Midnight’s Children (Geceyarısı Çocukları), Salman Rushdie

Kitabin ilk 20-30 sayfasini okurken kendi kendime o kadar cok “Oha!” dedim ve sagina soluna o kadar cok not aldim ki, hemen “Evet, Irvine Welsh2€™ten sonra butun yazilarini okuyacagim ikinci yazar Salman Rusdie olacak” dedim kendi kendime – cocukken okuduklarimdan Enid Blyton ve Jules Verne’i saymiyorum.

Salman Rushdie maalesef herseyden cok Seytan Ayetleri (neden Seytani Ayetler degil merak ediyorum) sayesinde taniniyor. Hindistan’da kitapsiz kaldigimda seceneklerim arasinda en enteresani Geceyarisinin Cocuklari (Midnight’s Children) olmasaydi ben de maalesef gazetelerimizde yaratilan cesur ama aptal, sansasyon duskunu yazar yanilgisina kapilmistim.

Kitabin ilk 20-30 sayfasini okurken kendi kendime o kadar cok “Oha!” dedim ve sagina soluna o kadar cok not aldim ki, hemen “Evet, Irvine Welsh’€™ten sonra butun yazilarini okuyacagim ikinci yazar Salman Rusdie olacak” dedim kendi kendime. Çocukken okuduklarimdan Enid Blyton ve Jules Verne’i saymiyorum.

Yazının Devamı / Continue Reading

Hindistan ve Din

Nehrin kiyisinda sabahin 6’sinda sabah sporunu (yoga) yapanlar, disini fircalayanlar, kahverengi su icinde sabah banyosunu yapanlar, meditasyon yapanlar, camasir yikayanlar, iki dua edip para alan rahipler, alna renkli toz (tika) surup para alan rahipler, mum ve cicek satanlar, gargara yapanlar, acayip hint halterleri ile vucut gelistirenler, cins cins turistler, balikcilar, cins cins turistlere incik boncuk satmaya calisan cins cins seyyar saticilar, kayik gezisi yapan turistler icin kayikli saticilar, olu yakicilar, olu yakilirken para karsiligi sure basina para alan duacilar, olunun sonuna kadar yandigini (para karsiligi) kontrol ediciler, olu yakarken kotu kokmasin diye tozlar ve bezler satan dukkan sahipleri ve daha daha seyyar saticilar ile karsilasmamak imkansiz. Bir diger imkansiz sey ise daracik sokaklarda hayvan bokuna basmadan yurumek.

Hindistan dinin sıkılıp suyunun çıkarıldığı, insanların inançları için hayatının son dakikasına kadar sömürüldüğü bir ülke. İçinde dinî bir ikon veya yazı olmayan bir çatı altı görmek mümkün değil. Özellikle eski şehirlerde, her baktığınız yerde, her duvar deliğinde bir dinî sembol ile karşılaşılıyor. Her taşıtta ya bir put, ya bir sure çıkartması var.  Birçok kapalı mekân – hatta bazen sokaklar – tütsü kokuyor.

Yazının Devamı / Continue Reading