Kalimnos (Kalymnos, Kilimli) Adası

Kalimnos süngercilik ve dağcılık sayesinde alelade bir ada değil ama yine de günümüz seyyahları Yunan adalarına daha ziyade deniz için gidiyorlar. Biz de deniz, esinti, sükunet, güzel yemek ve içecek sunan sevimli insanlar için gittik.

Çocukları anneme bıraktıktan sonra (ismi bir erkek ismi olmasına rağmen aslında bir kadın olan) karımla beraber 3 günlüğüne Gümüşlük’ten günbatımı izlerken sürekli baktığımız Kalimnos Adası’na gittik.  Kalimnos süngercilik ve dağcılık sayesinde alelade bir ada değil ama yine de günümüz seyyahları Yunan adalarına daha ziyade deniz için gidiyorlar.

Yazının Devamı / Continue Reading

Bir Yunanistan Yazısı Daha

3-5 sene önce birisi Yunanistan’ı öven bir yazı yazdı mı turizm milliyetçileri “Zaten aynısı olan ülkende tatil yapsana, neden Yunana para kazandırıyorsun?” diye çıkışırlardı; fakat milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan 2017 yazında artık onların bile Yunanistan’a gitmeye başladığını görüyorum.

3-5 sene önce birisi Yunanistan’ı öven bir yazı yazdı mı turizm milliyetçileri “Zaten aynısı olan ülkende tatil yapsana, neden Yunana para kazandırıyorsun?” diye çıkışırlardı; fakat milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımızın olduğu bu 2017 yazında artık onların bile Yunanistan’a gitmeye başladığını görüyorum.

Yazının Devamı / Continue Reading

Tel Aviv – Züğürdün Rio’su

Tel Aviv’de de Rio gibi şehrin tam içinde bir sahil şeridi var. Açık renkli ve ince kumsal oldukça geniş. Kumsalın kara tarafına hafta içinde bile kullanılmakta olan voleybol fileleri gerilmiş, futbol kaleleri yerleştirilmiş. İsrailli gençler Rio’lu yaşıtları gibi futvoley de oynuyorlar üstelik! Kumların bittiği yerde bir promenad yapmışlar ve günün her saatinde insanlar yürüyorlar, koşuyorlar, bisiklete biniyorlar, paten kayıyorlar. Hatta utanmadan promenadın kaldırım taşlarını bile Copacabana’ya benzetmişler! Ha bu arada İzmir Kordon’un da aynı desenin çok benzerini kullandığına da dikkatinizi çekerim…

Bu yazıda türkçemize sevdiğim bir ingilizce deyimi ithal etmek istiyorum. “Poor Man’s …” bir şeyin daha meşhur olan aslına benzeyen ama ondan bir nebze kötü olan başka bir şeyi tarif etmek için kullanılmaktadır. Belki 2000’lerde argomuza yerleşen “çakma” kelimesi uygun bir tercüme olabilir.  Ama ben “züğürdün” kelimesini kullanmayı tercih edeceğim.  Çakma daha çok taklit anlamında kullanılıyor.  Züğürdün Rio’su dersek Rio’dan azıcık daha kötü (ve değersiz) olduğu anlamını da verebiliyoruz.

Yazının Devamı / Continue Reading

Dubrovnik – Müze Şehir

Okuduğum başka bir hikaye de idollerimden birisi olan Sn. Evliya Çelebi’nin seyahatleri esnasında şehre kadar gelip adamların hastalık korkusundan dolayı yaptığı surların hemen dışındaki karantina alanında 15 gün beklemek zorunda kalması ve sonunda sıkılıp dönmesi. En üzüldüğü konu Dubrovnik gece hayatını görememiş olmasıymış!

Dubrovnik’e Mostar sonrasında gittik. Aygen’in arabasında oldukça laubali bir sınırdan pasaportlarımızı pasaport polisine uzaktan sallayarak geçtikten sonra karşımıza aniden deniz çıktı. (“Durbovnik’e doğru denizi göreceksin sakın şaşırma!” – Meşhur Hırvat şairi Ognjan Velimir)

Yazının Devamı / Continue Reading

Mostar ve Muhtesem Koprusu

Sırp sanatçı Ivan Jelisavçic enteresan bir soru sormuş: “Neden yıkılmış bir köprü resmi bize katledilmiş insanlardan daha çok acı veriyor? Belki de kendi ölümlülüğümüzü köprünün yıkılışında gördüğümüz için. İnsanların ölmesine şaşırmıyoruz, kendi hayatlarımızın biteceğine de eminiz. Ama bir medeniyet anıtının yok edilmesi farklı bir şey.”

Saraybosna’dan Mostar’a iki saat süren kartpostal manzaralı bir yoldan gittik. Mostara varınca meşhur köprünün altından akacak olan zümrüt rengi Naretva Nehri’nin vadisinde ince bir yoldan kıvrıla kıvrıla ilerlerken muhteşem manzaraya bakabilmek için yavaşladık. Naretva bazı yerlerde Yüzüklerin Efendisi’ndeki dağların arasından kanoyla gittikleri acayip nehri andırıyordu.

Yazının Devamı / Continue Reading