250 Kelimelik Yalakalık: The Sopranos

Daha ilk bölümlerde koltuğa çivilendik. Senaryo mükemmel, karakterler harika çizilmiş ve Oskarlık (Emmy’lik) aktörler çok inandırıcı, benim için mühim olan müzikler de gayet ince ince seçilmiş. Mafya dizisi olmasına rağmen asıl tema mafyadan ziyade insan psikolojisi olduğundan Dostoyevski yazsaymış olurmuş.

The Sopranos biz ABD’deyken başlayıp meşhur olmuştu ama HBO’ya abone olmadığımızdan ve mafya dizileri pek ilgimi çekmediğinden uzak durmuştum. Birkaç sezon sonra The Economist‘te methiyeler düzülünce meraklandım, ama bu sefer de 6 sezon olmasından çekindim.

Sonunda 6 sezonu edindim ve Sopranos uzun süre izlenecek DVDler rafımda bekledi. O esnada konuştuğum Sinan tüm zamanların en iyi dizisi olduğunu iddia etti, Cem ise “Keşke yerinde olsam da 6 sezonu baştan oturup izlesem” dedi. Wikipedia Sopranos’un dizi endüstrisini yeniden yarattığını yazdı.

Yazının Devamı / Continue Reading

250 Kelimelik Yalakalık: Roma (Rome, TV Dizisi)

Sevdim çünkü Roma medeniyetinin izlerini hala etrafımızda. Yakından tanıdığımız Sisero Mersin Valisi. Markus Antoniyus ile Kleopatra Tarsus’ta “Kancık Kapı” olarak bilinen Kleopatra Kapısı’ndan geçerek buluşmuşlar. Augustus Ağustos ayının isim babası. Brütüs Sezar’ın ölümünden sonra Bitlis’e kaçıyor. Ayrıca müzikler o kadar güzel ki bulsam CD’sini alırım.

BBC ve HBO gibi iki kurumun eseri olduğunu ve tarihi gerçeklere tabudevirmek pahasına sadık kalındığını okuyunca hoşuma gitmişti, CNBC-E’de izlemeye başladım. İlk bölümler iyiydi ama dizideki seks ve kan dolu sahneler makaslanınca konu anlaşılmaz olmaya başladı; bıraktım.

Yazının Devamı / Continue Reading

250 Kelimelik Yalakalık: Uzun Mesafe Koşu

İlk seferinde tek hedefim bitirmekti. Son kilometrede nefes borum ağzımdan çıkacak gibi oldu ama bitirdim. İlk yarışım olduğu için anneannem yaşındaki bir ingiliz teyzenin beni geçmesi bile moralimi bozmadı.

30 yaşıma kadar hımbıl bir hayat yaşadım. Ataletimi zorlayacak hareketli ve disiplinsizliğimi zorlayacak bireysel sporlardan uzak durdum. Üniversitede (milli güvenlik hocamızın tabiriyle) “kıçlarına şap sürülmüş gibi” koşan amerikalıların arasında bir hafta koşmayı deneyip bıraktım.

Yazının Devamı / Continue Reading

250 Kelimelik Yalakalık: Çetin Altan

Sayılarla konuşması hoşuma gidiyor. “450.000 erkek erkeğe kahvehane”, “idam edilen 44 sadrazam”, “180.000 resmi araba”, “Osmanlı’nın 5 milyon kilometrekaresinden çıkan 34 devlet”, “İstanbul’daki 850.000 sakıncalı yapı”, “52 siyasi parti”, “gelişmişlik endeksinde Yunanistan’ın 65 basamak altı”…

Sabahları Milliyet’i elime alınca ilk okuduğum Çetin Altan’ın köşesidir.

Çocukluğumdan beri gazete okurum. Demirel’in ayrık dişlerini görmeden adını okuduğumdan kendisini demir bir el olarak düşünür korkardım. Ecevit ise kafamda Hacivat gibi bir tipti, ciddiye almazdım. Ama kendi çapımda eski bir gazete okuru olsam da Çetin Altan’ın (şimdilik) 60 senelik yazı hayatının son 15 senesini yakalayabildim.

Yazının Devamı / Continue Reading

250 Kelimelik Yalakalık: Radyo

Resimdekinde de göreceğiniz gibi radyoda bazı mühim istasyonlar aynen screamer radio programındaki gibi işaretliydi. Güya oraya gelince oranın kısa dalga radyosu çıkmalıydı. Tabii Mersin’den Varşova Radyosu veya Kahire Radyosu çıkmazdı ama özel radyo olmayan ülkemizden harika müzik çalan Beyrut, Tel Aviv, Güney Kıbrıs radyolarını dinlerdik.

Haberler için eski önemi yok artık. Ama internet sayesinde radyodaki “bir sonraki şarkı sürprizi” yeniden doğdu. Dijital radyonun yaygınlaşması ile araba radyosuna da sıra gelecek.

Yazının Devamı / Continue Reading