Nasıl Mimar Olmadım?

Final kritigi basladi. Yasli hipi misafir profesorler, sigara deligi pardesulu asistan Tim ve artik beni sevmedigine kesinlikle emin oldugum Profesor Goehner yerlerini aldilar. Makedimi acikladim ve meydani onlara birakirken o “L” seklindeki parcayi makedin icinde unuttugumu dehset icinde farkettim! Artik o saatten sonra alamazdim, aklima aninda bir yorum da gelmedi ve sustum.

Ilkokula yeni basladigim yillardi. Kardeşimin ön disleri yeni cikmisti, relere ye diyerek konusuyordu. Kavga etmeye bile baslamistik. Onunla bir yatak odasini, annemle ise bir calisma odasini paylasiyorduk. Annem artik bizim yeterince buyudugumuze karar vermis ve peyzaj mimarligi yüksek lisansına baslamisti.

Kucuk calisma odamiz o zamanlar annemin aydinger kagitlarindan gecilmezdi. Benim hayat bilgisi kitabim onun dendroloji kitabiyla yan yana dururdu. Ben Ataturk’un kargalari kovalamasini ezberlerken, o da kayin agacinin latince ismini (Fagus Silvatica) ezberlerdi. Kardesim ise nedense aydinger kagitlariyla oynamayi cok severdi. Annemin ortaya biraktigi cizimleri top yapar, keser, anlamsiz şekillerle boyardi.

Yazının Devamı / Continue Reading