Nasıl Mimar Olmadım?

Final kritigi basladi. Yasli hipi misafir profesorler, sigara deligi pardesulu asistan Tim ve artik beni sevmedigine kesinlikle emin oldugum Profesor Goehner yerlerini aldilar. Makedimi acikladim ve meydani onlara birakirken o “L” seklindeki parcayi makedin icinde unuttugumu dehset icinde farkettim! Artik o saatten sonra alamazdim, aklima aninda bir yorum da gelmedi ve sustum.

Ilkokula yeni basladigim yillardi. Kardeşimin ön disleri yeni cikmisti, relere ye diyerek konusuyordu. Kavga etmeye bile baslamistik. Onunla bir yatak odasini, annemle ise bir calisma odasini paylasiyorduk. Annem artik bizim yeterince buyudugumuze karar vermis ve peyzaj mimarligi yüksek lisansına baslamisti.

Kucuk calisma odamiz o zamanlar annemin aydinger kagitlarindan gecilmezdi. Benim hayat bilgisi kitabim onun dendroloji kitabiyla yan yana dururdu. Ben Ataturk’un kargalari kovalamasini ezberlerken, o da kayin agacinin latince ismini (Fagus Silvatica) ezberlerdi. Kardesim ise nedense aydinger kagitlariyla oynamayi cok severdi. Annemin ortaya biraktigi cizimleri top yapar, keser, anlamsiz şekillerle boyardi.

Yazının Devamı / Continue Reading

Mavi Gözlü Dede

Adindan da anlasilacagi üzere erkek olani Mehmet, bahcemizdeki kah cicek sulamaya, kah araba veya balkon yikamaya yarayan siyah pis hortumu almis, balkonda oturup ögleden sonra uykusunun mahmurlugu yasayan dedemi sirilsiklam ederken, ikizi Zümrüt ise kahkahalarla gülüyordu. Dedem hirsindan kudurmus, ayakta avaz avaz bagiriyor ama felcli isaret parmakli sag kolunu sallamaktan baska birsey yapamadan titriyordu. “Hayvanoglu hayvanlar, itoglu itler!!” Pijamasinin pacasindan sipir sipir sular damliyor, gozlerinin atesi umursamaz cocuklari daha da eglendiriyordu.

Anne tarafimdan dedemi kaybettigimde ilkokul dördüncü siniftaydim. Hayatimin ilk büyük acisini dedem tattirdi. Ilk torun, “ilk gözagrisi” olmam sebebiyle dogmus dogmamis bütün torunlarindan daha yakindim dedeme; haliyle her zaman bana hepsinden daha cok ilgi gösterdi. Bayramoglu’ndaki veya Istanbul’un en güzel isimli semti Saskinbakkal’daki evlerinden dönmek icin her ciktigimda ben gözden kayboluncaya kadar koltugundan el sallardi, her seferinde bu acaba onu son görüsüm mü diye içim içimi yerdi. Salladigi sag eli ben dogmadan önce gecirdigi felcten beri iyi tutmazdi, isaret parmagi hep ileriyi isaret ederdi, bükülmezdi.

Yazının Devamı / Continue Reading

TAC ve Emir Kulluğu Üzerine

O zamanlar ben cok ufak tefektim. Nasil olduysa bu abinin – ki kendisinin hentbol topuyla el sutu cekerek kale devirdigi iddia edilirdi – sahsi halteri olmustum. Beni yakaladigi zaman lounge’un disindaki yesil banklara sirtustu yattirirdi, ben Sermet Erkin’in kesecegi yardimcisi gibi dumduz dururken o beni boynumdan ve ayak bileklerimden tutup halter calisir gibi indirip kaldirirdi.

Ortaokulu Tarsus Amerikan Koleji’nin (TAC) son yatili doneminin gururlu bireylerinden birisi olarak okudum. Bilmeyenler icin, okulda gayet etkili bir emir sistemi vardir. Kucuk siniflardan herhangi birisi abi/ablalarinin daimi emir eri durumundadir. Edilgen oldugu zaman “emir yemek”, etken olunca ise “ricada bulunmak” denilen bu fenomeni daha iyi anlamaniz icin okuldaki hayatimdan kisa ornekler vermek istedim.

Once biraz bilgi: emirler ikiye ayrilir. Yararli emirler ve yararsiz emirler. Bazi yararsiz emirlere “sadistlik” de denir. Bunlar etken zumreyi eglendirirler ve genellikle edilgen zumrenin yaralanmasiyla veya aci cekmesiyle son bulurlar.

Yazının Devamı / Continue Reading

Komşunun Reçelleri

Bize “Naaapiyosunuz lan picleeeeeer!” diye bagirinca savunma mekanizmasi olarak bu sefer onu sislemeye basladik. Her atis sonrasinda hemen saklaniyor, yuzumuzu gostermemeye calisiyorduk. Kapici bir sure sonra akillandi ve etrafinina komutan gibi emirler yagdirmaya basladi. “Mistaaaaa, sen B Bloktan cik, ben A Bloktan cikacam, Erol Bey siz de C Bloktan cikin!!!”

Ortaokul yillari. Yazlari her haftasonu ailecek Mersin civarindaki yazlik evimize gidiyoruz. Bizim sitenin havuzu yok, fakat basketbol ve futbol oynanan bir sahasi var. Yandaki komsu sitenin ise havuzu var, ama denize iskelesi veya basket sahasi yok. Ben ve arkadaslarim havuzu denizden daha cok seviyoruz, ve anne-babalarin mis gibi deniz varken pis havuza girilir mi nasihatlarini dinlemiyoruz.

Yazının Devamı / Continue Reading