Konuk Yazar Sio: Anneannem

Karadeniz’in karanlık, okyanusvari dalgalarına atlamayı onunla öğrendim. Çilekleri fidelere basmadan toplamayı, kara lahana yapraklarını tavuklara yavaş yavaş yedirmeyi de. Ereğli’nin yamacında, sınırsız denizin üzerinden gün batımını seyreden dört katlı bir evi vardı; en üst katta da kocaman bir teras.

Karadeniz’in karanlık, okyanusvari dalgalarına atlamayı onunla öğrendim. Çilekleri fidelere basmadan toplamayı, kara lahana yapraklarını tavuklara yavaş yavaş yedirmeyi de. Ereğli’nin yamacında, sınırsız denizin üzerinden gün batımını seyreden dört katlı bir evi vardı; en üst katta da kocaman bir teras. Yazın hava sıcak olduğunda koca terası hortumlarla doldurup havuz yapmamıza izin verirdi. Terasın yanında ev yapımı kuskusların, tarhanaların kurutulduğu açık bir erzaklık vardı. Alt katta ise dikiş makinası ve çok sevdiğim kumaşlar, ipliklerle dolu bir oda. İkisinin de kokusu aklıma kazınmış. Akcakoca Plaji

Yazının Devamı / Continue Reading

Gümüşlük’te Beş Dakika

Koyun karşı tarafından, Özak Pansiyon/Bar’ın olduğu yerden sanki bir tenör bir arya söylemeye başlıyor. Tenörü de aryayı da bilmiyorum ama tüylerim diken diken oluyor. İnanılmaz bir ses. Bütün koy çınlıyor. Bitirince bir alkış.

Önceki cuma günü, saat 2300 civarı.

Dakika 0
Denize bakarken Tavşan Adası’nın solunda kalan koyda eskiden Haşmet’in Yeri, daha sonra Ahmet’in Yeri veya Club Gümüşlük diye bilinen bar/restoranda oturuyoruz. Maalesef Ahmet yok ama gene de neşemiz yerinde. Masa tostoparlak olan ay dışında küçük kandillerle aydınlatılmış. Bardaki muzik belli belirsiz.

Masamız kalabalık. Annem ve Seha dışında Londra’dan Kangal ve Utku, New York’tan Sinan, İstanbul’dan Aslı, Bıyık Sinan ve (bıyık?) Selin varlar. Herkes herkesi tanımıyor ama herkes herkesle kaynaşmış durumda. Rakı eşliğinde kopoglu yiyerek beyaz lagos beklemekteyiz.

Yazının Devamı / Continue Reading

Izzy Stradlin Fuat Güner Olmuş

Levent “13 yıldır bu günü bekliyorduk” dedi. Aslında tabii 13 yıldır beklemek mübalağa sanatının güzel bir örneğiydi ama Guns’n Roses enkazının haberlerini uzaktan uzaktan takip ediyordum. Chinese Democracy albümünün Axl Rose’un parası bittiği zaman çıkacağını düşünüyordum. Hatta Axl’ın İsveç’te bir otelde rezalet çıkarıp antika vazoyu kırdıktan sonra korumanın bacağını ısırması haber hoşuma bile gitmişti. En azından sahne dışında eski formundaydı.

Levent “13 yıldır bu günü bekliyorduk” dedi.  Aslında tabii 13 yıldır beklemek mübalağa sanatının güzel bir örneğiydi ama Guns’n Roses enkazının haberlerini uzaktan uzaktan takip ediyordum.  Chinese Democracy albümünün Axl Rose’un parası bittiği zaman çıkacağını düşünüyordum.  Hatta Axl’ın İsveç’te bir otelde rezalet çıkarıp antika vazoyu kırdıktan sonra korumanın bacağını ısırması haber hoşuma bile gitmişti.  En azından sahne dışında eski formundaydı.

Bütün hafta çok hareketli geçtiği için şöyle güzel bir hazırlanacak vaktim olmamıştı ama Guns’n Roses en az hazırlanmam gereken grup olduğu için fazla endişeli değildim doğrusu.

Yazının Devamı / Continue Reading

(auto)biography

Studying architecture during the summer of ’92 made him an engineer. His dislike for the Introduction to Operations Research course, his indifference for car engines, and his thoughts about the unsightliness of the Civil Engineering building made him a Materials Scientist.

Sarapci
Born in the south (74) as the first son of a second son.  He attended primary school in there where he learned how to play soccer and doodle in class. He went to Tarsus American College for four years. As a member of the historically significant final boarding class of the school, he survived the tough boarding life of Tarsus where underclassmen are not supposed to take showers during the week and sleep on the top floor of famous Stickler Hall where broken windows are never replaced (and it can be pretty cold in Tarsus).

Yazının Devamı / Continue Reading

İnanç Lisesi

Daha once cok kisiye fabrika turu yaptirmistim, bu kadar cok ve bu kadar guzel soruyu bir arada ilk kez gordum. Bir kere fen temelleri muhtesemdi, muhendisle konusuyor gibi konusabildim. Ikincisi medeni cesaretleri yerindeydi, cins cins soru sordular, bazen suclarcasina (endustriye karsi onyargilari vardi ) sordular, cevaplardan tatmin olmazlarsa yine sordular. Hepsi gezdikleri yeri gercekten inceleyerek gezdi, oyle “aman ne guzel ders kaynamis, ben de keyfime bakayim” yapmadilar.

Bizim isyerimizin az ilerisinde Gebze E-5 ile deniz arasinda TEV Inanc Turkes Lisesi var(mis).  Once tabelelarini gormustum, bir cumartesi merak ettim yakinina gittim ve bir mini universite kampusu gordum.   Kapida in cin yoktu iceri girmeden dondum.   

Yazının Devamı / Continue Reading