250 Kelimelik Yalakalık: The Sopranos

Daha ilk bölümlerde koltuğa çivilendik. Senaryo mükemmel, karakterler harika çizilmiş ve Oskarlık (Emmy’lik) aktörler çok inandırıcı, benim için mühim olan müzikler de gayet ince ince seçilmiş. Mafya dizisi olmasına rağmen asıl tema mafyadan ziyade insan psikolojisi olduğundan Dostoyevski yazsaymış olurmuş.

The Sopranos biz ABD’deyken başlayıp meşhur olmuştu ama HBO’ya abone olmadığımızdan ve mafya dizileri pek ilgimi çekmediğinden uzak durmuştum. Birkaç sezon sonra The Economist‘te methiyeler düzülünce meraklandım, ama bu sefer de 6 sezon olmasından çekindim.

Sonunda 6 sezonu edindim ve Sopranos uzun süre izlenecek DVDler rafımda bekledi. O esnada konuştuğum Sinan tüm zamanların en iyi dizisi olduğunu iddia etti, Cem ise “Keşke yerinde olsam da 6 sezonu baştan oturup izlesem” dedi. Wikipedia Sopranos’un dizi endüstrisini yeniden yarattığını yazdı.

Yazının Devamı / Continue Reading

Suç ve Ceza Günlüğü

Klasikleri okumanın başka bir güzelliği ise kitap hakkında tartışacak kişi bulmanın kolaylığı. Internette “Suç ve Ceza” yazdığınız zaman kitapla ilgili birçok kaynak bulmak mümkün. Daha derine inmek istenirse “Suç ve Ceza Yanlızlık” “Suç ve Ceza Nihilizm” vesaire yazılabilir. Eğer iyice arsız bir gününüzdeyseniz “Dostoevski Unabomber” dersiniz ve bir ara pek meşhur olan teknoloji düşmanı bombalı mektup postalayıcısı matematik profesörü Ted Kaczynski Abi’nin nasıl bir Dostoyevski karakteri olduğunu okursunuz!

30 Kasım 2006
Bir haftadır Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanını okuyorum (Vintage’dan cikan Richard Pevear ve Larissa Volokhonsy tercümesi). O kadar güzel bir kitap ki bütün günüm “Akşam olsun da köşeme çekileyip kitabıma gömüleyim” diye bekleyerek geçiyor.

Yazının Devamı / Continue Reading