Rufus Wainwright ve Gey Köprü

Rufus şarkıların aralarında da komik olan ve olmayan birçok espri yaptı, seyirci ile güzel ilişki kurdu, aralarda da tarih bilgisini gösterdi. Daha sonra İstanbul’a konsere gelen her ecnebi şarkıcı gibi nasıl Boğaz’da tekne gezisi yaptığını anlattı ama farklı olaraktan Boğaz’a nehir demedi. Aynı şey hem Guns’n Roses konserinde hem de en sıkıcı grup olan Travis’in konserinden sonra ilaç gibi gelen New Model Army konserinde olmuştu. Seyirciyle konuşurken “Ne güzel nehir” dendiği anda alıngan halkımızdan hemen bir homurtu çıkmıştı ve coğrafi terimler hakkında çok hassas olan abiler hemen “Ne river’ı ulan? Bosforus, Boğaz yani lan!” diye düzeltmişlerdi.

Rufus Wainwright ile bu kadar geç tanışmamın faydası tanışmamdan sadece 4 ay sonra konserini izleyebilmem oldu. Hikmet’in eski stilde çektiği bir karışık CD’de Cigarettes and Chocolate Milk şarkısı vardı. Aslında en sevdiğim şarkısı değil (en sevdiğim şarkısı Going to a Town) ama gene de ilgimi çekti ve başka bulduğum şarkılarını dinlemeye başladım.

Ardından farkettim ki çok yakında caz festivaline geliyor. Üstelik konser İstanbul’daki en favori kapalı konser mekanım olan Aya İrini’de; kaçırmak istemedim. Sağolsun Hikmet bir kıyak daha yaptı ve biletleri de aldı.

Yazının Devamı / Continue Reading

Yeniköy (Ayhan)

Muhtarligin onunde kirmizi isikta duran soforun, arkadan korna ile taciz eden genc BMWci ile “El kol hareketleri yapma ulan!!” kavgasini halkla beraber on koltuktan seyrettikten sonra, hic gitmedigim ve merak ettigim Gazebo’ya girdim. Nurcan Aydogan sempatik kimligi ile Ingilterede Otelcilik okuduktan sonra gelip nasil Gazebo’ya basladigini anlatti. Zorluklarini anlatmadi.

Istanbul soforu trafik isiklarini hic sevmez… Yillar evvel iki orta yasli Amerikali hatta Teksasli bayani gezdiriyorum, bir tanesi Istanbul’a cok gelmis, muhabbette kasar, digeri ise “cik cik” ve Istanbul’da ilk gunu. Hayretle kirmizi isiklarda gecenleri takip ediyor ve devamli, “Look Mary… Kirmizi Isikta geciyor.. aaa bak bak bir tane daha kirmizi isikta gecti..”, diye haykiriyor..bir dedi, iki dedi, sonunda Mary dayanamadi, “Heyecanlanma Sue Ellen, Istanbulda Kirmizi isik soforlere sadece bir tavsiyedir” dedi… Hic unutmam…

Yazının Devamı / Continue Reading

Hamama Giren Terler

Gobektasina oturdum ve benim minyon tellagin ful masaji basladi. Adam once gene kolumu, dizimi, kafami evirdi ve cevirdi. Eklemlerimden catir cutur sesler cikiyordu. Bu iskence 5-10 dakka devam etti. Sonra yuzustu yattim ve gene kurtkapanina alindim. Sonunda yeteri kadar germe-cekme yapmis olacak ki, birden “Lan, lan!” diyemeden sirtima cikti. Sirtimda ileri geri yurumege basladi. Adam 50-55 kilo birseydi ama gene de, ustume dusecek kafami gozumu kiracak diye korkmadim diyemem. Gezintisi bitince iki kolumu alip arkaya cekti, ve son bir kez kollarimi koparacak diye korktum.

23 yasima kadar hic Turk hamamina gitmedim. O yaz, Baris ile Istanbul’u kesfetme gezileri yapiyorduk.  Hamam deyince aklimiza Tarihi Galatasaray Hamami’na gitmek geldi.  Birkac kisi toplandik, cantamiza temiz kiyafet, tarak, jole, deodorant gibi muhim malzemeleri koyduk ve hamama pur-i pak olmaya gittik.  Giriste bir miktar ayakbasti parasi aldilar.  Kasanin yaninda cesitli ulkelerin paralariyla fiyatlari gorunce, turistik bir vaziyete maruz kalabilecegimizi dusunduk.  Avluda ayakkabilarimizi cikarirken birer oda anahtari verdiler.   Minik sus havuzunun etrafinda sehpahalara oturup takunyalari giydik.  Sakada sukada merdivenlerden cikip odamizi bulduk.  Oda buyukce bir kabin gibiydi.  Doktor muayene yataklarina benzeyen yuksek bir yatak, ayna ve bir dolap vardi.  Verdikleri kirmizi-gri ekoseli pestemali belimize doladik.  Ben maalesef 8 numara miyop, 1.5 numara astigmat gozlerimi duzelten gozluklerimden ayrildim ve yari kor, arkadaslarimi andiran bulanik seyleri izlemeye basladim.

Yazının Devamı / Continue Reading