<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>www.sarapci.com &#187; 250 Kelimelik Yalakalıklar</title>
	<atom:link href="http://sarapci.com/category/yazilar/tek-sayfalik-yalakaliklar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://sarapci.com</link>
	<description>Geziler...Fikirler...Anılar...Kitaplar...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 05 May 2012 14:58:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>250 Kelimelik Yalakalık: The Sopranos</title>
		<link>http://sarapci.com/2010/02/02/250-kelimelik-yalakalik-sopranos</link>
		<comments>http://sarapci.com/2010/02/02/250-kelimelik-yalakalik-sopranos#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 20:15:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sarapci</dc:creator>
				<category><![CDATA[250 Kelimelik Yalakalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi]]></category>
		<category><![CDATA[Dostoyevski]]></category>
		<category><![CDATA[Mafya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sarapci.com/?p=500</guid>
		<description><![CDATA[<div style="float:left;margin-right:10px;""><img src="http://sarapci.com/images/sopranos1_sopranos1.jpg" alt="The Sopranos"/></div>Daha ilk bölümlerde koltuğa çivilendik.  Senaryo mükemmel, karakterler harika çizilmiş ve Oskarlık (Emmy’lik) aktörler çok inandırıcı, benim için mühim olan müzikler de gayet ince ince seçilmiş.  Mafya dizisi olmasına rağmen asıl tema mafyadan ziyade insan psikolojisi olduğundan Dostoyevski yazsaymış olurmuş.  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>The Sopranos biz ABD&#8217;deyken başlayıp meşhur olmuştu ama HBO&#8217;ya abone olmadığımızdan ve mafya dizileri pek ilgimi çekmediğinden uzak durmuştum.  Birkaç sezon sonra <a href="http://www.economist.com/world/united-states/displaystory.cfm?story_id=9304030">The Economist</a>&#8216;te methiyeler düzülünce meraklandım, ama bu sefer de 6 sezon olmasından çekindim.</p>
<p>Sonunda 6 sezonu edindim ve Sopranos uzun süre izlenecek DVDler rafımda bekledi.  O esnada konuştuğum  Sinan tüm zamanların en iyi dizisi olduğunu iddia etti, Cem ise &#8220;Keşke yerinde olsam da 6 sezonu baştan oturup izlesem&#8221; dedi.  Wikipedia Sopranos&#8217;un dizi endüstrisini yeniden yarattığını yazdı.</p>
<div style="text-align:center;"><img src="http://sarapci.com/images/sopranos1_tony.jpg" alt="Tony Soprano" /></div>
<p>Biraz daha araştırınca dizinin 25 Emmy ve 5 Altın Küre aldığını,  yaratıcısı David Chase’in sunumu sonrasında HBO’nun o zamanki başkanının baş karakter Tony Soprano için:</p>
<blockquote><p>“40’li yaşlarda, annesiyle sorunları olan, karısını sevmesine rağmen metreslerle düşüp kalkan,  iki genç babası, ajite, depresif, psikoterapi ile hayatının anlamını arayan bir karakter.  Tanıdığım herkesten tek farkı New Jersey’nin baş mafya babası olması”</p></blockquote>
<p>dediğini okudum.  Yukarıdaki özelliklere sahip tanıdığım olmadığı gibi genel tarif de pek ilgimi çekmedi.  Ama buna rağmen zevkine güvendiğim herkesin diziyi bu kadar beğenmiş olması iyice meraklandırdı.</p>
<p>Bizim oğlanın yataktan çıkabilmesinden kendi kendine uyumaya başlaması arasında geçen azap dolu 6 ay boyunca zaten saat 20:00 ile 22:30 arası mücadele ile geçiyordu.  Değil TV izlemek bazen oğlandan bile erken yattığım oluyordu, dolayısıyla Sopranos’a ancak 2009 Kasım’ında başlayabildik.</p>
<p>Daha ilk bölümlerde koltuğa çivilendik.  Senaryo mükemmel, karakterler harika çizilmiş ve Oskarlık (Emmy’lik) aktörler çok inandırıcı, benim için mühim olan müzikler de gayet ince ince seçilmiş.  Mafya dizisi olmasına rağmen asıl tema mafyadan ziyade insan psikolojisi olduğundan Dostoyevski yazsaymış olurmuş.</p>
<p>Bitsin istemiyorum, bitince de tavsiyelere açığım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sarapci.com/2010/02/02/250-kelimelik-yalakalik-sopranos/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>250 Kelimelik Yalakalık: Roma (Rome, TV Dizisi)</title>
		<link>http://sarapci.com/2008/09/20/250-kelimelik-yalakalik-rome</link>
		<comments>http://sarapci.com/2008/09/20/250-kelimelik-yalakalik-rome#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2008 21:01:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sarapci</dc:creator>
				<category><![CDATA[250 Kelimelik Yalakalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>
		<category><![CDATA[Film]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sarapci.com/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[Sevdim çünkü Roma medeniyetinin izlerini hala etrafımızda.  Yakından tanıdığımız Sisero Mersin Valisi.  Markus Antoniyus ile Kleopatra Tarsus'ta "Kancık Kapı" olarak bilinen Kleopatra Kapısı'ndan geçerek buluşmuşlar.  Augustus Ağustos ayının isim babası.  Brütüs Sezar'ın ölümünden sonra Bitlis'e kaçıyor.  Ayrıca müzikler o kadar güzel ki bulsam CD'sini alırım.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BBC ve HBO gibi iki kurumun eseri olduğunu ve tarihi gerçeklere tabudevirmek pahasına sadık kalındığını okuyunca hoşuma gitmişti, CNBC-E&#8217;de izlemeye başladım.  İlk bölümler iyiydi ama dizideki seks ve kan dolu sahneler makaslanınca konu anlaşılmaz olmaya başladı; bıraktım.</p>
<p>DVD&#8217;yi alır almaz  sansürcülerimize müteşekkir kaldım zira DVD&#8217;de &#8220;Bütün Yollar Roma&#8217;ya Çıkar&#8221; isimli seçenekle izlerseniz arada ekrana çıkan ara bilgiler sayesinde olaylara daha vakıf olabilirsiniz.</p>
<div style="text-align:center;"><img src="http://sarapci.com/images/rome_sezar.jpg" alt="Rome, Sezar" /></div>
<p style="text-align: center;"><em>Favori Karakterim Sezar.  Asteriks&#8217;tekini de Severdim Zaten<br />
</em></p>
<p>Dizi hem çok sürükleyici hem de bir belgesel titizliğinde yapılmış.  Arada birkaç karakteri biraz sündürmüşler.  Nerelerde abarttıklarını <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Rome_(TV_series)">wikipedia sayfasından</a> takip edebilirsiniz.</p>
<p>Hikayeler Sezar, Markus Antonyus, Kleopatra, Sisero gibi tanıdık karakterin etrafında dönüyor ama bir taraftan gerçekçilik amacıyla halktan iki askerin hikayeleri de yandan devam ettirilmiş. Bu askerler Vorenus ve Pullo,  Sezar&#8217;ın Galya seferi anılarında ismi geçen iki askerden esinlenilmiş.</p>
<p>Herkesin favori karakteri başka.  Bazısı sempatik ayı Pullo&#8217;yu seviyor, bazısı ise Markus Antonyus&#8217;u; benimki ise Sezar. Dahi asker, kurt politikacı, hırslı manipulatör ekstraordiner.</p>
<p>İlk sezonda Sezar&#8217;ın cumhuriyeti yıkıp diktatör oluşunu ve sonunda en güvendikleri tarafından 22 yerinden vahşice bıçaklanışını izliyoruz.</p>
<p>İkinci sezon ise Augustus olarak bilenecek olan Sezar&#8217;ın yeğeninin oğlu Octavian ve Sezar&#8217;ın sağ kolu Markus Antonyus&#8217;un iktidar mücadelesi ve tabii ki muhteşem Kleopatra hakkında.</p>
<p>Sevdim çünkü 2000 yıl sonra Roma medeniyetinin izleri hala etrafımızda.  Meşhur konuşmacı Sisero Mersin Valisi.  Markus Antonyus ile Kleopatra Tarsus&#8217;ta &#8220;Kancık Kapı&#8221; olarak bilinen Kleopatra Kapısı&#8217;ndan geçerek buluşmuşlar.  Brütüs Sezar&#8217;ın ölümünden sonra Bitlis&#8217;e kaçmış.  Sezar en meşhur sözü &#8220;<em>Veni Vidi Vici</em>&#8220;&#8216;yi Tokat&#8217;ta söylemiş.</p>
<p>Ayrıca müzikler o kadar güzel ki CD&#8217;si çıkınca ivedilikle alırım.</p>
<p>BBC ve HBO&#8217;daki abiler bir el atsalar da Fatih Sultan Mehmet&#8217;i böyle izlesek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sarapci.com/2008/09/20/250-kelimelik-yalakalik-rome/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>250 Kelimelik Yalakalık: Uzun Mesafe Koşu</title>
		<link>http://sarapci.com/2007/10/14/250-kelimelik-yalakalik-%e2%80%93-uzun-mesafe-kosu</link>
		<comments>http://sarapci.com/2007/10/14/250-kelimelik-yalakalik-%e2%80%93-uzun-mesafe-kosu#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Oct 2007 17:08:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sarapci</dc:creator>
				<category><![CDATA[250 Kelimelik Yalakalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>
		<category><![CDATA[Avrasya]]></category>
		<category><![CDATA[Koşu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sarapci.com/?p=84</guid>
		<description><![CDATA[İlk seferinde tek hedefim bitirmekti.  Son kilometrede nefes borum ağzımdan çıkacak gibi oldu ama bitirdim.  İlk yarışım olduğu için anneannem yaşındaki bir ingiliz teyzenin beni geçmesi bile moralimi bozmadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>30 yaşıma kadar hımbıl bir hayat yaşadım.  Ataletimi zorlayacak hareketli ve disiplinsizliğimi zorlayacak bireysel sporlardan uzak durdum.  Üniversitede (milli güvenlik hocamızın tabiriyle) “kıçlarına şap sürülmüş gibi&#8221; koşan amerikalıların arasında bir hafta koşmayı deneyip bıraktım.</p>
<p>2005 sonbaharında <a title="Orhan Omay" href="http://orhanomay.blogspot.com/">O2</a>’nin dolduruşuna geldim ve Gökçe’nin 12.000 km uzaktan yaptığı koçluk sayesinde 3 hafta hazırlanıp Avrasya koşusunda 15 km &#8220;ilerledim&#8221;.</p>
<p align="center"><img title="Avrasya" src="http://sarapci.com/images/kosu_avrasya.jpg" alt="Avrasya" /></p>
<p align="center"><em>8 km’lik halk “kosusu” esnasinda koprude pispirik oynayanlar henuz gelmemisler</em></p>
<p>Tek hedefim bitirmekti.  Son kilometrede yüreğim ağzımdan çıkacak gibi oldu ama bitirdim.  İlk yarışım olduğu için anneannem yaşındaki bir ingiliz teyzenin beni geçmesi bile moralimi bozmadı.</p>
<p>Konuya biraz daha bilimsel yaklaşınca nabzı zorlamamanın önemini kavradım ve basitinden bir nabız saati aldım.  O günden beridir koşabiliyorum!</p>
<p>2006 Avrasya Koşusu’nda daha hazırlıklıydım.  İki tane güzel kitaptan (“The Non-Runner’s Marathon Trainer” ve “Complete Guide to Running”) işin ilmini biraz daha öğrenmiştim.  Bu sefer siyah taytını değirmentaşı gibi bir sağa bir sola yuvarlayan bir kızı ve o sıcakta sentetik bir Fenerbahçe forması giymiş olan kekoyu finiş çizgisine metreler kala geçmeyi başardım.</p>
<p>Aynı koşuda kendime tavşan olarak belirlediğim belçikalı bir zenci abiyi de geride bırakabildim.  Karadaki hız sporları zencilerin üstünlüğü altında olduğu için bu ayrı bir başarı oldu.</p>
<p align="center"><img title="Avrasya" src="http://sarapci.com/images/kosu_avrasya2.jpg" alt="Avrasya" /></p>
<p align="center"><em>Butun cinliler ayni anda ziplarlarsa kopru yikilir mi?</em></p>
<p>İnsan vücudunun &#8211; makinaların aksine &#8211; zorlandıkça kapasitesini arttırmasını cesaret verici buluyorum.  “İnsan herşeye alışır” gibi.  İlk kez 60 dakikadan fazla koştuğumda kronometreye inanamamıştım, artık 45. dakikada açıldığım günler yaşıyorum.</p>
<p align="center"><img title="Sarkozy" src="http://sarapci.com/images/kosu_sarko.jpg" alt="Sarkozy" /></p>
<p align="center"><em>Sarkozy Bey bir fransız entellektüeli tarafından &#8220;sagci&#8221; ve &#8220;amerikanci&#8221;</em></p>
<p align="center"><em>bulunan kosu aktivitesi esnasinda </em><em>(Amerikanci NYPD tisortune dikkat)</em></p>
<p>Ama koşu sporuna bütün saygıma rağmen bütün amerikan başkanlarının ve yalaka Sarkozy’nin 10 tane dana gibi korumayla sokaklarda güya halk adamıymışçasına koşmalarını 192 nabzımla zımbır-zımbır kınıyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sarapci.com/2007/10/14/250-kelimelik-yalakalik-%e2%80%93-uzun-mesafe-kosu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>250 Kelimelik Yalakalık: Çetin Altan</title>
		<link>http://sarapci.com/2007/05/21/250-kelimelik-yalakalik-cetin-altan</link>
		<comments>http://sarapci.com/2007/05/21/250-kelimelik-yalakalik-cetin-altan#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 May 2007 17:38:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sarapci</dc:creator>
				<category><![CDATA[250 Kelimelik Yalakalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>
		<category><![CDATA[Basın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sarapci.com/?p=75</guid>
		<description><![CDATA[Sayılarla konuşması hoşuma gidiyor.  “450.000 erkek erkeğe kahvehane”, “idam edilen 44 sadrazam”, “180.000 resmi araba”, “Osmanlı’nın 5 milyon kilometrekaresinden çıkan 34 devlet”, “İstanbul’daki 850.000 sakıncalı yapı”, “52 siyasi parti”, “gelişmişlik endeksinde Yunanistan’ın 65 basamak altı”…]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sabahları Milliyet’i elime alınca ilk okuduğum Çetin Altan’ın köşesidir.</p>
<p>Çocukluğumdan beri gazete okurum.  Demirel’in ayrık dişlerini görmeden adını okuduğumdan kendisini demir bir el olarak düşünür korkardım.  Ecevit ise kafamda Hacivat gibi bir tipti, ciddiye almazdım.  Ama kendi çapımda eski bir gazete okuru olsam da Çetin Altan’ın (şimdilik) 60 senelik yazı hayatının son 15 senesini yakalayabildim.</p>
<p style="text-align: center"><img src="http://sarapci.com/images/cetin_resim.jpg" title="Çetin Altan" alt="Çetin Altan" /></p>
<p align="center"><em>Cetin Altan Hala Yazıyor<br />
Enseyi Karartmayalim</em></p>
<p>“Yazı adamı” olması hoşuma gidiyor.  Edebiyat, felsefe ve tarih “parfümlü” siyasi yazılarının özellikle meraklısıyım.  Etli, kadınlı, şaraplı, kahkahalı burjuva enternasyonelizmine karşılık erkek erkeğe kahvelerdeki yerel köylülük derken meramını “ince bir tülbentten süzerek” anlatmasını seviyorum.</p>
<p>İnatla kafasına taktığı ve yazılarında “ibrişim ördüğü” basit görünen vurucu konuları hoşuma gidiyor.  “Şeffaflaşmak”, “mesleğinde evrensel kalitede olmak”, “resmi araba masrafları ile itfaiye masrafları”, “yüksek bayrak direklerinden daha kalıcı olan nobel” gibi konuları deşmesi birgün birilerini uyandıracak diye ümitliyim.</p>
<p>Sayılarla konuşması hoşuma gidiyor.  “450.000 erkek erkeğe kahvehane”, “idam edilen 44 sadrazam”, “180.000 resmi araba”, “Osmanlı’nın 5 milyon kilometrekaresinden çıkan 34 devlet”, “İstanbul’daki 850.000 sakıncalı yapı”, “52 siyasi parti”, “gelişmişlik endeksinde Yunanistan’ın 65 basamak altı”…  Rakamlar yazılarını yere bastırıyor.</p>
<p>Sabah mahmurluğunda yazılarını okurken bazen tokat yemiş gibi uyanıyorum.  Bir bakıyorum Köyceğiz’deki kediden bahsederken aniden Cumhuriyet ideologlarının burjuvalaşmayı sadece eğitim ile planlamasındaki hatayı limanı yokken kaptan yetiştirmeyi kullanarak anlatmış.</p>
<p>Şu “ebeleri gizli suikastlerle” bezenmiş karamsar günlerde iyimserliği hoşuma gidiyor.  Üniversitedeki gurbet moral bozukluğum gelişmiş ülkelerin pazar yaratmak amacıyla bizim gibi ülkeleri kalkındıracağı hülyasıyla geçti.  Şimdi de istesek de istemesek de dünya ile birlikte şeffaflaşacağımızı iddia ediyor Çetin Altan.</p>
<p>“20 yıl sonra unutulacak tatavalar” ile uğraşıp “enseyi karartmayalım”.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sarapci.com/2007/05/21/250-kelimelik-yalakalik-cetin-altan/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>250 Kelimelik Yalakalık: Radyo</title>
		<link>http://sarapci.com/2006/12/09/radyo</link>
		<comments>http://sarapci.com/2006/12/09/radyo#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Dec 2006 18:46:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sarapci</dc:creator>
				<category><![CDATA[250 Kelimelik Yalakalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[YAZILAR]]></category>
		<category><![CDATA[Basın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sarapci.com/?p=64</guid>
		<description><![CDATA[Resimdekinde de göreceğiniz gibi radyoda bazı mühim istasyonlar aynen screamer radio programındaki gibi işaretliydi.  Güya oraya gelince oranın kısa dalga radyosu çıkmalıydı.  Tabii Mersin’den Varşova Radyosu veya Kahire Radyosu çıkmazdı ama özel radyo olmayan ülkemizden harika müzik çalan Beyrut, Tel Aviv, Güney Kıbrıs radyolarını dinlerdik. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haberler için eski önemi yok artık. Ama internet sayesinde radyodaki “bir sonraki şarkı sürprizi” yeniden doğdu. Dijital radyonun yaygınlaşması ile araba radyosuna da sıra gelecek.</p>
<p>Geçen gün screamer (<a title="Screamer Radio" href="http://www.screamer-radio.com" target="_blank">www.screamer-radio.com</a>) diye beleş bir internet radyo programı keşfettim. Basit bir program, tek işi radyo çalmak olduğu için itunes, windows media player, real player veya winamp gibi karmaşık programlardan daha kullanışlı.</p>
<p>Programın içindeki hazır radyolar listesinde istasyonları hem janrlara göre hem de ülkelere göre ayırmışlar. Alternatif rock müzik ararken güzel bir fransız kanalı buldum. Güney Afrika menşeli bir klasik müzik kanalını okurken/yazarken dinliyorum.</p>
<p>Bir türk olarak Türkiye’nin Asya altında olması biraz can sıkıcı ayrıca buralardan çok az radyo var ama evden dinleyemeyeceğim yerel radyo az, dolayısıyla farketmedi. Gurbettekiler düşünsün. Sadece Ankara’ya gittiğim zamanlarda severek dinlediğim Radyo ODTÜ’yü listeme ekledim.</p>
<p>Screamer sayesinde oturduğum yerden kalkmadan uzaklara gitmek artık daha kolay. Misal, Londra’yı çok severim. Evde Virgin Radio veya BBC Radio One’ı koyunca sokaklarından dolaşamasam da oradaki evimde oturuyormuş gibi hissediyorum.</p>
<p>Radyonun beni uzaklara götürmesini sevmem çocukluğuma dayanır. Mersin’deki yazlığın salonunda TV gelmeden önce aşağıdakini andıran lambalı eski bir Philips radyo dururdu.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><!--[if gte vml 1]><v :shapetype  id="_x0000_t75" coordsize="21600,21600" o:spt="75" o:preferrelative="t"  path="m@4@5l@4@11@9@11@9@5xe" filled="f" stroked="f"> <v :stroke joinstyle="miter" /> </v><v :formulas> <v :f eqn="if lineDrawn pixelLineWidth 0" /> <v :f eqn="sum @0 1 0" /> <v :f eqn="sum 0 0 @1" /> <v :f eqn="prod @2 1 2" /> <v :f eqn="prod @3 21600 pixelWidth" /> <v :f eqn="prod @3 21600 pixelHeight" /> <v :f eqn="sum @0 0 1" /> <v :f eqn="prod @6 1 2" /> <v :f eqn="prod @7 21600 pixelWidth" /> <v :f eqn="sum @8 21600 0" /> <v :f eqn="prod @7 21600 pixelHeight" /> <v :f eqn="sum @10 21600 0" /> </v> <v :path o:extrusionok="f" gradientshapeok="t" o:connecttype="rect" /> <o :lock v:ext="edit" aspectratio="t" /> <v :shape id="_x0000_i1025" type="#_x0000_t75" alt="Radyo"  style='width:262.5pt;height:174pt'> <v :imagedata xsrc="file:///C:\DOCUME~1\EMIN~1.GEB\LOCALS~1\Temp\msohtml1\01\clip_image001.jpg" mce_src="file:///C:\DOCUME~1\EMIN~1.GEB\LOCALS~1\Temp\msohtml1\01\clip_image001.jpg"     o:href="http://sarapci.com/images/radyo_lambali.JPG" mce_href="http://sarapci.com/images/radyo_lambali.JPG"  /> </v>< ![endif]--><!--[if !vml]--><img title="Radyo" src="http://sarapci.com/images/radyo_lambali.JPG" alt="Radyo" /><!--[endif]--></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center" align="center"><strong><em>O Uzaktan Kumandaya Dokunmayın! </em></strong></p>
<p>Resimdekinde de göreceğiniz gibi radyoda bazı mühim istasyonlar aynen screamer radio programındaki gibi işaretliydi. Güya oraya gelince oranın kısa dalga radyosu çıkmalıydı. Tabii Mersin’den Varşova Radyosu veya Kahire Radyosu çıkmazdı ama özel radyo olmayan ülkemizden harika müzik çalan Beyrut, Tel Aviv, Güney Kıbrıs radyolarını dinlerdik.</p>
<p>“Gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür” şarkısındaki gibi uzakların yakınlaşması hissini çok severdim.</p>
<p>Şarkının aslında ne manaya geldiğini bilen açıklarsa çok sevinirim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sarapci.com/2006/12/09/radyo/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

