Şikayetperver Koşucu: 30. Avrasya Koşusunda Sıçan Gibi Islanmak

Yarışın sonu Gülhane Parkı’nın içinden geçtikten sonra Bab-ı Ali’nin yanındaki yokuştan devam etti. Orada sabah dükkanlarını açmış hediyelik eşyacılar da bayağı eğlenmektelerdi. Tam oralarda önümde 1.85 boylarında, sarı saçları özenle örülmüş bir abla vardı. Şortu da biraz Türk standartlarına göre kısa olduğundan esnafta adeta maçlarda gördüğümüz meksika dalgası gibi hareketlenmeler oluyordu. Erketeye yatmış arkadaşlarından “Bak lan bak, şuna bak!” uyarısını alan çömelmiş adamlar heyecanla ayağa kalkıp dikkatle izliyorlardı. Neyse ki ablanın yanındaki abi Türkçe bilmiyordu da sabah sabah hırgür çıkmadı.

Son dört senede yaptığım gibi bu sene de Avrasya koşusunun 15 kilometrelik etabına katıldım.

Yazının Devamı / Continue Reading

250 Kelimelik Yalakalık: Uzun Mesafe Koşu

İlk seferinde tek hedefim bitirmekti. Son kilometrede nefes borum ağzımdan çıkacak gibi oldu ama bitirdim. İlk yarışım olduğu için anneannem yaşındaki bir ingiliz teyzenin beni geçmesi bile moralimi bozmadı.

30 yaşıma kadar hımbıl bir hayat yaşadım. Ataletimi zorlayacak hareketli ve disiplinsizliğimi zorlayacak bireysel sporlardan uzak durdum. Üniversitede (milli güvenlik hocamızın tabiriyle) “kıçlarına şap sürülmüş gibi” koşan amerikalıların arasında bir hafta koşmayı deneyip bıraktım.

Yazının Devamı / Continue Reading