Brexit’ten Dersler

Türkiye’de eğitim seviyesi yükselecek ve bütün sorunlarımız hallolacak diyenler İngiltere’nin eğitim seviyesini aşmamızı beklemek zorundalar. AB’den çıkmanın ekonomik olarak zararlı olacağını tarafsız ve saygın kuruluşlar – hesabını da çıkararak – anlattılar ama UKIP başkanı Nigel Farage “AB’ye her ay verdiğimiz 350 milyon sterlin cebimizde kalacak” diye oy aldı – ve seçim sonrasında da TV’de “Aslında tam da öyle olmayacak” diye sırıttı.

Brexit, yani Birleşik Krallık’ın (İngiltere olarak da geçiyor ama aslında İngiltere + İskoçya + Galler + Kuzey İrlanda) Avrupa Birliği’nden çıkması referandumu birçoklarının tahmininin aksine 23 Haziran Perşembe Brexitçilerin kazanması ile sonuçlandı.  Konu basınımızda “oh iyi oldu” (schadenfreude), “şimdi elimize düştüler” ve “beter olsunlar” hislerinin arasında bir yerde konuşlandı.

Yazının Devamı / Continue Reading

Why Nations Fail (Ulusların Düşüşü), Daron Acemoglu – James Robinson

Daron Acemoğlu ve arkadaşı yazar James Robinson “Neden bazı ülkeler zengin bazıları fakirdir?” sorusunu cevaplamaya çalışmışlar. Bunun için önce diğer teorilere aksi örnekler bulmuşlar (coğrafya olamaz, din olamaz, dil olamaz, kültür olamaz, ellerindeki teknoloji olamaz vs.) daha sonra da kendi teorilerini tarihsel sebepleri ile beraber açıklamışlar. Verdikleri cevap, “Ülkeleri zengin veya fakir yapan şey insanların kurduğu politik ve ekonomik sistemlerdir.”

Facebook’un kurucu ve CEO’su Mark Zuckerberg enteresan bir tip. Önceki sene Çince öğrenmeye karar vermiş ve Çince mülakat yapabilecek kadar ilerletmişti. Geçen sene yediklerinin etkisini hissetmek amacıyla kendi öldürmediği hayvanı yememe kararı almıştı. Bu sene de iki haftada bir edebiyat dışı kitap okuma kararı almış. Seçtiği kitabı Facebook’taki A Year of Books isimli sayfadan yayınlıyor, sonrasında ise yazarı davet edip diğer okurlarla birlikte soru-cevap yapıyor.

Yazının Devamı / Continue Reading

Kağıthane’de Müşahitlik

4-5 kişi geride bekleyen burnu hızmalı esmer bir kadın işe geç kalacağını, dolayısıyla öne geçmek istediğini tebliğ etti. İkinci sıradaki kır saçlı güneş gözlüklü adam kendisinin de işe gideceğini, herkesin saygı içinde beklemesi gerektiğini – biraz da sert bir şekilde – söyledi. Hızmalı kadın ona sesini kesmesi ve işine bakmasını önerince kır saçlı adam kadını terbiyesizlikle suçladı. Kadın pişkince asıl terbiyesizin o olduğunu söyledi. Kavgayı ayırmaya gidip hızmalı kadına içeride kavganın yeni bittiğini lütfen sakin olmasını rica ettim, önündeki diğer adam kıkır kıkır güldü.

2015 Haziran genel seçimlerinde İstanbul Kağıthane’de 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bildiğim ilkokulda ikinci kez görevliydim. Bu sefer stressiz, adeta ikinci doğuma giderkenki gibiydi. İlk seferinde önceki akşam geç saatlere kadar eğitim kitaplarını okumuş, bütün vidyoları izlemiştim; yanımda gerekir diye boş dilekçeler, okuduğum eğitim kitabının bir kopyası, dolduracağım formun birkaç kopyası, bir tane oy sayma çetele tablosu, su, telefon şarjı ve Savaş ve Barış’ı yazabilecek kadar kalem vardı. Bu sefer ise cebime telefon şarjını koyup evden çıktım.

Yazının Devamı / Continue Reading

Konuk Yazar Sio: ‘Dünyanın En Kötü Yönetim Şekli’ Demokrasi Her Yerde; Kadınlar Nerede?

Churchill’in ünlü sözü – her ne kadar seçim kaybettikten sonra söylemiş de olsa – demokrasiyle olan sevgi-nefret ilişkimizi iyi özetliyor. “Demokrasi en kötü yönetim şeklidir. Ondan önce zaman zaman denenmiş olan diğerleri hariç.” Antik Yunan döneminde bile demokrasiye çok çeşitli suçlamalar yöneltilmiş.

Konuk Yazar Sio yazdı:

Uçak havalanırken yeryüzüne bakınca otoyollarda giden arabaları karıncalara benzetirim: yüzlercesi tek sıra dizilip aynı yönde giderler. İnsanlar da, karıncalar gibi sosyal yaratıklar ve toplumlar kuruyorlar. Pek çok toplum kendisini demokrasiyle yönetiyor. Demokrasi bizi karıncalar gibi sıraya dizmiyor. Aksine bireyselliğe, çeşitliliğe değer veriyor, ya da vermeye çalışıyor. Kadınlar ise, bunun içerisindeki yerlerini 2500 yıllık demokrasi tarihinin sadece son 1-2 yüzyılında bulmaya başladı.

Yazının Devamı / Continue Reading