Nasıl Mimar Olmadım?

Final kritigi basladi. Yasli hipi misafir profesorler, sigara deligi pardesulu asistan Tim ve artik beni sevmedigine kesinlikle emin oldugum Profesor Goehner yerlerini aldilar. Makedimi acikladim ve meydani onlara birakirken o “L” seklindeki parcayi makedin icinde unuttugumu dehset icinde farkettim! Artik o saatten sonra alamazdim, aklima aninda bir yorum da gelmedi ve sustum.

Ilkokula yeni basladigim yillardi. Kardeşimin ön disleri yeni cikmisti, relere ye diyerek konusuyordu. Kavga etmeye bile baslamistik. Onunla bir yatak odasini, annemle ise bir calisma odasini paylasiyorduk. Annem artik bizim yeterince buyudugumuze karar vermis ve peyzaj mimarligi yüksek lisansına baslamisti.

Kucuk calisma odamiz o zamanlar annemin aydinger kagitlarindan gecilmezdi. Benim hayat bilgisi kitabim onun dendroloji kitabiyla yan yana dururdu. Ben Ataturk’un kargalari kovalamasini ezberlerken, o da kayin agacinin latince ismini (Fagus Silvatica) ezberlerdi. Kardesim ise nedense aydinger kagitlariyla oynamayi cok severdi. Annemin ortaya biraktigi cizimleri top yapar, keser, anlamsiz şekillerle boyardi.

Yazının Devamı / Continue Reading

Hamama Giren Terler

Gobektasina oturdum ve benim minyon tellagin ful masaji basladi. Adam once gene kolumu, dizimi, kafami evirdi ve cevirdi. Eklemlerimden catir cutur sesler cikiyordu. Bu iskence 5-10 dakka devam etti. Sonra yuzustu yattim ve gene kurtkapanina alindim. Sonunda yeteri kadar germe-cekme yapmis olacak ki, birden “Lan, lan!” diyemeden sirtima cikti. Sirtimda ileri geri yurumege basladi. Adam 50-55 kilo birseydi ama gene de, ustume dusecek kafami gozumu kiracak diye korkmadim diyemem. Gezintisi bitince iki kolumu alip arkaya cekti, ve son bir kez kollarimi koparacak diye korktum.

23 yasima kadar hic Turk hamamina gitmedim. O yaz, Baris ile Istanbul’u kesfetme gezileri yapiyorduk.  Hamam deyince aklimiza Tarihi Galatasaray Hamami’na gitmek geldi.  Birkac kisi toplandik, cantamiza temiz kiyafet, tarak, jole, deodorant gibi muhim malzemeleri koyduk ve hamama pur-i pak olmaya gittik.  Giriste bir miktar ayakbasti parasi aldilar.  Kasanin yaninda cesitli ulkelerin paralariyla fiyatlari gorunce, turistik bir vaziyete maruz kalabilecegimizi dusunduk.  Avluda ayakkabilarimizi cikarirken birer oda anahtari verdiler.   Minik sus havuzunun etrafinda sehpahalara oturup takunyalari giydik.  Sakada sukada merdivenlerden cikip odamizi bulduk.  Oda buyukce bir kabin gibiydi.  Doktor muayene yataklarina benzeyen yuksek bir yatak, ayna ve bir dolap vardi.  Verdikleri kirmizi-gri ekoseli pestemali belimize doladik.  Ben maalesef 8 numara miyop, 1.5 numara astigmat gozlerimi duzelten gozluklerimden ayrildim ve yari kor, arkadaslarimi andiran bulanik seyleri izlemeye basladim.

Yazının Devamı / Continue Reading