Gümüşlük 2008 Raporu

Ara yollardan koşarken birden yan arsadan tellerin arasından “Ulan sen benim bacımın, kızımın, karımın yanında nasıl böyle şortla koşarsın?” diye havlayan bir köpekten birazcık tırstım. Tam tırıs koşmaya geçmiştim ki bu sefer önümde bir dev çoban köpeği gördüm. Tırıstan da vazgeçtim ve yürümeye başladım. Köpek beni iplemedi, benimle aynı yönde ilerledi ve çok ilginç bir şekilde aniden kayboldu. Karayiplerde geçen korsan filmlerindeki hayalet gemiler gibiydi. Kaybolduğuna göre aniden belirebilir de diye düşündüğümden müziğimi kapattım ve sakin ama pürdikkat koşmaya devam ettim. Köşeyi döner dönmez önüme boyum yüksekliğinde dev iki göz çıktı! Gözler ufak boynuzların arasından sakin sakin bana bakıyorlardı. Meğersem geviş getiren bir öküzmüş. Sahibi duyar da deli zanneder diye içimden öküze “Selamınaleyküm” deyip hızlıca yanından geçtim.

2008 raporunu vermek için biraz geç kaldığımın farkındayım ama bu sefer Gümüşlük’e ancak Eylül başında gelebildim.

Yazının Devamı / Continue Reading

Gümüşlük’te Beş Dakika

Koyun karşı tarafından, Özak Pansiyon/Bar’ın olduğu yerden sanki bir tenör bir arya söylemeye başlıyor. Tenörü de aryayı da bilmiyorum ama tüylerim diken diken oluyor. İnanılmaz bir ses. Bütün koy çınlıyor. Bitirince bir alkış.

Önceki cuma günü, saat 2300 civarı.

Dakika 0
Denize bakarken Tavşan Adası’nın solunda kalan koyda eskiden Haşmet’in Yeri, daha sonra Ahmet’in Yeri veya Club Gümüşlük diye bilinen bar/restoranda oturuyoruz. Maalesef Ahmet yok ama gene de neşemiz yerinde. Masa tostoparlak olan ay dışında küçük kandillerle aydınlatılmış. Bardaki muzik belli belirsiz.

Masamız kalabalık. Annem ve Seha dışında Londra’dan Kangal ve Utku, New York’tan Sinan, İstanbul’dan Aslı, Bıyık Sinan ve (bıyık?) Selin varlar. Herkes herkesi tanımıyor ama herkes herkesle kaynaşmış durumda. Rakı eşliğinde kopoglu yiyerek beyaz lagos beklemekteyiz.

Yazının Devamı / Continue Reading

Gümüşlük Öldü Mü?

Tabii ki benim cocuklugumun Gumusluk’u degil ama artik Bayramoglu da benim cocuklugumun Bayramoglu’su degil, Adana’da bizim apartmanin arkasinda artik futbol oynanamiyor, Mersin-Silifke arasinda artik sira sira siteler yuzunden yoldan denizi gormesi bile zor, Bagdat Caddesi’nde Sini yok, Atlantik yok, Suadiye Sinemasi bile yok artik.

Agustos’un ucuncu haftasi tatilimizin son 3 gununu Gumusluk’te gecirdik.

Enteresan bir sekilde onceki haftanin Radikal 2’sini okuyamamis, yanima almistim. Gumusluk’e gidecegimizin bir gece oncesi Afrodisias’ta kaldigimiz motelde okumaya basladim ve Lale Muldur’un “Gumusluk Olmus” konulu yazisini gormus oldum. Neymis efendim bir kiz kendisine gelmeyen kopegi tekmelemis, onun yillardir her yaz Gumusluk’e gelen arkadaslari artik gelmiyormus, oyleymis boyleymis, falanmis filanmis – dolayisiyla Gumusluk olmus.

Yazının Devamı / Continue Reading