Norwegian Wood, Haruki Murakami

Norwegian Wood (dilimize Fransızca ismindeki gibi “İmkansızın Şarkısı” olarak çevrilmiş) 1960′ların Tokyo’sunda ailesinden uzak, garip oda arkadaşıyla beraber bir üniversite yatakhanesinde yaşayan Toru Watanabe isimli bir talebe ve etrafındaki iki kadından müteşekkil aşk üçgeni hakkında bir kitap. Tabii zaman 60′lar olunca işin içine Beatles, cinsel bağımsızlığını kazanmış kadınlar, ucundan azıcık anti-emperyalist öğrenci hareketleri ve bol miktarda aşk de giriyor. Watanabe birçok Murakami karakteri gibi müziğe, edebiyata ve biraya meraklı yanlız bir delikanlı, birçok ergen gibi kafası karışık ve depresif. (Murakami okurken favori aktivitemin müzik dinlerken soğuk bir bira içmek olduğunu söylemiş miydim?)

Etiketler / Tags : , , ,
Netherland, Joseph O'Neill

Hans eşofmanı ve kocaman güneş gözlükleri ile Monika Lewisnky’yi görüyorsa biz de o zaman evli olan Ethan Hawke ve Uma Therman ile karşılaşırdık. Hans’ın kaldığı Chelsea Hotel’de bir komşusu Kuruçeşme’deki konserlerindeki Martin Gore gibi kanatlar takmış gelinlikli Türk Mehmet Taşpınar ise bizim de alt komşumuz olan gey çift kar yağınca teraslarında kardan kadın yaparlardı. Hans’ın çevresinde yanlızlığına ilaç olan kriket arkadaşları Amerika’daki yeni hayatlarında sürekli garip bir işlerin peşinde koşarken bizim birçok arkadaşımız kendilerine New York’a getiren havalı işlerini bırakıp o zaman dotcom denilen yeni internet şirketlerine veya hızla yükselen Nasdaq borsasına bodoslama dalmışlardı.

Etiketler / Tags : , , , ,
47 Numaralı Kamara, Hikmet Hükümenoğlu

Roman başladıktan sonra bir DNA sarmalı gibi yavaş yavaş iç içe geçen iki ayrı hikayeden oluşmakta. Birinci hikaye şimdiki zamanda birinci şahıs tarafından anlatılıyor. Anlatıcı Murat son yolcuğunu yapan, cinayet romanı yazmaya oldukça müsait bir gemide İtalya’dan İstanbul’a giderken Hikmet Bey’in film haklarını satmış olduğu romanı Hikmet Bey ile birlikte yazmakta, aralarda da ufak ufak Merve’ye asılmakta. Üçüncü tekil şahıs veya herşeyi bilen tanrı/yazar stilindeki ikinci hikayede ise geçmiş zamanda 80′lerde bir sahil kasabasında Ali ve Ayşe isimli iki gencin yeni filizlenen aşkı anlatılıyor.

Etiketler / Tags : , , ,
Nehrin Donemeci (Bend in the River)

Naipaul’un Nehrin Dönemeci’nde ilgilendiği insanın acımasızlığı, vefasızlığı ve kadirbilmezliği; azınlık veya yersiz yurtsuz olmak; azınlık olarak yaşadığı ülkeden kopuk ayrı bir hayat sürmek; şahken şahbaz olmak gibi konular aslında ilgimi çekerdi ama kitabın tarzı o kadar ruhsuz ve ağır ki sabırlı bir okur olsam da birçok yerde zor dayandım. Artık son sayfalarda ise ilkokul günlerimdeki yağmurlu Pazar akşamlarını defalarca yaşar gibi oldum. Karakterlerin hiçbirini sevmedim, başlarına gelenleri umursamadım, politik kısımlar bile beni heyecanlandırmadı.

Etiketler / Tags : , , ,
Kötü Bir Yılın Güncesi (Diary of a Bad Year)

Asuman Kafaoğlu-Büke’nin kibarca parmak bastığı önemli bir şey kitabın önemli bir artısı: biz Türk okurlar ekseriyetle edebiyat okumayı boş insanların yaptığı gereksiz bir iş olarak gördüğümüzden “Edebiyat Dışı” olarak kategorize edilen kitapları almayı tercih ederiz. Coetzee’nın kitabı da yarısı edebiyat olsa da diğer yarısıyla boş vakitlerinde “belgesel izleyip kitap okuyan” Türk okuru için öğretici olabilecek denemelerden oluşuyor.

Etiketler / Tags : , , ,
The Sopranos

Kitaptaki başarılı ana karakterlerden birisi de dekadan bir üçüncü dünya başkenti havasındaki New Orleans şehri. (Şehrin 90′lardaki hali için: Günah Şehri New Orleans isimli sarapci.com yazısına bakınız.) Alıklar Birliği, New Orleans’ı James Joyce’un Dublin’i gibi detaylarıyla realist bir şekilde portre ettiği için orada (ve daha sonra bütün Amerika’da) kült statüsüne ulaşmış, hatta Ignatius’un kitabın en başında ufak bir isyan çıkardığı D.H. Holmes isimli dükkanın olduğu yerde bir heykelini dikmişler.

Etiketler / Tags : , , , ,

En ilginci James Joyce’un da aralarında olduğu İrlandalı oryantalistler üstlerindeki İngiliz etkisinden hoşlanmadıkları için İrlandalıların atalarının Doğu Akdeniz’den geldiklerini dolayısıyla İrlanda dilinin ve alfabesinin kökeninin Fenike olduğunu iddia ediyorlar. Hatta James Joyce bir yazısında “Dublin ve Istanbul’un asil ikiz kimliğinden” bahsediyor!

Etiketler / Tags : , , , , ,
grapes

Sarapçı'ya hoşgeldiniz. Burada gezi yazıları, kitap/film eleştirileri ve çeşitli konularda ufak tefek yazılarımı bulabilirsiniz. Konuk yazarlar isimleri parantez içinde belirtilmişlerdir. Okumaya konular veya tag cloud'dan yazı cinsi seçerek başlamanızı öneririm. Yazıların çoğu uzun olduğu için yazdırıp okursanız rahat edersiniz. İyi okumalar.

Welcome to sarapci.com. This is a personal blog written mostly in Turkish. If you like, you can browse the English posts filed under the "In English" tag. Enjoy.