Ağrı Dağı ve İshak Paşa Sarayı

Arabamızı parkettik ve kapıya vardığımızda “Restorasyon Nedeni İle Kapalıdır. Close” yazısı ile karşılaştık. Etrafta dert anlatacak kimse de yoktu. Hemen ardımızdan gelen üç adam da bizim gibi kalakaldılar. İçlerinden en yaşlısı sinirlenip Kürtçe bağırmaya başladı. Ortayaşlılardan birisi sonunda bir görevlimsi adam buldu ve Diyarbakır’dan sırf sarayı görmek için geldiklerini anlattı.

Bir önceki Kars yazımda anlattığım gibi Kars’tan güneye doğru yola çıktık. Hem yol hem de yolun çevresi Kars’tan çıkar çıkmaz ıssızlaştı. Önce Digor’dan, sonra Galatasaraylı Servet’in memleketi Tuzluca’dan, sonra da yemyeşil Iğdır Ovası’ndan geçtik.

Iğdır ovası şaşırtıcı idi. Kars’ın çevresi kilometrelerce uzanan boşluklarıyla, ağaçsız tepeleriyle ve ufuktaki karlı dağlarıyla kovboy filmerinden aşina olduğumuz Amerika’nın ıssız eyaletlerine (Montana, Wyoming, Utah) benziyordu. Ama Kars’tan Iğdır’a doğru giderken önce dağların arasında tek tük ağaçlar belirdi, sonra bir derenin etrafında yemyeşil Digor’u gördük, daha sonra da Iğdır Ovası vaha gibi karşımıza çıktı.

Yazının Devamı / Continue Reading