Mavi Gözlü Dede

Adindan da anlasilacagi üzere erkek olani Mehmet, bahcemizdeki kah cicek sulamaya, kah araba veya balkon yikamaya yarayan siyah pis hortumu almis, balkonda oturup ögleden sonra uykusunun mahmurlugu yasayan dedemi sirilsiklam ederken, ikizi Zümrüt ise kahkahalarla gülüyordu. Dedem hirsindan kudurmus, ayakta avaz avaz bagiriyor ama felcli isaret parmakli sag kolunu sallamaktan baska birsey yapamadan titriyordu. “Hayvanoglu hayvanlar, itoglu itler!!” Pijamasinin pacasindan sipir sipir sular damliyor, gozlerinin atesi umursamaz cocuklari daha da eglendiriyordu.

Anne tarafimdan dedemi kaybettigimde ilkokul dördüncü siniftaydim. Hayatimin ilk büyük acisini dedem tattirdi. Ilk torun, “ilk gözagrisi” olmam sebebiyle dogmus dogmamis bütün torunlarindan daha yakindim dedeme; haliyle her zaman bana hepsinden daha cok ilgi gösterdi. Bayramoglu’ndaki veya Istanbul’un en güzel isimli semti Saskinbakkal’daki evlerinden dönmek icin her ciktigimda ben gözden kayboluncaya kadar koltugundan el sallardi, her seferinde bu acaba onu son görüsüm mü diye içim içimi yerdi. Salladigi sag eli ben dogmadan önce gecirdigi felcten beri iyi tutmazdi, isaret parmagi hep ileriyi isaret ederdi, bükülmezdi.

Yazının Devamı / Continue Reading

TAC ve Emir Kulluğu Üzerine

O zamanlar ben cok ufak tefektim. Nasil olduysa bu abinin – ki kendisinin hentbol topuyla el sutu cekerek kale devirdigi iddia edilirdi – sahsi halteri olmustum. Beni yakaladigi zaman lounge’un disindaki yesil banklara sirtustu yattirirdi, ben Sermet Erkin’in kesecegi yardimcisi gibi dumduz dururken o beni boynumdan ve ayak bileklerimden tutup halter calisir gibi indirip kaldirirdi.

Ortaokulu Tarsus Amerikan Koleji’nin (TAC) son yatili doneminin gururlu bireylerinden birisi olarak okudum. Bilmeyenler icin, okulda gayet etkili bir emir sistemi vardir. Kucuk siniflardan herhangi birisi abi/ablalarinin daimi emir eri durumundadir. Edilgen oldugu zaman “emir yemek”, etken olunca ise “ricada bulunmak” denilen bu fenomeni daha iyi anlamaniz icin okuldaki hayatimdan kisa ornekler vermek istedim.

Once biraz bilgi: emirler ikiye ayrilir. Yararli emirler ve yararsiz emirler. Bazi yararsiz emirlere “sadistlik” de denir. Bunlar etken zumreyi eglendirirler ve genellikle edilgen zumrenin yaralanmasiyla veya aci cekmesiyle son bulurlar.

Yazının Devamı / Continue Reading

Komşunun Reçelleri

Bize “Naaapiyosunuz lan picleeeeeer!” diye bagirinca savunma mekanizmasi olarak bu sefer onu sislemeye basladik. Her atis sonrasinda hemen saklaniyor, yuzumuzu gostermemeye calisiyorduk. Kapici bir sure sonra akillandi ve etrafinina komutan gibi emirler yagdirmaya basladi. “Mistaaaaa, sen B Bloktan cik, ben A Bloktan cikacam, Erol Bey siz de C Bloktan cikin!!!”

Ortaokul yillari. Yazlari her haftasonu ailecek Mersin civarindaki yazlik evimize gidiyoruz. Bizim sitenin havuzu yok, fakat basketbol ve futbol oynanan bir sahasi var. Yandaki komsu sitenin ise havuzu var, ama denize iskelesi veya basket sahasi yok. Ben ve arkadaslarim havuzu denizden daha cok seviyoruz, ve anne-babalarin mis gibi deniz varken pis havuza girilir mi nasihatlarini dinlemiyoruz.

Yazının Devamı / Continue Reading

Dizler ve Omuzlar

Muayene yatagina sirt ustu yattim. Sag dizimi disari sarkitmam istendi. Sarkittim. Doktor kirmizi bir kovayi dizimin altina yerlestirdi. Ohaaa diye dusunup, kibarca “Oraya kanim mi akicak?” dedim. Doktor, “Kanin degil canin akacak!” diye cevabi yapistirdi. Bunun uzerine bana susmak dustu zaten.

UYARI: Bu yazida bazi tibbi prosedurler acimasizca anlatilmistir. Yemek yerken okunmamasi salik verilir.

Vucudumuzun dizayni en kotu iki yerinin dizler ve omuzlar oldugu soylenir. Bu yazida sag dizimin gecirdigi bilimum kazalardan en eglencelisini yazmak istedim.

Lise 3’un uzun tatillerinden birisiydi. Sanirim 23 Nisan tatili… 23 Nisan Ramazan ayinin ortalarina geliyordu o sene. Babam haric bizim aile, yasca kucuk cussece buyuk dayim ve ailesi, dayimin arkadasi Ahmet Abi ve cekirdek ailesi arti kayinbiraderi ve benim yatakhane arkadasim Yalin Erzurum Palandoken’e bir kayak tatiline gittik.

Yazının Devamı / Continue Reading

Ithaca – California – Ithaca, 10720 km, 9 Gün

Kapımızı şık bir adam açtı ve arabamızı aldılar. Hırpani bir şekilde içeri girdik, alt katta rock müzik (rak mı rok mu tartışmasını saygıyla anıyorum) ve bar vardı, üst katta ise dans müziği ve bir dans pisti. Biz yukarda içkilerimizi yudumlayıp müziğin temposuyla kıpraşırken sahnede bir rock grubunun çıkışı için hazırlıklar sürmekteydi.
Adamlar davulları falan kurarlarken etrafa bakıp dehşet içerisinde tiplerin ne kadar çok Türk’e benzediklerini farkettik. Parıltılı kıyafetli balık eti bayanlar, bıyıklı, kıllı göğüsün arasından beliren kolyeyi cömertçe sergileyen esmer beyefendiler falan.

Üniversitenin 9 günlük bahar tatillerinde uzun seyahatler bağımlılık yapmıştı. Birinci sene Cancun (Meksika), ikinci sene New Orleans’tan sonra, üçüncü sene işi biraz da ileri götürmek istedik ve dokuz günde Ithaca, New York’tan Amerika’nın en eğlenceli eyaleti olan Kaliforniya’ya gidip gelmeye karar verdik.

Yazının Devamı / Continue Reading