Konuk Yazar Sio: Anneannem

Karadeniz’in karanlık, okyanusvari dalgalarına atlamayı onunla öğrendim. Çilekleri fidelere basmadan toplamayı, kara lahana yapraklarını tavuklara yavaş yavaş yedirmeyi de. Ereğli’nin yamacında, sınırsız denizin üzerinden gün batımını seyreden dört katlı bir evi vardı; en üst katta da kocaman bir teras.

Karadeniz’in karanlık, okyanusvari dalgalarına atlamayı onunla öğrendim. Çilekleri fidelere basmadan toplamayı, kara lahana yapraklarını tavuklara yavaş yavaş yedirmeyi de. Ereğli’nin yamacında, sınırsız denizin üzerinden gün batımını seyreden dört katlı bir evi vardı; en üst katta da kocaman bir teras. Yazın hava sıcak olduğunda koca terası hortumlarla doldurup havuz yapmamıza izin verirdi. Terasın yanında ev yapımı kuskusların, tarhanaların kurutulduğu açık bir erzaklık vardı. Alt katta ise dikiş makinası ve çok sevdiğim kumaşlar, ipliklerle dolu bir oda. İkisinin de kokusu aklıma kazınmış. Akcakoca Plaji

Yazının Devamı / Continue Reading

Konuk Yazar Sio: ‘Dünyanın En Kötü Yönetim Şekli’ Demokrasi Her Yerde; Kadınlar Nerede?

Churchill’in ünlü sözü – her ne kadar seçim kaybettikten sonra söylemiş de olsa – demokrasiyle olan sevgi-nefret ilişkimizi iyi özetliyor. “Demokrasi en kötü yönetim şeklidir. Ondan önce zaman zaman denenmiş olan diğerleri hariç.” Antik Yunan döneminde bile demokrasiye çok çeşitli suçlamalar yöneltilmiş.

Konuk Yazar Sio yazdı:

Uçak havalanırken yeryüzüne bakınca otoyollarda giden arabaları karıncalara benzetirim: yüzlercesi tek sıra dizilip aynı yönde giderler. İnsanlar da, karıncalar gibi sosyal yaratıklar ve toplumlar kuruyorlar. Pek çok toplum kendisini demokrasiyle yönetiyor. Demokrasi bizi karıncalar gibi sıraya dizmiyor. Aksine bireyselliğe, çeşitliliğe değer veriyor, ya da vermeye çalışıyor. Kadınlar ise, bunun içerisindeki yerlerini 2500 yıllık demokrasi tarihinin sadece son 1-2 yüzyılında bulmaya başladı.

Yazının Devamı / Continue Reading

Khan Academy ve MOOC’lar

İbrahim Tatlıses’in meşhur bahanesi zamanı için ülkemizdeki sosyal eşitsizliği göstermesi açısından çok önemliydi. Başını kaçıranlar için özet: fenomen sanatçımız İbrahim Tatlıses katıldığı bir programda eğitimi sorulduğunda, “Urfa’da Oxford vardı da gitmedik mi?” diye cevap vermişti. Konuyu araştırırken o programı da buldum, popüler kültürü düzeltelim, “Urfa’da Oxford mudur neydir işte, okul yoktu ki biz okuyalım” demiş.

İbrahim Tatlıses’in meşhur bahanesi zamanı için ülkemizdeki sosyal eşitsizliği göstermesi açısından çok önemliydi. Başını kaçıranlar için özet: fenomen sanatçımız İbrahim Tatlıses katıldığı bir programda eğitimi sorulduğunda, “Urfa’da Oxford vardı da gitmedik mi?” diye cevap vermişti. Konuyu araştırırken o programı da buldum, popüler kültürü düzeltelim, “Urfa’da Oxford mudur neydir işte, okul yoktu ki biz okuyalım” demiş.

Yazının Devamı / Continue Reading

Şikayetperver Koşucu: Avrasya 2013

8 km olanı televizyonlarda gördüğümüz herkesin Boğaziçi Köprüsü’ne çıkıp köprüyü sallamak suretiyle sağlamlığını kontrol ettiği koşu. Bu, koşudan ziyade bir karnaval gibi. Mangalınızı, yumurtanızı, dolmanızı, tavlanızı getirip köprü üstünde piknik yapıyorsunuz. İlerki senelerde bu kısmın yasaklanacağını veya disipline olacağını tahmin ettiğimden bunları yapmak isteyen okurların gelecek senekine muhakkak katılmalarını öneririm.

Son 7-8 senedir (30 yaş krizinden beri de diyebiliriz) düzenli olarak koşuyorum.  Antrenmanlarımın sonuçlarını takip etmemin en eğlenceli yolu da her sene İstanbul’daki Avrasya Koşusu’na katılmak.  2013 itiibariyle Vodafone’un sponsor olduğu koşuda 8, 10, 15 km ve maraton (42 km) yarışları var.

Yazının Devamı / Continue Reading

Connecting Rebellion

The program’s format goes like this: first you play a song from say Iron Maiden, let’s suppose you play Hallowed Be Thy Name, a song about a man on his way to the gallows. To proceed to the next song, the DJ has to find a connection to another artist. Let’s also assume that you have a schizophrenic taste of music and you are also fond of Michael Bolton’s How Am I Supposed to Live Without You. This is a song about a man who doesn’t know how he’s supposed to live without her.

My friend Tim hosts a radio show in Açık Radyo, the most progressive and diverse of Turkish radios, and he asked me to be a guest DJ on it.  The show is called Connections; the point is playing songs that are somehow (by hook or by crook) connected.

Yazının Devamı / Continue Reading