Avatar

Jake zorbalara karşı halkı örgütleyen bir William Wallace olacaksa öncelikle kendi dünyasından kovulması lazım ki Pandora’ya ve kızılderililere mahkum kalsın. Bu da ancak Saylonlular kılıklı dünyalılara saldırması sayesinde oluyor ve tabii ki platin saçlı, kas yığını, kafası façalı, diplomasi düşmanı, vahşilerin korkulu rüyası ruhsuz komutan, “Olm Ceyk sen var ya, bittin olm sen!” konuşmasını yapınca oluyor. Tabii ki komutan bu konuşma öncesinde iyi kalpli doktora da “Siz entellektüeller çok safsınız, Hudson River’a bakarak buzlu viskilerinizi yudumluyorsunuz ama dünya gerçeklerinden uzak ecnebi maşalarsınız siz!” konuşmasını yapıyor.

Bu zamanlarda sinemaya gitmek bayağı bir iş aslında ama Çağan şifreli mesaj iletir gibi “Yarın Avatar’a gidiliyor, bilet istiyorsanız Koray’ı arayın” sms’ini çekince imkanlarımızı zorlayarak bizim oğlanı anneannesine sattık. Avatar hakkında az çok birşeyler okumuştum. Öncelikle bütün filmin 3 boyutlu olması ilgimi çekti ve tabii ki gerçekle çizginin birleştirilmesinde kullanılan yeni teknolojiyi merak ettim. Internette bir yerde, detayını okumadığım bir manşette de “Hakkında kopartılan fırtınalar boşuna değil” diye okuyunca atladık gittik.

Yazının Devamı / Continue Reading

Issız Adam

Kahramanımız (Alper) gündüzleri aşçı-patronluk yaptığı lokantasında geç saatlere kadar çalışan geceleri de tanımadığı insanlarla sevişen bir kişidir. Derken bir şekilde eskiden erkeklerden ağzı yanmış olduğunu anladığımız bir kızla (Ada) tanışıp binbir numara ile kızı tavlar. Alper’in hem utandığı hem de sorumluluk duygusuyla sevdiği Türk filmi saflığındaki annesi taşradan büyük şehre gelince bu sefer bu kadıncağızı Ada binbir numarayla tavlar. Tam işler yoluna girmişken Alper kızı ağlata ağlata bırakır.

Issız Adam fenomenini ıskalamıştım, geçenlerde DVD’sinin çıktığını farkedince popüler kültürümüzde bu kadar yeri olan bir filmi görmek lazım diye düşünüp satın aldım. Çağan Irmak’ın Babam ve Oğlum‘unu da salak gibi almış olmama rağmen izlemememin sebebi duygu sömürüsünden hoşlanmamamdı. Hele yeni baba olmuş birisi olarak babalar ve oğulları duygu sömürüsünü çekecek durumda değildim, hala da değilim. Şimdi Issız Adam‘ı gördükten sonra kararım kesin: Babam ve Oğlum‘a üç arşınlık değnekle bile dokunmam.

Hala bilmeyen kaldıysa, film fazla pişirilmiş bir makarnanın 25 liraya satıldığı südo-italyan lokantalarından birini işleten özenti bir adamın kadınlarla sağlıklı ilişki kuramaması hakkında.

Yazının Devamı / Continue Reading