A Bend In The River (Nehrin Dönemeci), V.S. Naipaul

Naipaul’un Nehrin Dönemeci’nde ilgilendiği insanın acımasızlığı, vefasızlığı ve kadirbilmezliği; azınlık veya yersiz yurtsuz olmak; azınlık olarak yaşadığı ülkeden kopuk ayrı bir hayat sürmek; şahken şahbaz olmak gibi konular aslında ilgimi çekerdi ama kitabın tarzı o kadar ruhsuz ve ağır ki sabırlı bir okur olsam da birçok yerde zor dayandım. Artık son sayfalarda ise ilkokul günlerimdeki yağmurlu Pazar akşamlarını defalarca yaşar gibi oldum. Karakterlerin hiçbirini sevmedim, başlarına gelenleri umursamadım, politik kısımlar bile beni heyecanlandırmadı.

Kötü Bir Yılın Güncesi yazısında da bahsettiğim gibi Okuma Cemiyeti toplantımızda benim özellikle istediğim iki yazar art arda seçildi; önce J.M. Coetzee sonra da V.S. Naipaul ‘un kitaplarını okuduk – ama ikisini de pek sevmedim.

V.S. Naipaul hakkında oradan buradan okuduklarımdan sevimsiz bir adam olduğu gibi bir fikrim vardı. Hangi kitabı seçelim diye araştırırken bilimum huysuzluklarını, kibrini, eski karısını dövdüğünü, aşağılık kompleksini, hazımsızlığını okudukça iyice rahatsız oldum. New Yorker dergisinden James Wood’un yazısından sonra (Wounder and the Wounded – Yaralayıcı ve Yaralı) kendisini biraz daha iyi anladım ama fikrim fazla değişmedi.

Yazının Devamı / Continue Reading

Diary of a Bad Year (Kötü Bir Yılın Güncesi), J.M. Coetzee

Asuman Kafaoğlu-Büke’nin kibarca parmak bastığı önemli bir şey kitabın önemli bir artısı: biz Türk okurlar ekseriyetle edebiyat okumayı boş insanların yaptığı gereksiz bir iş olarak gördüğümüzden “Edebiyat Dışı” olarak kategorize edilen kitapları almayı tercih ederiz. Coetzee’nın kitabı da yarısı edebiyat olsa da diğer yarısıyla boş vakitlerinde “belgesel izleyip kitap okuyan” Türk okuru için öğretici olabilecek denemelerden oluşuyor.

Okuma Cemiyeti’nde okuduğumuz en komik kitap olan Alıklar Birliği‘nde sonra gülmemesiyle ünlü Güney Afrikalı (Nobelli) yazar J.M. Coetzee’nın Türkçe’ye yeni tercüme edilen kitabı Kötü Bir Yılın Güncesi‘ni okuduk.

Yazının Devamı / Continue Reading

Alıklar Birliği (A Confederacy of Dunces), John Kennedy Toole

Kitaptaki başarılı ana karakterlerden birisi de dekadan bir üçüncü dünya başkenti havasındaki New Orleans şehri. (Şehrin 90’lardaki hali için: Günah Şehri New Orleans isimli sarapci.com yazısına bakınız.) Alıklar Birliği, New Orleans’ı James Joyce’un Dublin’i gibi detaylarıyla realist bir şekilde portre ettiği için orada (ve daha sonra bütün Amerika’da) kült statüsüne ulaşmış, hatta Ignatius’un kitabın en başında ufak bir isyan çıkardığı D.H. Holmes isimli dükkanın olduğu yerde bir heykelini dikmişler.

Dubliners yazımda A Confederacy of Dunces‘dan (Alıklar Birliği) biraz bahsetmiştim. Kitaba başlarken biraz tedirgindim zira birden fazla kişiden çok komik olduğunu duymuştum. Ne zaman bir kitap komik diye övülse hayal kırıklığına uğradığımdan okumaya hafif bir önyargı ile başladım.

Yazının Devamı / Continue Reading

Dubliners (Dublinliler), James Joyce

…En ilginci James Joyce’un da aralarında olduğu İrlandalı oryantalistler üstlerindeki İngiliz etkisinden hoşlanmadıkları için İrlandalıların atalarının Doğu Akdeniz’den geldiklerini dolayısıyla İrlanda dilinin ve alfabesinin kökeninin Fenike olduğunu iddia ediyorlar. Hatta James Joyce bir yazısında “Dublin ve Istanbul’un asil ikiz kimliğinden” bahsediyor!

Okuma Cemiyetimizde acılar içinde okumak zorunda kaldığım İklimler‘den bir önceki yazımda yazdığım gibi illallah ettiğim için James Joyce’un Dubliners kitabına sıcak, yaz, plaj demeden heyecanla sarıldım.

Yazının Devamı / Continue Reading

Climats (İklimler), Andre Maurois

İklimler‘i aşk, çekmek ve çektirmek, kıskançlık ve paranoya, sevdiğiniz kişinin sevdiğiniz kişileri sevmemesi, aşık olduğunuz insanı sevdiğiniz insana çevirmenin imkansızlığı, aşık olduğunuz insan için onun sevdiği insan olmanın zavallılığı, aristoktrasi ve aristokratların bol miktardaki boş vakitlerini öldürmek için yapmak zorunda kaldıkları sıkıcı şeyler gibi evrensel konular hakkında olmasına rağmen sevemedim.

Herşey bir anda oldu. Düzen ve disiplin (kelimelere en yakışan dille söylersek Ordnung und Disziplin) seven bir moderatör olarak Okuma Cemiyeti toplantımıza her zamanki gibi planlı programlı başlamak için gerekenleri yapmıştım. Önceden herkesin önerdiği kitapların listesini toparlamış, bilinçli oy vermek isteyen (azınlıktaki) azalarımız kitaplar hakkındaki yorumları okusunlar diye kitapların Amazon ve Idefix sayfalarının linklerini eklemiştim. Her kitabın yanında önerenin ismi de vardı ki öneren kişi oylama öncesince kısaca diğerlerine kitap hakkında biraz bilgi versin. Maksat demokrasinin sağlıklı çalışması için oy verecek kişilerin neye niye oy verdiklerini bilmelerini sağlamaktı.

Yazının Devamı / Continue Reading