirilecek.  Ardından bebek 42 dakikada uyumuş olacak, uyumazsa tek kolla 20 tane şınav çektirilecek.  Bebek tam 2 saat 13 dakika uyuduktan sonra hala uyanmadıysa üzerine soğuk su dökmek suretiyle uyandırılacak.  Hala uyanmadıysa yanında bir bardaktan öteki bardağa su dökmek suretiyle işetilecek.</p>
<p>Şayet Ford Hanım’ın söylediklerinden sapmaya kalkarsanız cocuğunuzun toplumla uyumsuz bir pırasa gibi büyümesinin tek sorumlusu da siz zalim ebeveynler olacaksınız.</p>
<p>Yazının burasında çok sevdikleri pırasa sebzesini kötü bir benzetme için kullandığım için yazılarımı kocalarından gizlice okuyan annelerden özür dilerim.  Babalardan özür dilemeye gerek duymuyorum zira pırasayı seven delikanlı varsa zaten layığını bulmuş ve dominatriks tabir edilen cinsten bir kadınla evlenmiştir.  O kadın da gerekeni yapıyordur.</p>
<p>Konuyu dağıttık.</p>
<p>İkinci ekstremde Dr Sears’dan bahsetmiştim.  O da “bebeğiniz ne zaman isterse o zaman istediği kadar emzirin.  Zaten bundan sonraki hayatınızı yaşamasınız da olur, çünkü artık siz yoksunuz, bebeğiniz var” ekolünün, bir elinde beline dayadığı bayrak dalgalanırken öteki eliyle batonunu havaya atıp tutarak en önde giden temsilcisi.</p>
<p>Bu ikisinin ortasına düşen mantıklı insanlar da var.  Benim sevdiğim kişi kitabının ismi çok kötü de olsa (The Secrets of the Baby Whisperer) Tracy Hogg (<a title="Baby Whisperer" href="http://sarapci.com/www.babywhisperer.com" target="_blank">http://www.babywhisperer.com</a>).  Hogg Hanım bebekleri kategorilere ayırmış ve kategorisine göre bebeğe farklı muamele öneriyor.  Ana fikri bebeklere doğduğundan itibaren normal insana davranır gibi davranmak.</p>
<p style="text-align: center"><img title="Doktorlar" src="http://sarapci.com/images/baba_ekoller_doktorlar.jpg" alt="Doktorlar" /></p>
<p style="text-align: center"><span style="font-style: italic">Bebeginizi Hangisine Emanet Edersiniz?</span></p>
<p><span style="font-weight: bold">3 Ay Daha İçeride Kalsaydı</span><br />
Harvey Karp isimli Amerikalı doktorun ise ilginç bir teorisi var.  Bu teorisini aslında 10 sayfalık bir yazıda açıklayabilirmiş ama oturup 250 sayfalık bir kitap ve 45 dakikalık bir DVD haline getirme yoluna gitmiş.</p>
<p>Karp der ki; doğadaki her hayvanın bebeği doğar doğmaz annesinin az yardımı ile yaşayabilecek durumdadır.  Yeni doğan eşekler anında koşmaya başlar, yeni doğan sırtlanlar önemli isteklerini çok zorlanmadan anlatabilirler, yeni doğan çıyanlar “hello papa, bonjour papa” deyip yemek aramaya çıkarlar.  Doğadaki yenidoğanlar içerisindeki en acizi ise maalesef bizimkidir.  Dördüncü ayları gelene kadar dünyayla düzgün ileteşim kuramayan insan yavruları ebeveynlerine ziyadesiyle bağımlı olurlar.</p>
<p>Karp Bey bunun açıklaması olarak da evrim esnasında insanların beyinlerinin fazla geliştiğini, o haddinden fazla büyüyen kocaman kafanın anneden çıkabilmesi için de bebeğin aslında ana karnındaki gelişimini tamamlayamadan mecburen dışarı pırtladığını öne sürüyor.  Doğa sezaryan olasılığını atlamış tabii &#8211; ileride artan sezeryan oranı yüzünden bu durum değişebilir!</p>
<p>Sonuç olarak Karp Bey 4 aydan küçük bebeği (özellikle ingilizcede (yanlış bir şekilde) colic bizde ise gazlı bebekler olarak bilinenleri) rahatlatmak için ana rahmindeki atmosferi kopyalamamız gerektiğini iddia ediyor.</p>
<p>Bu da şöyle yapılıyor:</p>
<ul>
<li>Bebeği sarsmadan <span style="font-weight: bold">çalkalayın</span>.  Ana karnında suyun içerisindeki sallanma hissini vermek için.</li>
<li>Ağzına <span style="font-weight: bold">emzik</span> benzeri bir aparat tıkıştırın.  Bebeklerin emme içgüdülerinin tatmini için.</li>
<li>Sıkı bir şekilde <span style="font-weight: bold">kundaklayın</span>.  Bebek ana karnında dar bir alanda yaşamaya alışık, hatta bu onu güvende hissettiriyor.  Ayrıca Moro refleksi denen uyanıyor gibi olunca ellerin havaya fırlaması ve tutunmaya çalışması kundaksız bebekleri uyandırabiliyor.</li>
<li><span style="font-weight: bold">Şşşşşş</span> sesi veya başka bir “beyaz gürültü” denen cins sesi dinletin (saç kurutma makinası çok işe yarıyor).  Bu da bebeğe ana karnında sürekli duyduğu gürültüyü hatırlatıyor.  Teknolojik babalar için iphone&#8217;a bir beyaz gürültü programı bile yazılmış: <a title="yuh artık" href="http://www.red-sweater.com/blog/573/shush-little-baby" target="_blank">yuh artık</a></li>
<li>Bebeği <span style="font-weight: bold">karnı</span> üstünde yan çevirin.  Bu pozisyon nedense bebeklerin en rahat ettiği pozisyon.  Uyurken yapmayınız.</li>
</ul>
<p>Tabii Karp Bey Amerikalı olduğu için bu beş maddeyi ilk harflerini kullanmak suretiyle bir kısaltma haline getirmiş.  Ama bu kısaltma şu anda ben yazarken sonuncu maddeyi hatırlamama yardımcı olmadığına göre işe yaramıyor demek ki!</p>
<p style="text-align: center"><img title="Esek Sipasi" src="http://sarapci.com/images/baba_ekoller_eseksipasi.jpg" alt="Esek Sipasi" /></p>
<p style="text-align: center"><span style="font-style: italic">Yeni Dogmus Bir Esek ve Sipasi</span><br style="font-style: italic" /><span style="font-style: italic">“Eseksipasi” Ne Guzel Laf</span></p>
<p>Bu maddeleri anneannenize söylerseniz size “bunu öğrenmek için <a href="http://sarapci.com/www.sarapci.com">www.sarapci.com</a>’u mu okuman gerekiyordu bre salak oğlum?” diye soracaktır.  Zira bunlar birçok kadim kültürde yıllardır tedavülde olan uygulamalar.</p>
<p>Karp’ın annanelerimizden yürüttüğü bu beş madde hem bizde hem de denek olarak kullandığım arkadaşlarımın ağlayan bebeklerinde çok işe yaradı.  İlgilenenler için adamın web sitesi: <a href="http://www.thehappiestbaby.com/" target="_blank">http://www.thehappiestbaby.com/</a>.  Aslında kitaptan çok dvdsini tavsiye ederim, hem daha az vakit harcarsınız hem de bazı yaptıklarını izleyerek daha iyi anlarsınız.</p>
<p>Kısacası (en azından bebek konusunda) anneannenizin sözünü dinleyebilirsiniz.  Annenizi dinleyin demiyorum zira bizim gibi 70’lerde doğan pre-özal jenerasyonundansanız o ekol gereğinden sert bir ekolmüş.  “Bırak ağlasın zırlasın namussuz, dünyanın kaç bucak olduğunu görsün” ekolü.  Karp’a göre ise bu ekol ancak dört aydan sonra başlayabilir.  O da ihtiyari.</p>
<p>Neymiş, bazı konularda dünyanın her tarafında aynı şekilde yıllardır süregelen bazı geleneklerin bir kıymeti varmış.  İnsanlığın kolektif bilgisi modern yaşama geçerken silineyazmış.</p>
<p>Herhalde yavaş yavaş doğru yolu bulacağız.  Enseyi karartmayın!</p>
<p>Önceki Yazı:<a title="Müstakbel Babalara Öğütler - Doğum" href="http://sarapci.com/?p=77">Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Doğum</a><br />
Sonraki Yazı:<a title="Dünyanın En Güzel Sesi" href="http://sarapci.com/?p=79">Dünyanın En Güzel Sesi (Yalın)</a></p>

	<h4>İlgili Yazılar / Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/11/03/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-baba-ogul-basbasa" title="Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa (November 3, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa</a> (9)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2009/06/20/taze-babalara-ogutler-lohusa-blues" title="Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues (June 20, 2009)">Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues</a> (7)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2008/01/03/taze-annelere-ogutler-kizsever-ve-kizsavar" title="Taze Annelere Öğütler &#8211; Kızçeker ve Kızsavar (January 3, 2008)">Taze Annelere Öğütler &#8211; Kızçeker ve Kızsavar</a> (10)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/06/09/mustakbel-babalara-ogutler-%e2%80%93-dogum" title="Müstakbel Babalara Öğütler – Doğum (June 9, 2007)">Müstakbel Babalara Öğütler – Doğum</a> (11)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/04/09/mustakbel-babalara-ogutler-son-dakikalar" title="Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar (April 9, 2007)">Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar</a> (5)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sarapci.com/2007/07/18/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-bebek-bakma-ekolleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müstakbel Babalara Öğütler – Doğum</title>
		<link>http://sarapci.com/2007/06/09/mustakbel-babalara-ogutler-%e2%80%93-dogum</link>
		<comments>http://sarapci.com/2007/06/09/mustakbel-babalara-ogutler-%e2%80%93-dogum#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jun 2007 10:25:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sarapci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Baba Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sarapci.com/?p=77</guid>
		<description><![CDATA[Seha epidural nedir ne değildir bilmediğinden değil (zira doğum hakkında bir dolu araştırma yapmıştı) muhtemelen ben acı çekmediğim için bana kızdığından görev verdi, hemen kitabı açtım ve epiduralin risklerini okumaya başladım.  O sırada heyecanla yanımıza gelmiş olan annem “doktor hanım buradayken kitaptan bakmak ayıp olmuyor mu?” diye hafiften azarladı.  Doktor hanım sağolsun birşey demedi, sadece bakışlarıyla "görürsün sen birazdan kitabı şekerim" dedi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2007%2F06%2F09%2Fmustakbel-babalara-ogutler-%25e2%2580%2593-dogum"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2007%2F06%2F09%2Fmustakbel-babalara-ogutler-%25e2%2580%2593-dogum&amp;style=normal" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Not: Bu müstakbel babalar için son yazım.  Bundan sonrakiler taze babalar için olacak.</p>
<p>Bizim doğum, günümüzde gittikçe daha ender olan normal doğumlardan olacağı için zamanını belirsizdi.  Artık doğumların yarıdan fazlası sezeryanla oluyormuş.</p>
<p>“Hazır sezeryanla yapmışken çocuğun yükselen burcuna ince ayar yapalım da balık olmasın bari kocacııım” diyen var mıdır acaba?</p>
<p>Sonuçta doğum günü ve saati konusunda tıp çaresiz kaldığı için Seha diğer bilim dallarından işimize yarayabilecek bir tanesi olan istatistik üzerine eğildi.  Kendi ailesindeki doğumlardan ve internette bulduğu doğum bilgilerinden yararlandı ve oğlanın geç doğacağına emin oldu.  Beni de ikna etti.  Aslında ben daha çok “bitse de gitsek” havasındaydım.  Daha önceki yazılarda söylemediysem (ki söylemişimdir) söyleyeyim, hamileliğin son günleri çekilmez.</p>
<p><strong>0630</strong><br />
Doğumun olduğu sabah bir kanama haberi ile uyandırıldım.  Hemen kitaplara ve internete sarıldık, şirketten getirdiğim litmus kağıtlarımız ile test yaptık ve amniyotik sıvının asidik mi bazik mi olduğu konusunda çuvalladık.  Sonuç olarak serviksin ucundaki tıpa gibi olan parçanın düşmüş olduğuna kanaat getirdik.  Görüldüğü gibi konuya amatör jinekolog ciddiyetiyle yaklaşmaktaydık.</p>
<p>Doktoru aradık Seha&#8217;ya “muhtemelen birşey değildir ama gene de bir gel” dedi.  Ben de bunun üzerine içim rahat olarak işe gittim.</p>
<p><strong>1310</strong><br />
Öğleden sonra Seha’dan bir mesaj geldi, doktora gittiğini ve kanamanın doğum işareti olmadığını söylüyordu.</p>
<p><strong>1600</strong><br />
O gün o aralar her çarşamba öğleden sonra olduğu gibi güzide bir japon (capon) şirketi ile mutat toplantım vardı.  Toplantı da uzadıkça uzadı.  Bu japon konusuna daha sonra döneceğim, unutturmayınız.</p>
<p align="center"><img src="http://sarapci.com/images/baba_dogum_japon.jpg" title="Capon" alt="Capon" /></p>
<p align="center"><em>Japon Kulturunun Hastasiyiz Dediysek </em><br />
<em>O Kadar da Degil</em></p>
<p><strong>1930</strong><br />
Ancak masama dönebildim.  Cep telefonuma bir baktım ki Seha’dan 4 tane telefon gelmiş.  Sonra daha rahat azarlayabilmek amacıyla iş numaramdan özellikle aramamış, cep telefonuma birçok asabi mesaj bırakmayı yeğlemişti.</p>
<p>İlk mesajı dinledim, adeta ahizenin içerisinden fırlayıp patpatpat tokatlıyordu “Hayvan herif baba olmaya (aaaaah) kalkıyorsun ama telefonunu açmaktan acizsin!  Çabuk eve gel (aaaaah) sancılarım başladı.  (aaaah).”</p>
<p><strong>1930</strong><br />
Levent ile birlikte ivedilikle yola çıktık.  Bu sefer de oldukça sakin olduğum için Levent azarladı.  Zira kendisi fıldır fıldır dönen gözlerini pörtlek bir şekilde açmış, kaşlarını kaldırmış (ki o kaşları kaldırmak da o kadar kolay olmamalı), boncuk boncuk terlemekteydi.</p>
<p>“Ne ruhsuz herifsin be, baba olacaksın ama orada öyle oturuyosun” dedi.  Herkes babalık melekeme takmış durumdaydı ama doğrusu Red Kit’teki vahşi batıya maceraya giden sıcak bira meraklısı ingiliz lordu Yumuşak Ayak kadar sakindim.
</p>
<p align="center"><img src="http://sarapci.com/images/baba_dogum_tenderfoot.jpg" title="Tenderfoot" alt="Tenderfoot" /></p>
<p align="center"><em>Doguma Giden Arabanın Icinde Iste Bu Coolluktaydim</em></p>
<p><strong>1950</strong><br />
Doktoru aradım, daha önce ziyaret için gittiğimizde hemşirenin bizi “aslında doğum odasına girmeniz için steril olmanız lazım ama gene de sizi alayım” diyerek gezdirdiği hastanemize gelmemizi söyledi.  Bunun üzerine yolda olduğumuzu söylemek ve bir oda ayırtmak için hastaneyi aradım ama dakika bir gol bir, telefona çıkan abi boşuna gelmememizi, hastanenin dolu olduğunu, yapacak hiçbirşey olmadığını belirterek başka hastane bulmamızı salık verdi.</p>
<p><strong>1953</strong><br />
Doktoru yeniden aradım, rahat olmamı muhtemelen kimseyi tanımadan aradığım için öyle olduğunu söyledi.  Kendisi halledecekti.</p>
<p><strong>2000</strong><br />
Doktor geri aradı.  Hastanede yer olmadığını teyid etti.  Önemli değildi, bizim stadın yakınındaki hastaneye de gidebilirdik.  Şimdi orayı arayacaktı.</p>
<p><strong>2007</strong><br />
Doktor tekrar aradı ve o hastanenin de dolu olduğunu, eve gitmemi, biraz sakinleşmemi (sakindim aslında), acele etmeye gerek olmadığını tekrar arayacağını söyledi.</p>
<p><strong>2100</strong><br />
Hala trafikteydik.  İstanbul trafiği her zamanki sebepsiz kalabalıklarından birini yaşamaktaydı.  Yolda emniyet şeridine girsem, polis durdurunca “karım doğum yapıyor memur bey, mazur görünüz” desem diye düşündüm.</p>
<p>Neyse ki bu esnada Seha’nın anne babası bizim eve varmıştı.  Artık telefon ettiğimde azar işitmiyordum en azından.  Yanlış anlasılmasın, azar işitmememin nedeni telefonu Seha’nın açmaması idi.</p>
<p><strong>2130</strong><br />
Nihayet eve vardım.  İçeri bir girdim ki herkes pür dikkat televizyona bakıyor. Televizyonda acayip kıl bir amerikali teyze hiç komik olmayan espriler yaparak acısız doğum yapmayı anlatmakaydı!</p>
<p>Meğersem Seha kekosu nasılsa geç doğurucağım diye hala izlemediği doğuma hazırlık DVDsini izlemeye karar vermiş!  DVD acısız doğum yapmak hakkındaydı lakin Seha elleri belinde yere oturmuş sancı geldiğinde solucan gibi kıvranıyordu!  Aralarda da terini sildikten sonra önündeki sehpaya koyduğu deftere sancılarının kaç dakikada bir geldiğini ve kaç saniye sürdüğünü not ediyordu.</p>
<p><strong>2140</strong><br />
Seha sancıların arasında derin nefesler alıyor ve Voldermort gibi hıslayarak emirler yağdırıyordu.  Doğurmadan önce lohusalık kaprisi başlıyormuş meğersem.  Bunu da kimse söylememişti.  (Müstakbel babalara işte başka bir hizmetim!  Mümkünse son bir ay evden kaçın, bebek iki aylık olana kadar da ortalıkta gözükmeyin.)</p>
<p>Seha’nın yanından geçerken aman rüzgar yapmayayım da fazla kızmasın diye yavaşlayarak geçiyordum.  TV’de maç vardı ama izlememiz tabii ki söz konusu değildi.</p>
<p>Doktordan telefon beklerken internetten maçı takip etmeye çalıştım.</p>
<p style="text-align: center"><strong><img src="http://sarapci.com/images/baba_dogum_voldermort.jpg" title="voldermort" alt="voldermort" /></strong></p>
<p align="center"><strong><em>Seha&#8217;nin Dogum Oncesi Son Resmi </em></strong></p>
<p><strong><br />
2150</strong><br />
Doktor arayıp bütün hastaneler dolu olduğu için X. kliniğine gelmemizi söyledi.  “Orada buluşalım ve duruma bakalım” dedi.  Hemen bavul yaptım ve yola çıktık.  Seha’nın bavulu zaten hazırdı.  Yoldan annemi ve babamı da aradım ve muhtemelen birşey olmadığını ama kontrol için bir kliniğe gittiğimizi söyledim.</p>
<p><strong>2210</strong><br />
Kliniğe girerken Seha’nın itirazlarına rağmen hala hepimiz kontrole geldiğimizi düşünüyorduk.  Doğum katı 3. kat dediklerinde birden doğumun da orada olacağı kafama dank etti.  Meğersem geldiğimiz yer bir doğum hastanesi imiş.</p>
<p>3. kata varmamızla bir kızdan çıkan canhıraş çığlıklar kulağımızı yırtmaya ve ciğerimizi dağlamaya başladı.  Meğersem bizim doktorun başka bir hastası da o anda oradaymış.  Cesur kız epidural (anestezi) almadan doğurmaya karar vermiş.  Seha da o ana kadar epiduralsiz doğurmaya kararlıydı.  Hemen fikir değiştirdi.</p>
<p>Seha epidural nedir ne değildir bilmediğinden değil (zira doğum hakkında bir dolu araştırma yapmıştı) muhtemelen ben acı çekmediğim için bana kızdığından görev verdi, hemen kitabı açtım ve epiduralin risklerini (yoksa rikslerini mi demeliydim?) okumaya başladım.  O sırada heyecanla yanımıza gelmiş olan annem “doktor hanım buradayken kitaptan bakmak ayıp olmuyor mu?” diye hafiften azarladı.  Doktor hanım sağolsun birşey demedi, sadece bakışlarıyla &#8220;görürsün sen birazdan kitabı şekerim&#8221; dedi.</p>
<p>Ben epiduralin artı ve eksilerini sayarken doktor kontrolünü yaptı ve doğuma hazırlanmamızı söyledi.  O anda olayın ciddiyetini anladım!  Sonradan doğum uzarsa rahatsız etmesin diye lenslerimi çıkardım ve doğum pozisyonu aldım.</p>
<p><strong>2312</strong><br />
Seha sinirle göbeğine bağlı olan bebek dinleme zamazingolarını (dalgametre de olabilir) söktü attı.  Ben birkaç adım geriye çekildim, ne olur ne olmaz.  Kafama da atabilirdi herhalde acıdan aklına gelmedi.</p>
<p><strong>2400</strong><br />
Artık bebek ertesi güne kaldı ama az kaldı.</p>
<p><strong><br />
0015</strong><br />
Seha epidurali aldı ve sancıları hemen azaldı.  Hatta sakin sakin oturup beklemeye başladık.  Anestezist de bizim okuldan ablammış meğersem, sonradan anladım.  Hatta daha sonra katlar arasında gezerken farkettim ki Ahmet Ziya da aynı hastanede doktormuş!!  Sabah ilk iş kendisine not bıraktım.  Sağolsun ilk bebek ziyareti de ondan geldi.</p>
<p><strong><br />
0025</strong><br />
Seha acılar azalınca azıttı, emaillerine bakmaya başladı.</p>
<p><strong>0030</strong><br />
Doktor bağıran kızı bağırta bağırta doğurttu.  Kızın çığlıklarının kesilmesi çok iyi geldi.  Kendisini cesaretinden dolayı bir kez daha tebrik ediyorum.</p>
<p><strong>0145</strong><br />
Artık içeri girdik.  Doğum odası hiç tahmin ettiğim gibi çıkmadı.  Dişçi muayenehanesi gibi bir yerdi.  Ben daha geniş ve daha teknoloji dolu olur diye düşünüyordum nedense.  İnsan doğumun ne kadar eski bir proses olduğunu ve yurdumuzda birçok kez tarlalarda olduğunu unutuyor.</p>
<p>Tam karşıda bir ayna vardı.  “Millet doğururken ordan izliyor mu?” diye sordum ama hemşireler sadece güldüler.  Herhalde herifin derdine bak diye düşündüler.  Seha da aynı şeyi düşünmüş olmalı fırsatı kaçırmadı ve hemşirelerle geyik yapıp onları meşgul ediyorum ve kendisi ile ilgilenmiyorum diye kızdı.  Ben de “haydı aslanım, yapabilirsin, acı yok Rocky, az kaldı kızım&#8221; falan diye gibi cesaret vermeye başladım.  Ciddi olup olmadığımı anlayamadığından kıvranırken pis bir bakış atabildi sadece.</p>
<p><strong><br />
0210</strong><br />
Doktor bana “sen iki adım geri git bakayım” dedi.  Efendice söz dinledim.  O ana kadar ne iş yaptığını anlamadığım erkek hemşire (veya doktor) öne geldi ve Seha’nın karnına bastırdı!  Ben diş macununu her seferinde en dibinden sıkan düzenli bir kişiyim ama bu harekete dayanamadım.  O anda Seha öyle bir bağırdı ki iyice tırstım.  Sonra tekrar bağırdı, ben hala bakmıyordum.  Nihayet kafamı kaldırıp baktığımda doktorun elinde bizim oğlan duruyordu.</p>
<p><strong>0217</strong><br />
Hayatımda gördüğüm en acayip şeyin bu olduğunu düşündüm.  Seha’nın içinden canlı birşey çıktı.  Adeta bir bilim kurgu filmi gibiydi.  Seha’dan çıkan şey hareket etmeye başlayınca iyice acayip oldum.</p>
<p>Doktora “kordonu ben keseyim” dedim, “hayır kesme” dedi.  Ben de bunun üzerine bebeği incelemeye gittim.  Üstü başı mor ve kanlı ama çok da uslu birşeydi.  Ağlıyor denemez, sanki söyleniyor gibi bir hali vardı.</p>
<p>Hemşire ile beraber içeriye gittik.  Hemen kan alındı K vitamıni yapıldı, ayak bileğine ismi cismi yazan şey takıldı.</p>
<p><strong>0225</strong><br />
Kendime gelince oğlanı (oğlum demeye alışamamıştım daha o zaman) incelemeye başladım.  Amma çirkin birşey yahu diye düşündüğümü hatırlıyorum.  Kafası konik, kocaman kulakları sürtünürken düzleşmiş, agzı burnu şiş.</p>
<p>Ama en acayibi oğlan japon yahu diye düşündüğümü hatırlıyorum!  Bütün vaktimi japon firması ile geçire geçire işte oğlan da japon oldu iyi mi?</p>
<p align="center"><strong><img src="http://sarapci.com/images/baba_dogum_emimoto.jpg" title="Emimoto" alt="Emimoto" /></strong></p>
<p align="center"><strong><em>Bazi Cevrelerde Emimoto Olarak da Geciyor</em></strong></p>
<p><strong>0250</strong><br />
Hemşire oğlanı yıkadı ve giydirdi.  Elime almaya korkuyordum.  Annesine verdik, hemen emzirmeye çalıştı.  Emzirmek çok zor birşeymiş.</p>
<p>Anneanne, babaanne, dede gördüler ve sonunda karambol bitti ve odamıza çıktık.  Seha ve Orhan hemen uyudular.  Ben uyuyamadım.  Biraz kitap okudum önce.  Daha sonra yatmaya çalıştım ama iki kez bebeğin nefesini duyamadığiım için kontrole gittim.</p>
<p>Bir arkadaşım Seha’nın hamile olduğunu öğrenince “endişe dünyasına hoş geldin” demişti.</p>
<p><strong>0330</strong><br />
Yattığım yerde kime benziyor diye düşünüyordum.   En çok Levent’e benziyordu. Bu muhabbetten ne kadar bıkacağımı o zaman bilmiyordum tabii.  Ama kan grubu benim nadir bulunan kan grubumdan olduğu için saçma bir şekilde gururlandım.  Ayrıca birkaç hafta sonra babam daha önce görmediğim bazı bebeklik resimlerimi verince iyice emin oldum.  Evet, her erkeğin endişesi bende sona ermişti: oğlan bendendi!!!  Bir de erkenden gözü bozulursa hiç şüphem kalmayacak.<br />
<strong>0400</strong><br />
Hastanede bizden başka bir de bağıran kız ve ailesi vardı.  Ama onlar öteki katta kalıyorlardı.  Bütün kat bize kalmış durumdaydı. Doğum sonrası bütün doğum katını kapatan meşhur şarkıcımız gibi hissettik.<br />
<strong>0700</strong><br />
Erkenden uyandım.  Hiç uykum yoktu.  Orhan ve Seha hala uyuyorlardı yahu.  Hamilelik sırasında olayı pek anlayamamıştım.  Doğumdan sonra baba gibi hissetmeye başladım ama nasıl oluyor diye sormayınız lütfen.Ama o kadar da kolay alışılan birşey değil.  Şimdi 3 ay sonra bunları yazıyorum hala bazen sabah uyanıp bir oğlum olduğunu sonradan hatırladığım oluyor.</p>
<p><strong>0730</strong><br />
İlk ziyaretçiler Ahmet Ziya ve Levent oldular.  Hemen arkadan Osman ve Barış geldiler.  Levent’in nasıl kalkıp o saatte geldiğine hayret ettim.  Bundan sonrası hep karambol şeklinde geçti.  Gelen giden.  Yenen baklavalar börekler.  Hediyeler çiçekler.  Telefonlar, telefonlar.  Mesajlar.  Bir ara bilgisayarı açtım emailler.  Daha fazla baklava.  O sırada Seha&#8217;nın babasından baklavayı mikrodalgada ısıtıp yemeyi öğrendim.  Tavsiye ederim.<br />
<strong>0900</strong><br />
Hemşireler gelip alt değiştirmek için oğlanı almaya başladılar.  Her seferinde ben de gittim.  Karışır marışır neme lazlm!Bir seferinde ben yıkayayım dedim.  Akan suyun altında oğlanın altını yıkadım.  Çok zormuş, elimden kayacak diye tırstım ama bir dahaki sefere elim alıştı.  Utanmasam bağıran kızın bebeğinin altını da ben değiştiricektim.  Onu da getiriyolardı ama onun annesi babası piyasada yoktu.  Annesi gelse de konuşamazdı herhalde, sesi kalmamıştır önceki geceden sonra.   Babanın da kulağının tam duyduğundan şüpheliyim.</p>
<p><strong>Ertesi Gün</strong><br />
Ertesi gün eve çıktık.  Bir an önce eve gideyim de ne olacaksa olsun diye düşündüğümü hatırlıyorum.</p>
<p>Bir kez daha söylemem lazım.  Bu emzirme denen şeyi kendi kendine hallolur sanıyorduk.  Bebek ilk haftalarda gece gündüz her üç saatte bir yemek yiyor.  Her yemek seansı, altını değiştirme ve uyutma dahil 1-2 saat arasında sürüyor.</p>
<p>Emzirmek o kadar zor birşey ki herhalde bu kadar uğraşsam benden de süt çıkar diye düşünmemek elde değil.  Bir ara bir yerde pigme erkeklerinin de çocuklarını emzirdiklerini ve dünyadan çocuklarına en çok bakan İsveçlilerden (ki %45 gibi inanılmaz bir istatistik var) bile çok baktıklarını okuduydum.  Aklima Guran geldi.</p>
<p style="text-align: center"><strong><img src="http://sarapci.com/images/baba_dogum_guran.jpg" title="Guran" alt="Guran" /> </strong>
</p>
<p align="center"><strong><em>Ormanda Fantom Bir Sehirli Gibi Giyinip Sehre Inince<br />
Guran Caktirmadan Oglunu Emzirir Derler</em></strong>
</p>
<p style="text-align: left">Müstakbel babalara son dakika önerilerim:<br />
•    Bir şekilde emzirme ve gece uykusu yardımı edinin.<br />
•    Bizim gibi son dakikaya bırakmadan bebek kıyafetlerini, odasını en az bir ay önceden hazır edin.<br />
•    Doğumdan önce kaçamadıysanız hemen sonra 2 ay kaçın.  Kaçamıyorsanız %10’umuz gibi saklanın.</p>
<p style="text-align: left">
<p style="text-align: left">Şaka bir yana doktorumuz Birgül Hanım&#8217;a tekrar buradan çok çok teşekkür ediyorum.</p>
<p style="text-align: left">Önceki Yazı: <a href="http://sarapci.com/?p=74">Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar</a></p>
<p style="text-align: left">Sonraki Yazı:  <a href="http://sarapci.com/?p=78">Taze Babalara Öğütler &#8211; Bebek Bakma Ekolleri</a></p>

	<h4>İlgili Yazılar / Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/07/18/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-bebek-bakma-ekolleri" title="Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri (July 18, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri</a> (7)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/11/03/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-baba-ogul-basbasa" title="Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa (November 3, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa</a> (9)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2009/06/20/taze-babalara-ogutler-lohusa-blues" title="Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues (June 20, 2009)">Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues</a> (7)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2008/01/03/taze-annelere-ogutler-kizsever-ve-kizsavar" title="Taze Annelere Öğütler &#8211; Kızçeker ve Kızsavar (January 3, 2008)">Taze Annelere Öğütler &#8211; Kızçeker ve Kızsavar</a> (10)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/04/09/mustakbel-babalara-ogutler-son-dakikalar" title="Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar (April 9, 2007)">Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar</a> (5)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sarapci.com/2007/06/09/mustakbel-babalara-ogutler-%e2%80%93-dogum/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar</title>
		<link>http://sarapci.com/2007/04/09/mustakbel-babalara-ogutler-son-dakikalar</link>
		<comments>http://sarapci.com/2007/04/09/mustakbel-babalara-ogutler-son-dakikalar#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Apr 2007 17:39:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sarapci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Baba Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sarapci.com/?p=74</guid>
		<description><![CDATA[Şimdi bu hanımkızımıza perine masajı yapılırken Seha benim bu kursta yeteri kadar çaba göstermediğimi düşündüğü için olayı daha yakından izlemem amacıyla ileri saflara doğru itiyordu.  Öte yandan ben biraz daha yaklaşsam kızın kucağına oturmuş gibi olacaktım.  Bir taraftan Seha dürtüyor bir taraftan kızın kocası beni bakışlarıyla muştalıyor.  Seha’nın dürtmeleri herifin pis bakışlarından daha az korkuttuğu için geri çekildim ve “git sen bak o zaman bre” diye onu öne yolladım.  Neyse ki bana gözlerini çinli gibi kısarak “zaten bu hamilelik boyunca bana destek olacağına köstek oldun hayvan herif” bakışını attıktan sonra masaj yapılan kıza yaklaşıp durumu kendisi de anladı ve geri çekildi de kıskanç kocanın gazabından kurtuldum.  Siz siz olun kursta elalemin karısının perinesine falan bakmayın.  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2007%2F04%2F09%2Fmustakbel-babalara-ogutler-son-dakikalar"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2007%2F04%2F09%2Fmustakbel-babalara-ogutler-son-dakikalar&amp;style=normal" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Son dakikalar derken son dakika beklemediğimiz bir anda geldi ve ben daha bu yazıyı bitiremeden oğlan doğuverdi.  15 gün erken doğduğu için suçu onun üstüne atabilirim: vaktinde  gelseydi yazıyı vallahi yetiştirecektim.</p>
<p>Bu yazıda müstakbel babalara (babaların daha iyi anlaması için bir futbol metaforu kullanmak gerekirse) son dakikalarda yiyecekleri bazı gollerden bahsetmek istiyorum. Belki artık müstakbel değil gerçek bir baba olduğumdan sözüm de dinlenir.</p>
<p>Babalar gayet iyi bilirler ki modern zamanların Türkiye’sinde iki adet ana sömürü endüstrisi oluşmuş durumdadır: düğün ve bebek endüstrileri.  Düğünü ben çok ucuz atlatmıştım, bir şekilde herkesi punduna getirip düğünsüz evlenmiştik (aslında ayrı bir yazı konusudur).</p>
<p>Düğünü az hasarla (nişan) atlatmış olmak yatılı okulda bir sabah 128 saniye işemiş olmaktan sonra en gurur duyduğum marifetimdir.  Marifet iltifata tabii olduğu için birçok kereler o yollardan geçmek zorunda kalmış hemcinslerim (tabii ki karıları duymazken kıyıda köşede) bana tebriklerini ilettiler.  Buradan hepsini selamlıyorum.</p>
<p>Dolayısıyla düğünden kaçış zor da olsa bir şekilde mümkün, lakin bebek insanı daha da hassas bir noktadan vuran, kaçışı neredeyse imkansız bir vaka olduğu için azami seviyede dikkatli olunması gerekiyor.  İnsanlar çocuklarının sağlık ve mutluluğu için herşeylerinden fedakarlık yapıyorlar, etraf ise bundan rant sağlayacak bazısı yararlı bazısı gereksiz fırsatlar ve tuzaklarla dolu.</p>
<p><strong>Bebek Kursu</strong><br />
Bebek kursu ülkemizde kapuçino, içinden çöp torbası çıkan çekirdek ambalajı, otobüslerdeki cep telefonunuzu kapatınız işareti, tvde reklamların cingılı üzerine bile reklam almak gibi yeni bir konsept.  Eskiden bebek kursu yerine anneler teyzeler halalar varmış.</p>
<p>Bebek kurslarını çok ararsanız bazı hastanelerde bulabilirsiniz.  Ayrıca internette bakınırsanız karşınıza birkaç tanesi çıkacaktır.  Aslında önceleri çok skeptik yaklaşmış olsam da bence bebek kursunun en azından bazı kısımları faydalı. Fakat kısıtlı olan zaman ve paranızı nasıl harcamanız gerektiğini de iyi düşünmeniz gerekiyor.</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://sarapci.com/images/baba_son_alt.jpg" alt="Alt Değiştirme" title="Alt Değiştirme" /></p>
<p align="center"><em>Dikkat Yuzunuze Isenir!<br />
Bunlari Bebek Kursunda Ogretmiyorlar</em></p>
<p>Bizim bebek eğitimimiz daha çok kitaplardan oldu, ama sonradan adı üstündeki semtimizde yer alan meşhur bir kursa gitmek zorunda kaldım.  Zorunda kaldım diyorum zira en başlarda Seha’ya itirazlarımı dile getirmeye çalıştım ama beni “O zaman daha iyisini bul” diyerekten susturdu, daha iyisi değil başka kurs bile bulamadım o zaman.</p>
<p>Seha canı birşey yapmak istediğinde (veya istemediğinde) 10 diktatör gücündedir.</p>
<p>Öncelikle, bizim kursta okul hatta asker yıllarından beridir görmediğim cinste tipler vardı.  Bu tipler sayesinde az da olsa eğlenmedim desem yalan olur.  Müstakbel babalar kurslarda zorluk çekmesinler diye bunların bazılarını ifşa etmek isterim:</p>
<ul>
<li><strong>Vajina deyince gülenler</strong>: Bebek kursuna gitmek doktora gitmek gibi birşey.  Ayıp yok.  Kadın vücudunun en minik kıvrımlarına kadar herşey burada tartışılmak zorunda.  Fakat bazı densizler her vajina, labia majora, serviks dendiğinde sanki cinsel eğitim dersine gelmiş 12 yaşında bebeler gibi kıkırdıyorlar.  Bunlardan uzak durmak lazım.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>İnek öğrenciler</strong>: Bu tipler okuldan hepimizin çok iyi hatırladığı inek öğrencilerin hasbelkader hamile kalmış (veya hasbelkader karısını hamile bırakmış) versiyonları.  Mesela bizde bir tanesi daha önceden herşeyi çalışarak geldiği için sorduğu sorularla gayet iyi niyetli bir kişi olan hemşiranımı terletiyordu.  Misal: “Hemşiranım, farzedelim sekonder plasenta amniyotik perineden önce rahim yoluna girmedi.  Böyle bir durumda bebeğe karbonatla gargara yaptırdıktan sonra saliva ile kaplanmış gazlı bezle bıngıldağı sertçe ovalamamalıyız değil mi?”  Tabii biz bilgisiz öğrenciler ayran budalası gibi bakıyorduk.  Bir süre sonra hemşiranım da gerekli muameleyi yapıyordu, “Börtücan Bey, (farkettiyseniz inek sınıf arkadaşımızın ismini değiştirdim) bu kısmı siz zaten çok iyi biliyorsunuzdur muhakkak, not almanıza gerek yok.”  “Not almıyordum hemşiranım, ben bir sonraki derse çalışıyorum zaten.”  Maalesef 30 yaşında adama gidip “inek inek” diye dalga geçemiyorsunuz.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Kendini fazla ciddiye alanlar</strong>: Kendini fazla ciddiye alanlar hayatın her safhasında karşımıza çıkarlar.  Lakin bu kurstakiler anne veya baba adayı olmuş kişiler!  Dolayısıyla sanki 150,000 senedir dişi insanlar hamile kalmıyormuş gibi yaptıkları bu mühim işten dolayı daha da önemli olduklarını hissetmeye başlamış durumdalar.  Dolayısıyla derste gayriciddi yorumlar bu tipler tarafından oldukça ters karşılanıyor.  Bir keresinde sağılan anne sütü miyadı dolduğunda yenmezse neler yapılabileceği tartışılırken hiçbir şeyi atmayan Kayseri ekolünde (tabir-i caizse) yoğrulmuş bir kişi olarak “Yoğurt yapsak?” diye sormak durumunda kaldım.  Bir anda bütün kafalar bana dönüp “cık cık cık” deyip ayıplar bakışlar fırlattılar.  Sağolsun hemşiranım “biraz tatlıdır anne sütü” yorumu yaptı.  O kadar utandım ki “Kanlıca yoğurdu gibi pudra şekeri ile yeriz o zaman” diyemedim.  Bir keresinde de “Ay ne de güzel yahu, havalar Ocak ayında 18 derece” diyen kekolara, “Böyle bir dünyaya çocuk getirmemek lazım” deyince gene aynı bakışlar geldi yerin dibine geçtim.  Siz siz olun gayriciddi konulara hiç girmeyin.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Cümle tamamlayıcılar</strong>:  Bazıları da başka cins ukala, hemşirenımın ağzının içine bakıp bütün cümlelerini tamamlıyorlar.  Ulan bırak da konuşsun işte diye isyan etmemek elde değil.  Bi keresinde böyle yapan çürük yumurta rengine boyalı saçlarını tiftik tiftik etmiş bir kız (ki zaten kıl olduğum bir tipti) ile kapışayazdım.  Bebekler ile kedilerin iletişimi konusu konuşuluyordu.  Kendisinin de kedisi olan hemşiranım “Kediler…” diye lafa başlayınca bu kız “nankördürler zaten” dedi.  Bir anda derin bir nefes aldım ve hışımla kıza döndüm ki normalde beni kursa metozori ile getiren Seha bana “Sen en iyisi git biraz dolaş” diye sarı kart verdi.  Bunun üzerine bu yazı için not aldığım kağıda kızın göreceği büyüklükte “kediye nankör diyen hıyarlar” diye bir not yazdım.  Seha onu da elimden aldı.  Benim içimde kaldı, sizin kalmasın!  Bu tiplere cevaplarını ivedilikle verin.  Ben de bu kedi düşmanını yolda görüp de üstüne yürümezsem en adiyim.  (Bu tiplerle ilgili çok güzel bir Seinfeld bölümü vardı.)</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Kameramanlar</strong>:  Bazıları da bütün dersi dünya kupası kameramanı edasıyla kameraya alıyorlar.  Ders sırasında tam konsantre olmuşsunuz amniyotik sıvı asidik mi bazik mi anlamaya çalışırken beyefendiler açı değiştirecekleri için kapatılıp açılan Sony kameralarının sesleri konsantrasyonunuzu dağıtıyor!  Babalar daha iyi anlasın diye futbolcu gibi söylemem gerekirse “konsantrem bozuluyor”.  Sanki eve gidip o şaheser videoyu bir kez daha izleyecekler yahu!  Bu gibilerin harddisklerinin yanına eşek mıknatısı koymak lazım.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Kıskanç kocalar</strong>: Şimdi bir derste hemşiranım bir hamile arkadaşımızın perinesini avuçlamış doğum öncesinde sancı esnasında yapılması tavsiye edilen perine masajını gösteriyordu.  Ha bu arada o sancı sırasında karınızın değil perinesi, saçına dokunmanız zor onu da belirteyim.  Ben Seha’nın yanından geçerken esintiye sebep olsam beni azarlıyordu.  Bu arada daha fazla ilerlemeden, perineyi İspanya – Fransa arasındaki sıradağların yanlış yazılmışı zannedecek olan hamilelik cahillerine kısaca perinenin kadının cinsel organlarının civarında olduğunu söylemek isterim.  Şimdi bu hanımkızımıza perine masajı yapılırken Seha benim bu kursta yeteri kadar çaba göstermediğimi düşündüğü için olayı daha yakından izlemem amacıyla ileri saflara doğru itiyordu.  Öte yandan ben biraz daha yaklaşsam kızın kucağına oturmuş gibi olacaktım.  Bir taraftan Seha dürtüyor bir taraftan kızın kocası beni bakışlarıyla muştalıyor.  Seha’nın dürtmeleri herifin pis bakışlarından daha az korkuttuğu için geri çekildim ve “git sen bak o zaman be terbiyesiz kadın” diye onu öne yolladım.  Neyse ki bana gözlerini çinli gibi kısarak “zaten bu hamilelik boyunca bana destek olacağına köstek oldun hayvan herif” bakışını attıktan sonra masaj yapılan kıza yaklaşınca durumu kendisi de anladı ve geri çekildi de kıskanç kocanın gazabından kurtuldum.  Siz siz olun kursta elalemin karısının perinesine falan bakmayın.</li>
</ul>
<p>Bu kurslara gidecekseniz bu tiplere karşı hazırlıklı olmanızı salık veririm.</p>
<p>Onun dışında bizim gittiğimiz kursun pek organize olmadığını söylemem lazım.  Bir sonraki dersin ne olacağı bir önceki derste belirleniyor.  Belli bir sıra yok.  Bazen de son dakikada değişmesi mümkün.  Bebek masajı diye gidiyorsunuz ders hamile bavulu dersi çıkıyor (evet bu dersler gerçekten de var).</p>
<p>Ama benim en sevmediğim şey sınıfta bir yoga atmosferi olduğu için (hayat bilgisi kitabındaki mahalle mektepleri gibi) yerlere oturulması.  Bir süre sonra kıçım başım uyuşmaya başladığı için de zor konsantre oluyordum.  Hem soruları bilemezsek hemşiranım bizi falakaya yatırır mı acaba diye de tırsıyordum.</p>
<p>Ayrıca kursta hiç ders notu da yok.  Haldır haldır not almanız lazım, aksi takdirde birçok şeyi unutacaksınız.  Hoş, Seha 40 yıllık zabıt katibi gibi not aldı ama şimdi hiçbirşey hatırlamıyor ve bebekle ilgili bütün teknik konuları bana soruyor.  Üstelik yazısı da okunmadığı için notlar ileriki nesillerin arkeolojik kazılarında keşfedilene kadar bekleyecek – o da o zamanki medeniyet kriptoloji ilminde Seha’nın çirkin yazısını okuyacak seviyeye geldilerse tabii.</p>
<p>Öte yandan hemşiranım gerçekten yardımcı olmak isteyen iyi niyetli bir kişi ve kitap okumaya üşeniyorsanız, vaktiniz bolsa ve karınızı da susturmak istiyorsanız gitmeniz faydalı olabilir.  Bence kurslarda öğrenilecek önemli konular doğumda ne olduğu, bebek ilk yardımı ve emzirme.  Alt değiştirme, yıkama gibi konuları zaten hastanede doğumdan sonra öğrenebiliyorsunuz.  Bebek ilk yardımını derste pratik yaparak öğrenmek faydalı, doğumda ne olduğunun anlatıldığı derste bol soru sormak mümkün, emzirme ise kitaptan öğrenmesi çok zor bir konu.</p>
<p>Diğer herşeyi meraklıysanız kitaplardan ve bulabilrseniz bazı DVDlerden öğrenebilirsiniz.</p>
<p><strong>Kitaplar</strong><br />
Ben hemen hemen her konuda olduğu gibi bebek konusunda da kitaplara başvurmayı tercih ettim.  Ama birincisi ingilizce kitap okumak istemiyorsanız çok az seçenek var (ileride daha fazla olur herhalde), ikincisi ise bu yazıyı buralara kadar sabırla okuduğunuza göre siz müstakbel bir babasınız ve yakında anlayacaksınız ki bütün kitaplar müstakbel anneler için yazılmış!</p>
<p>İngilizce literatürü inceleyince iki tane popüler baba kitabı buldum.  Bunlardan güya komik olması gerekeni, <span style="font-style: italic">Bloke’s Guide to Pregancy</span> bence çok kötü.  Bir kere okudukça olabilecek kötü şeyleri görüp bu yola girmiş olmaktan dolayı pişman olabilirsiniz.  Ayrıca espriler de hiç komik değil.</p>
<p>İkinci okuduğum kitabı ise tavsiye ederim: <span style="font-style: italic">An Expectant Father’s Guide to Pregnancy</span>.  Bu yazarın bir de babalar için yazdığı bebeğin ilk yılını anlatan kitabı var ki o da iyi.
</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://sarapci.com/images/baba_son_kitap.jpg" alt="Spock" title="Spock" /></p>
<p align="center"><em>Bir Iddiaya Gore Dr Spock Amca 40 Sene Sonra Yanlis Yaptigini Itiraf Etmis!  </em></p>
<p align="center"><em>Gitti bir Jenerasyon…  (Doğramacı da Yanlis Yaptigini Itiraf Eder Mi?)<br />
</em></p>
<p>Peki anneler değil de babalar için yazılan kitaplarda farklı ne var?  Fazla birşey yok doğrusu.  İşin finansal yönünden biraz bahsetmişler, karınıza nasıl davranmanız gerektiğini anlatmışlar (pek ciddiye almamak lazım, karınızın kölesi olacaksınız diyor) ama bence en önemlisi bir müstakbel baba neler hisseder konusunda bazı kısımlar var ki ben onlardan yararlandım.  Müstakbel babalık söz konusu olunca en zor olan kısım psikolojik olarak hazırlanmak.  Bu kitabı okuyunca en azından tek olmadığınızı anlıyorsunuz.</p>
<p>Aynı yazarın bebek doğduktan sonraki kısım için yazdığı kitapta ise oğlunuzun altını değiştirirken pipisini sağa mı yoksa sola mı yatıracağınız gibi mühim konular var!   (Tabii ki yok ama ben olsam yazardım.  Çocuğun hayatını etkileyecek bir konu.)</p>
<p>Bu arada sevdiğim bazı müstakbel anneler için yazılmış kitaplar şunlar:</p>
<ul>
<li><span style="font-style: italic">What to Expect When You Are Expecting</span>.  Türkçesi de var ama Seha bazı tercüme hatalarından bahsetti.</li>
</ul>
<ul>
<li><span style="font-style: italic">Mayo Clinic’s Guide to Pregnancy</span>: bence en güvenilir ve teknik kitap.</li>
</ul>
<p><strong>Bebek Odası</strong><br />
İşte en büyük para tuzağı.  Ama bundan kaçması da bir o kadar zor, zira müstakbel anneler bu konuda nedense çok hassaslar.  Sebebini anlayamadım ama fazla kurcalayınca azarlandığım için sadece daha pahalı bebek odalarına karşı dükkandaki sinir tezgahtarlarla kavga çıkararak alışverişi imkansızlaştırma yoluna gittim.</p>
<p>Bence bebek odaları üçe ayrılıyor.  Normal bir odanın küçük versiyonu; normal bir odanın küçük ve pahalı, üstelik adi versiyonu; normal bir odanın küçük ve çok pahalı versiyonu.</p>
<p>Bana soracak olursanız uzun lafın kısası gidin IKEA’dan veya Modoko’dan (ölene kadar Modoko) alın çıkın.  Tanıdığınız ve güvendiğiniz bir marangoz veya mimar varsa başka şeyle uğraşmayıp kendiniz yaptırın.  Biz Anadolu yakasındaki meşhur bir dükkanda kazıklandık.  Üstelik mekanizmaları doğru dürüst çalışmayan geldikten 10 gün sonra bir kulpu elimizde kalan kalitede birşeyler hala evde duruyor.  Baktıkça sinirleniyorum.
</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://sarapci.com/images/baba_son_oda.jpg" alt="Bebek Odasi" title="Bebek Odasi" /></p>
<p align="center"><em>En Ucuz Bebek Odasi Budur</em></p>
<p>Bebek odasının gerekli birşey olduğu konusunda da beni kimse ikna edemez!  Boşuna uğraşmayın.  Bence bebek odalarının en önemli fonksiyonu anneleri tatmin etmek.</p>
<p>Bu kadar şikayet şimdilik yeter herhalde sizlere son dönemeçte iyi sanslar.  Bundan sonraki yazıda çocuk doğduktan sonra başınıza gelecekler konusunda hizmetlerim devam edecektir.</p>
<p>Istanbul</p>
<p>Not: Bu yazı karımın sansüründen geçmiştir</p>
<p>Önceki Yazı:<a href="http://sarapci.com/?p=58" title="Karınız ve Siz">Müstakbel Babalara Öğütler: Karınız ve Siz</a></p>
<p>Sonraki Yazı:<a href="http://sarapci.com/?p=77" title="Müstakbel Babalara Öğütler - Doğum">Müstakbel Babalara Öğütler: Doğum </a></p>

	<h4>İlgili Yazılar / Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://sarapci.com/2006/08/10/mustakbel-babalara-ogutler-kariniz-ve-siz" title="Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Karınız ve Siz (August 10, 2006)">Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Karınız ve Siz</a> (13)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2006/10/12/mustakbel-babalara-ogutler-cevreniz-ve-siz" title="Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Çevreniz ve Siz (October 12, 2006)">Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Çevreniz ve Siz</a> (6)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/07/18/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-bebek-bakma-ekolleri" title="Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri (July 18, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri</a> (7)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/11/03/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-baba-ogul-basbasa" title="Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa (November 3, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa</a> (9)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2009/06/20/taze-babalara-ogutler-lohusa-blues" title="Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues (June 20, 2009)">Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues</a> (7)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sarapci.com/2007/04/09/mustakbel-babalara-ogutler-son-dakikalar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Çevreniz ve Siz</title>
		<link>http://sarapci.com/2006/10/12/mustakbel-babalara-ogutler-cevreniz-ve-siz</link>
		<comments>http://sarapci.com/2006/10/12/mustakbel-babalara-ogutler-cevreniz-ve-siz#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Oct 2006 18:01:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sarapci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Baba Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sarapci.com/?p=63</guid>
		<description><![CDATA[Kadın erkek eşitliğine inanan bir kişiyim.  Yani özellikle centilmenlik yapmak gibi bir huyum da yoktur.  Karım maç izlerken bana “İçeriden gelirken (!) kedilere yemeklerini verip, çöpü dışarı koyup, çay suyunun altını kapadıktan sonra bana buzlu ve limonlu bir soda verir misin?” derse “Hadi ordan!  Hadi ordan!” derim.  Adeta Havva kendisine elmayı verince “Soy da ver!” diyen Adem (bkz. Leman'daki Çağçağ karikatürü) gibiyimdir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2006%2F10%2F12%2Fmustakbel-babalara-ogutler-cevreniz-ve-siz"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2006%2F10%2F12%2Fmustakbel-babalara-ogutler-cevreniz-ve-siz&amp;style=normal" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Karımın karnındaki herif hayatımda görmediğim bir hızda büyümeye devam ediyor.  Bu esnada saf ve bakir bir baba adayının (ben) karşısına tuzaklar ardı ardına çıkıyor ve ben bunlara tek tek düşerken hemcinslerime ışık tutmaya devam ediyorum.  Adeta etrafını aydınlatırken bir taraftan eriyip kaybolan bir kandil gibiyim.  (Mum diyecektim ama kandilin günümüzün konjonktürüne daha uygun olduğuna karar verdim.)</p>
<p>Hemen güncel tecrübelerimi müstakbel babalara aktarmaya devam ediyorum.</p>
<div align="center"><img src="http://sarapci.com/images/baba_cevre_ultrason.jpg" /></div>
<div align="center"><em>Herif Dediysek O Kadar Da Değil, O Göbek Bağıymış</em></div>
<p><strong>1. Ona iyi bak, tımaam mı?</strong><br />
Söylemesi ayıp bendeniz arkadaş çevremizde biraz avangard bir koca olarak bilinirim.  Bazıları öküz de diyorlar.  Günümüzün şehirli erkekleri arasında türümün yegane örneğiyim.</p>
<p>Mesela fazla açıksözlüyümdür.  Bana şak diye soru soruldu mu cevabını tak diye veririm: “Kilo aldım mı?” “Evet aldın”.  Bu kadar.  “Saçım çok mu çirkin olmuş?” “Evet çok çirkin olmuş”.  Dürüstlük söz konusu olursa Erdener Abi’den ağzına geleni söylemekte Erman Toroğlu’ndan eksik kalmam.</p>
<p>Karım benim hayat arkadaşım olduğu için ona arkadaşlarıma davrandığım gibi doğal davranırım, argomu esirgemem. Adanalıyık (allaan adamıyık).  Arkadaşlarıma sevgimi göstermek için nasıl “Lan oğlum lan” diye hitap edersem karıma da aynı şekilde hitap ederim.  Ona pipisi yok diye diye hemcinslerimin kadınlara genelde yaptığı gibi mesafeli davranmam yani.</p>
<p>Kadın erkek eşitliğine inanan bir kişiyim.  Yani özellikle centilmenlik yapmak gibi bir huyum da yoktur.  Karım maç izlerken bana “İçeriden gelirken (!) kedilere yemeklerini verip, çöpü dışarı koyup, çay suyunun altını kapadıktan sonra bana buzlu ve limonlu bir soda verir misin?” derse “Hadi ordan!  Hadi ordan!” derim.  Adeta Havva kendisine elmayı verince “Soy da ver!” diyen (bkz. Leman&#8217;daki Çağçağ karikatürü) Adem gibiyimdir.</p>
<p>Dolayısıyla (her delikanlinin basina gelebilir) evdeki tartışılmaz hegemonyamı ve taviz vermez sert mizacımı kıskanan bazı yakın arkadaşlarımdan “Karına bari hamileyken iyi davran” uyarısı aldım.  “Peki peki anladık” dedim geçiştirdim.  Belli ki beni kafi derecede tanimayan bu aymaz kişiler benim bu komik uyarilara kulak vereceğimi zannettiler.  Lakin bu uyarılar çoğaldıkça, hatta benim ne kadar doğal olduğumu bilmeyenler de aynısını söylemeye başlayınca durumu anladım.</p>
<p>Şarapçı’nın sıkı okuyucuları bu serinin bir önceki fasikülünde kadınlar arasındaki masonik bağdan bahsettiğimi hatırlarlar.  İşte o bağ bir kez daha karşınızda: her kadın artık hamile kalmak görevini başarı ile yerine getirerek terfi eden hemcinsine yardımcı olmak amacıyla kocalara karşı bu tür uyarılar yapmak zorundadır!</p>
<p>Yani konunun benim öküzlüğümle uzaktan yakından alakası yoktur.  İçinizdeki en munis koca da bu uyarılardan nasibini alacaktır.  Burada ayıp olmasın diye kılıbık yerine munis diyorum, aslında bu cins kocalara günümüz &#8211; siyaseten doğru &#8211; şehirli insan jargonunda “eş” de diyebiliriz.</p>
<p>Yani sayın müstakbel baba adayı, ben öküzüm ve muhtemelen sen değilsin ama bu kadınlar seni de bu şekilde acımasızca uyaracaklar. Hazırlıklı ol! Kendini ezdirme!</p>
<p><strong>2. Bebeğin Cinsiyeti</strong><br />
Dünyanın kuralıdır, herkes kendisine benzeyeni sever.  Yeni eleman alırken kendinize benzeyenleri öne alırsınız.  Arkadaşlarınız, karınız/kocanız size benzer.   Yeni tanıştığınız kişilerden sizinle ortak ilgi alanları olduğunu tahmin ettiklerinizi, sizin gibi konuşanı, sizin gibi giyineni tercih edersiniz.  Askerde Adanalıysanız Antep &#8211; Kayseri &#8211; Antalya üçgenindeki herkes toprak sayılır ve 2 saniye önce tanışılsa bile birbirinize iltimas geçersiniz.<br />
Günümüzün müstakbel babası kendisine yöneltilen klasik sorulardan birisi olan “Cinsiyetini ne istiyorsun?” sorusuna gönül rahatlığıyla pis sakalını sıvazladıktan sonra “Erkek ulan!” diyemiyor.  Kız isteyen erkekler (“Ay ne kadar şeker!”) sempati toplarken erkek istediğini beyan eden dürüst kişiler maçolukla, ayılıkla suçlanıyorlar.  Neden?</p>
<p>Erkekliğin onda dokuzu evlenmekten kaçmak kalanı da baba olmaktan korkmaktır.</p>
<p>Kendimi bir baba olarak düşünmeye çalıştığım zamanlarda iki tane ana motivasyonum oldu: pleysteyşın almak ve çocuğumla maça gitmek.</p>
<p>İzah edeyim: 6 yaşımdan 18 yaşıma kadar durmadan bilgisayarla oynadım.  Annem kolej sınavları senesi durumu kontrol altına almak için bilgisayarımı televizyonun üstündeki dolaba kilitledi ama o rezil sınavdan eve gelir gelmez tuvalete bile gitmeden bilgisayarımı kurdum ve günlerce yemeden içmeden Emilyn Hughes Soccer oynadım.</p>
<p>Ortaokulda Commodore 64’ten Amiga’ya transfer oldum.  Üniversiteye başlayınca yemedi ve oyun defterini kapadım.  O günden beridir bilgisayar oyunlarından uzak duruyorum.  Şimdi de bir dolu işim ve hobim arasında bir de pleysteyşın’a bulaşmak istemiyorum.  Fakat bütün irademe rağmen o Winning Eleven (Pro-Evolution Soccer) denen oyunu her gördüğümden kendinden geçiyorum, elimde değil.  Oyunu yapan köftehorlar (Konami) da her sene daha da güzelleştiriyorlar.</p>
<div style="text-align: center"><img title="ps" alt="ps" src="http://sarapci.com/images/baba_cevre_ps.jpg" /></div>
<div align="center"><em>Bir de Tezahüratları Duysanız, O Top Direkten Dönünce Çıkan<br />
Çotonk! Sesini Duysanız…</em></div>
<p>Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin: benim kızım olursa benimle oturup bilgisayarda bir futbol oyunu oynama olasılığı nedir?  Onu pleysteyşın oynayan maça gitmeyi seven bir kız olarak yetiştirmek için elimden geleni yapacağım ama nereye kadar?</p>
<p>Maç konusuna gelince…  Nick Hornby’nin muhteşem kitabı Fever Pitch’i (Futbol Ateşi) okuyanlar bilirler.  Bir babanın çocuğu ile yaşadığı en önemli ritüellerinden birisi maça gitmektir.  Şimdi kızlar da maça gidiyorlar ama geçen sene stadda yanıma oturan amcanın iki kızını maça getirmek için neler çektiğini gayet iyi biliyorum.  Özellikle Aşkın Nur Yengi’ye benzeyen büyük kız bütün sene belki 2 maça geldi.  Küçük kız ise maça gelip sonra her seferinde babasını tek başına bıraktı.  (“Baba ben Mertcanların yanına gidiyorum.  Maçın sonunda sana SMS çekerim!”, “Esemis ne kızım?” “Babaaay!”)</p>
<p>İşte bu sebepten isyan ediyorum ve bir erkek çocuk istediğimi söylüyorum.  İşte buyurun buradan da itiraf ettim, ultrason esnasında doktor hanımın arkasında o kahverengi ekranda bir pipi görününce gol sevinci yaşadım!</p>
<p>Siz kadınlar, üstüme gelmeyin yoksa üstünüze 3 milyar adamı salarım!!</p>
<p><strong>3. Couvade Sendromu</strong><br />
İçinizde Couvade Sendromu’nun ne olduğunu bilen var mı?  Etrafımdaki evli veya bekar, çocuklu veya özgür birçok erkekle yaptığım anketten biliyorum ki pek fazla yok.  Ya aşermenin ne olduğunu bilen? Toplumun yıllarca rolleri için yönlendirmiş olduğu bütün müstakbel babalar karıları aşerdiği zaman gecenin üçünde kalkıp yaz gecesi saat 3’te manav manav gezip bodrum mandalinası aramaya hazırdır.</p>
<p>Ama bilimadamları (dikkat biliminsanları demedim) sağolsunlar boş durmuyorlar ve her müstakbel babanın işine yarayabilecek bu muhteşem naz yapma şansını bilimsel olarak ortaya koymuşlar.</p>
<p>Couvade sendromu der ki bazı kocalar (pek de delikanlı olmayan amerikan erkeklerinde %80’e kadar çıkan oranlar görülmüş) karıları hamileyken fizyolojik olarak bir sebep olmamasına rağmen hazımsızlık, artan veya azalan iştah, kilo alma, kabızlık/ishal, huysuzluk/suratsızlık gibi hamile semptomları gösterebilirler!  Teorilere göre buna sebep olarak erkeklerde beraber yaşadıkları kadın hamile olunca dengesizleşen prolaktin, kortizol, estojen ve testosteron seviyeleri gösterilebilir.</p>
<p>“İhi ihi!  Zamane gençleri neler uyduruyorlar şekerim” deyip geçmeyin lütfen.  Couvade sendromunun geçmişi de oldukça eski.  Konudan MÖ 63 doğumlu Amasyalı meşhur yunan coğrafyacısı ve filozofu Strabo ve hepimizin tanıdığı çocukken kitabını okuduğumuz meşhur gezgin Marko Polo da bahsetmişler.</p>
<div style="text-align: center"><img title="Strabo" alt="Strabo" src="http://sarapci.com/images/baba_cevre_strabo.jpg" /></div>
<div align="center"><em>Strabo Abi Elleriyle Bizim Oraları İşaret Ederken</em></div>
<p>Strabo Basklarda babanın anne ile birlikte doğum yapan kadın gibi bakılmasının bir gelenek olduğunu yazmış.  Marko Polo ise Türkistan, Çin, Hindistan ve bazı Afrika kültürlerinde de bu güzel geleneği görmüş.  Yani ortaasyadaki atalarımız da bu durumdan haberdarlarmış!  Fotoğrafçıların önünde zaman zaman demir döven abilerim ve diğer muhafazakar politikacılar uyuyor mu?</p>
<p>Geçen yıllar boyunca bu güzel geleneğimiz nerede ve nasıl unutuldu bilemiyorum.  Kültürümüzü, örf adet ve ananelerimizi şu caponlar gibi koruyamadık işte…</p>
<p>Demek ki neymiş, biz müstakbel babalar da aşerme, canımız isteyince uyuma, huysuzluk yapma, göbek yapma gibi hamilesel haklara sahipmişiz.</p>
<p>Müstakbel babalar birleşin!</p>
<p>Istanbul</p>
<p>Not: Bu yazı karımın sansüründen geçmiştir.</p>
<p>Önceki Yazı:<a title="Karınız ve Siz" href="http://sarapci.com/?p=58">Müstakbel Babalara Öğütler: Karınız ve Siz</a></p>
<p>Sonraki Yazı:<a title="Son Dakikalar" href="http://sarapci.com/?p=74">Müstakbel Babalara Öğütler: Son Dakikalar</a></p>

	<h4>İlgili Yazılar / Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/04/09/mustakbel-babalara-ogutler-son-dakikalar" title="Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar (April 9, 2007)">Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar</a> (5)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2006/08/10/mustakbel-babalara-ogutler-kariniz-ve-siz" title="Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Karınız ve Siz (August 10, 2006)">Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Karınız ve Siz</a> (13)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/07/18/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-bebek-bakma-ekolleri" title="Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri (July 18, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri</a> (7)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/11/03/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-baba-ogul-basbasa" title="Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa (November 3, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa</a> (9)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2009/06/20/taze-babalara-ogutler-lohusa-blues" title="Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues (June 20, 2009)">Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues</a> (7)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sarapci.com/2006/10/12/mustakbel-babalara-ogutler-cevreniz-ve-siz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Karınız ve Siz</title>
		<link>http://sarapci.com/2006/08/10/mustakbel-babalara-ogutler-kariniz-ve-siz</link>
		<comments>http://sarapci.com/2006/08/10/mustakbel-babalara-ogutler-kariniz-ve-siz#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2006 19:35:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sarapci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Baba Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sarapci.com/?p=58</guid>
		<description><![CDATA[Kebap gibi delikanlı yemekleri sevmeyen kadınlar her zaman “O kebabın içindeki kuyruk yağının kaynağı olan kuyruğun sahibi koyunun otladığı yerde, topraktaki alfa hipogliferik asitlerin miktarları hamilelerin yemesi gerekenin 12,5 katıymış.  Binaenaleyh (dikkat masonik kelimeler de kullanmaya başladı!) kebap yemeğe gidemeyiz.  Ama istersen evde karnıbahar yemeği var, üstelik üstüne de bol miktarda dereotu serpildi. Hem de o dereotları Arnavutköy’deki Özenkazık Manav’dan alındı. Yetiştikleri organik çiftliğin sahibi bütün dereotlarının üstüne gübre olarak bizzat kendisi işiyormuş!” diyebilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="tweetmeme_button" style="float: right; margin-left: 10px;">
			<a href="http://api.tweetmeme.com/share?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2006%2F08%2F10%2Fmustakbel-babalara-ogutler-kariniz-ve-siz"><br />
				<img src="http://api.tweetmeme.com/imagebutton.gif?url=http%3A%2F%2Fsarapci.com%2F2006%2F08%2F10%2Fmustakbel-babalara-ogutler-kariniz-ve-siz&amp;style=normal" height="61" width="50" /><br />
			</a>
		</div>
<p>Uzun süredir uzatmaları oynuyordum.   Topu taca attım, kornere attım ama artık &#8220;o beklenen an&#8221; geldi.    Önümde heyecanlı, zevkli, enteresan ve oldukça korkulu aylar var.</p>
<p>Artık bir baba adayıyım.    &#8220;Şimdi onlar düşünsün!&#8221;</p>
<div style="text-align: center;"><img src="http://sarapci.com/images/kariniz_bebek.jpg" alt="" /></div>
<div><em> O Burun Degil Elmiş Bir Kere</em></div>
<p>Avrupa maçı anlatan heyecanlı spiker gibi &#8220;Şimdi onlar düşünsün&#8221; dedim ama bir taraftan bu yollardan geçecekleri de ben düşünüyorum ve müstakbel babalar için bu rehberi hazırlıyorum.</p>
<p>Artık internet çağındayız!   Babalığa hazırlıksız yakalanmak yok.  Şimdi 3 başlık altında karınızla olan yeni ilişkiniz hakkında sizleri bilgilendireyim:</p>
<p><span style="font-weight: bold;">1. İlginin Azalması</span><br />
Günümüzün şehirli erkekleri olarak karılarımızdan belli bir miktarda sevgi, ilgi ve alaka beklemek üzerine şartlandırıldık.     Tabii bu alakanın muhteviyatı ve şiddeti kocadan kocaya (veya karıdan karıya) çok değişiklik gösteriyor.</p>
<p>Bazıları karısının gözünde anne-babasından sonra geliyor, bazıları en sevdiği arkadaşlarından.     Bazıları karılarının gözünde bir emireri, bazıları ise komutan.     Bazılarımız karılarının hayatlarında gördüğü &#8211; Keanu Reeves ile birlikte &#8211; en yakışıklı erkek (evet gerçekten bu da var) bazılarımız ise evlenme çağında ilk karşısına çıkanı.   Ama biz şimdilik dedikoduyu bırakıp karınızın gözünde n&#8217;inci sırada sevildiğinizi varsayabiliriz.</p>
<p>İşte tokat gibi bir gerçeğin matematiksel açıklaması: artık karınızın gözünde n+1&#8242;inci seviyedesiniz.</p>
<p>Misal, geçen gün belki de hayatımda ilk kez zehirlendim.    Yurtdışında iş seyahatindeydim ve yatıp dinlecek lüksüm de yoktu.     Bütün günü zar zor geçirip odama dönünce her zehirlenen erkek gibi biraz naz yapma ihtiyacı hissettim ve son kalan enerjim ile telefonun tuşlarına basarak  sayın karımı aradım.     Konuyu ilettikten sonra bir de ek bilgi verdim, &#8220;Gittiğimiz fabrikada da birçok kişi salmonella yüzünden hastaneye kaldırılmış.&#8221;</p>
<p>Birden bire konuşmanın şekli değişti!  &#8220;Salmonella çok tehlikeli!&#8221; dedi sevgili karım.    Ben de beklediğim ilgiyi görmekten dolayı mest olmuş bir şekilde ama gene de çaktırmadan dudaklarımı minimum miktarda aralayarak &#8220;Evet&#8230;   Maalesef&#8230;   Umarım akşamı çıkarırım.      Takatim de kalmadı artık.     Beni Türk doktorlarına emanet ediniz&#8221; dedim.</p>
<p>Ama yanlış anlamıştım.    Cevval karım hemen ekledi, &#8220;Bulaşıcı değil di mi?   Bebeğe geçmez di mi?  Dur ben internetten araştırayım.  Hadi eyvallah!&#8221;    Şayet &#8220;Nnnevet.  Nnnbulaşıcı&#8221; deseydim, &#8220;İyileşmeden Edirne&#8217;nin bu tarafına gelme boyu devrilesice herif!&#8221; diye telefonu suratıma kapayacaktı.</p>
<p>Hayallerim yıkılmıştı.   Birden görüntü dalgalandı ve kendimi evdeki yatağımıza yukarıdan bakarken buldum.    Ölmüştüm.  Cansız bedenim aşağıda yatıyordu.    Üzgün üzgün kendimi seyrederken sabah oldu ve alarmım çalmaya başladı ama malum, ne kadar uğraşsam da öldüğüm için susturamıyordum.  Sayın karım &#8220;Yeter be, sustur şunu!&#8221; diye ölü vücudumu tekmeliyordu.    Daha sonra ümidini kesip bir kum torbayımışcasına cansız bedenime basaraktan yatağın öte yanına geçip, alarmı kendi susturdu ve ekledi &#8220;Zaten bütün gece döndün durdun (haliyle, can çekişiyordum) uyutmadın hayvan herif.   Bari saatini sustur da azıcık uyuyayım!&#8221;</p>
<p>Daha sonra tepkisizliğime şaşırıp şöyle birkaç kez daha vuruyordu bana.    Sakalları taze çıkmış (malum öldükten sonra bir süre çıkmaya devam eder ya) yanaklarıma sağlı sollu tokatları çakarak uyandırmaya çalışıyordu.</p>
<p>Sonunda öldüğümü anlayınca korkuyla karnını tutuyor ve &#8220;Eyvah!  Ya bulaşıcı birşeyden öldüyse?   Ya bebeğe geçtiyse?&#8221; dedikten sonra içeri koşup elini dezenfekte ettikten sonra cesedimi ivedilikle almaları için morga haber vermeye gidiyordu!</p>
<p>Evet.   Bunlar hayatın gerçekleri.   O bebek odasını hazırlamadan önce bunları da düşününüz.  Bu arada bebek odaları da çok pahalıya çıkıyormuş, benden duymuş olmayın&#8230;</p>
<p><strong>2. Ayakişlerinin Yaptırılması<br />
</strong>Tamam evli veya bir kadınla aynı evde yaşayan bir kişi olarak &#8220;bekarlık sultanlıktır&#8221; düsturundan artık çok uzaktasınız.   Bunu kabullendiniz.    Lakin babalık söz konusu olunca artık bir sultan değil, bir vezir ve nazır da değil ancak cizye veren halkın bir parçası olduğunuzu kabul ediniz.</p>
<p>Artık sizin aile içi görevleriniz arasına ağır ve hafif her türlü ağırlığı taşıma, bütün sevimsiz üçüncü şahıslarla muhattap olma, gece uyurken kıpırdamama, evden çıkılmasını gerektiren her türlü işi yapma, arabadan çıkılması gereken her işi yapma, koltuktan kalkılmasını gerektiren her türlü işi yapma, yataktan kalkılmasını gerektiren her türlü işi yapma eklendi.</p>
<p>Boşuna itiraz etmeyin, kadınların çok sağlam argümanları var.  Fakat siz bu rehberi okuyan bir müstakbel baba olarak gerekli zamanlarda &#8220;Ama karıcığım/sevgilim/sultanım/aşkım/hanım/kadın/avrat (artık ne diyorsanız) senin de hareket etmen gerekmektedir.   Aksi takdirde hamilelik sonrası toparlanman daha zor olabilecektir&#8221; diyebilirsiniz.</p>
<div style="text-align: center;"><img src="http://sarapci.com/images/kariniz_break.gif" alt="" /></div>
<div><em> Acil Durumda &#8220;Sismanlıyorsun!&#8221; Diyebilirsiniz</em></div>
<p>Fakat dikkatli olunuz, hamilelik sonrası vücut konusu her zaman kullanılacak bir silah değildir!  Adeta bir yangın anında kırılacak düğmesi gibi ancak acil durumlarda son anda kullanılmalıdır, ters tepebilir, fena azar işitirsiniz.</p>
<p><strong> 3. Cehaletinizin Yüzünüze Vurulması</strong><br />
Bir erkek olarak bizler kadınların arasındaki masonik bilgi ağının dışındaki yaratıklarız.   Hamilelik geçirmiş bir kadın hamile bir kadınla bir araya geldiği anda başlayan muhabbet esnasında, son 50,000 yılda nesillerdir kadından kadına aktarılan bazı bilgiler yeni anne adayına açıklanır!</p>
<p>Bu bilgiler her zaman bizim bilebileceğimizden daha fazla olduğu için boşuna o tuğla gibi kitapları okuyarak bir kadınla eşit bilgi seviyesine geleceğinizi sanmayınız sakın.</p>
<p>Artık bu cehaletiniz işinize gelmeyecek şekillerde kullanılacaktır.</p>
<div style="text-align: center;"><img src="http://sarapci.com/images/kariniz_kebap.jpg" alt="" /></div>
<div><em> Iyi Bakınız Bir Sure Goremeyebilirsiniz</em></div>
<p>Mesela canınız kebap yemek istedi.  Kebap gibi delikanlı yemekleri sevmeyen kadınlar her zaman &#8220;O kebabın içindeki kuyruk yağının kaynağı olan kuyruğun sahibi koyunun otladığı yerde, topraktaki alfa hipogliferik asitlerin miktarları hamilelerin yemesi gerekenin 12,5 katıymış. Binaenaleyh (dikkat masonik kelimeler de kullanmaya başladı!) kebap yemeğe gidemeyiz.    Ama istersen evde karnıbahar yemeği var, üstelik üstüne de bol miktarda dereotu serpildi.   Hem de o dereotları Arnavutköy&#8217;deki Özenkazık Manav&#8217;dan alındı.   Yetiştikleri organik çiftliğin sahibi bütün dereotlarının üstüne gübre olarak bizzat kendisi işiyormuş!&#8221; diyebilir.</p>
<p>Sizin o zaten futbol istatistikleri ile dolmuş kısıtlı erkek bilgi hazneniz bu tür sağlam argümanlara cevap vermeye yetmeyecektir.  Geçmiş olsun.</p>
<p>Şimdilik bu kadar.  Hamilelik ilerledikçe müstakbel babalara başka öğütlerle döneceğim.  Dayanınız yalnız değilsiniz!</p>
<p>Not: Bu yazı karımın sansüründen geçmiştir.</p>
<p>Sonraki Yazı:<a title="Çevreniz ve Siz" href="http://sarapci.com/?p=63">Müstakbel Babalara Öğütler: Çevreniz ve Siz</a></p>
<p><a title="Son Dakikalar" href="http://sarapci.com/?p=74"><br />
</a></p>

	<h4>İlgili Yazılar / Related posts</h4>
	<ul class="st-related-posts">
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/04/09/mustakbel-babalara-ogutler-son-dakikalar" title="Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar (April 9, 2007)">Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Son Dakikalar</a> (5)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2006/10/12/mustakbel-babalara-ogutler-cevreniz-ve-siz" title="Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Çevreniz ve Siz (October 12, 2006)">Müstakbel Babalara Öğütler &#8211; Çevreniz ve Siz</a> (6)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/07/18/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-bebek-bakma-ekolleri" title="Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri (July 18, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Bebek Bakma Ekolleri</a> (7)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2007/11/03/taze-babalara-ogutler-%e2%80%93-baba-ogul-basbasa" title="Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa (November 3, 2007)">Taze Babalara Öğütler – Baba Oğul Başbaşa</a> (9)</li>
	<li><a href="http://sarapci.com/2009/06/20/taze-babalara-ogutler-lohusa-blues" title="Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues (June 20, 2009)">Taze Babalara Öğütler &#8211; Lohusa Blues</a> (7)</li>
</ul>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sarapci.com/2006/08/10/mustakbel-babalara-ogutler-kariniz-ve-siz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

