Sosyete Monopoly Temalı Bira Turu (Mızmız Organizatör)

Daha once vurguladigimiz uzere, bizde malesef 22 sokak/semt + 4 tren istasyonuna esdeger sayida birahane ziyaret edip, her birinde yarimsar pint’lik bira icecek ne zaman var, ne sabir, ne de kondüsyon. Her ne kadar ilk bira turumuzda her duragimizda yarim pint yerine bir tam pint icmis olsak ve bazi istirakciler biralarini votka shot’larla takviye etmekte israrci davranmis olsalar da (bkz. Ailebabası Organizatör) o bira turunda takriben 5 saat zarfinda hepi topu 7 birahane ziyaret edebildigimiz dusunulunce, Monopoly bira turunu kendi gerceklerimize uyarlamamiz gerektigi asikardir.

Şarapçı’nın notu: 1. Geleneksel Londra Bira Turu çok sevilince ikincisini yapmaya karar verdik. Bu sefer organizasyonu Sayın Mızmız Organizatör yaptı. Aşağıda tarafımdan hafifçe edit edilmiş mükemmel yazısını bulacaksınız:

Yazının Devamı / Continue Reading

1. Geleneksel Londra Bira Turu

The Swan’ın özelliği zamanında Hyde Park’ta asılan hükümlülerin son içkilerini içtikleri mekan olmasıydı. Bir başka özelliği de bira alma sırasının bana gelmiş olması. Barmene 4 bira 4 tane de susatıp içki miktarını arttırma amacıyla yenmesi bir gelenek olan ekşi krema ve soğan aromalı cips söyledikten sonra arkadaşlarımdan birisinin 192 boyunda, 99 kilo olduğunu ve ivedilikle sarhoş olmak istediğini fakat çok dayanıklı olduğundan biranın kesmediğini iddia ettiğini dolayısıyla bardağına bir ölçek votka eklemesini rica ettim. Barmenin gözeleri ışıldadı ve “O zaman iki ölçek votka!” deyip itiraz etmeme izin vermeden votkaları boşalttı.

Geçen sene Londra’da bir Cumartesi günü geçirme şansım olduğunda uzun zamandır aklımda olan bira turunu (pub crawl) yapma heyecanıyla yanıp tutuşmaya başladım.

Londralı biraseverler/alkolikler tarafından “Circle Line Pub Crawl” olarak bilinen bir gelenek söz konusu. Olay çok basit: Londra metrosunda sarı renkle gösterilen Circle Line’da kullanabileceğiniz bir adet limitsiz metro bileti alınır, her durakta inilir ve en yakın pub’a (ingiliz usulu birahane) girilir, half pint (284.15 ml) denilen en küçük biradan bir tane içilir ve bir sonraki durağa gitmek için tekrar metroya binilir. Bütün hattın üzerindeki 26 durak tamamlanınca tur biter.

Yazının Devamı / Continue Reading

White Teeth (İnci Gibi Dişler), Zadie Smith

White Teeth hakkini veremeyecek tek cumlelik bir ozet gerekirse 74’lerde dogan 3 cocugun kuzey Londra’daki hayatlariyla ilgili bir roman. Cocuklarin hayatlarinin tam anlasilmasi icin 2 jenerasyon geriye gitmek gerekiyor, dolayisiyla kitap parcalar halinde 1900’lerin basindan 1992’ye kadar, Jamaika, Banglades, Bulgaristan, ve (en buyuk/onemli kismi) Londra’da geciyor. Bu akici ve eglenceli romanin ana temalari goc, Ingilizler ve yabancilar; kontrol, cocuklar ve ebeveynler.

Yaklasik bir senedir White Teeth’in paperback baskisini bekliyordum. Sonunda aldim, hediye ettim, sonra okudum ve begendim.

Bilmeyenlere ve ogrenmek isteyenlere: Amerika ve Ingiltere’de yeni cikan kitaplar ekseriyetle hardcover adi verilen kalin bir cilt ile kaliteli kagida basilarak cikartilir. Kitabin cok heveslileri bu baskiyi fiyatina bakmadan alirlar. Bir sene kadar sonra, artik hardcover’ı alan aldi diye kitabin Turkiye’deki kitaplar gibi ince ve yumusak kapakli ucuz baskisini cikartirlar. Ben kalin kapakli kitaplari hem gereksiz yere pahali hem de cok agir ve katlamasi zor diye almamaya calisirim. Paperback baskinin cikmasini sabirla beklerim.

Yazının Devamı / Continue Reading