Halfeti, Urfa, Harran ve Gobekli Tepe

Otelden çıkarken bir baktık ki davul zurna ekibi önden gelmiş ve dambadadumbada çalmaya başlamış. O esnada otelin yanında duvarın dibinde birilerini bekleyen dört vatandaş müziğin etkisiyle ufak ufak hareketlenmeye başladı Hareket dediysem de göbek atmak için yanıp tutuştuklarından değil de bir görev ifa ediyor gibi, gayet ciddi ifadelerle gökyüzüne bakaraktan yerlerinde hafif hafif zıplıyor arada da birden çömelmek gibi daha majör figürler yapıyorlardı. Biz yanlarından geçerken de hiç istiflerini bozmadan devam ettiler.

Otobüsten inmemizle birlikte etrafımızı “Hello, hello!” diye bağıran çocuklar sardı. Her biri içimizden bir tanesini gözüne kestirdi ve kurulmuş gibi konuşmaya başladılar: “Abi, anlatayım mı?  4 dilde anlatırım abi.  Kürtçe, Türkçe, İngilizce, Kuşdili!”.  “Kuşdili mi?” diye sorunca beni sahiplenen kız hemen başladı, “Hagasagankeyf kagelegesigi…”, aklıma rehberimiz Ali Bey’in çocuklara para vermememiz zira para yüzünden birbirlerini yemeleri ve ufak boyutta mafyalar oluşması konularındaki tembihi gelince kızcağızı susturdum. Ama yine de peşimi bırakmadığı gibi yaklaşan diğer çocukları “Bu abiye ben anlatıyorum” diye kovaladı.

Yazının Devamı / Continue Reading

250 Kelimelik Yalakalık: Roma (Rome, TV Dizisi)

Sevdim çünkü Roma medeniyetinin izlerini hala etrafımızda. Yakından tanıdığımız Sisero Mersin Valisi. Markus Antoniyus ile Kleopatra Tarsus’ta “Kancık Kapı” olarak bilinen Kleopatra Kapısı’ndan geçerek buluşmuşlar. Augustus Ağustos ayının isim babası. Brütüs Sezar’ın ölümünden sonra Bitlis’e kaçıyor. Ayrıca müzikler o kadar güzel ki bulsam CD’sini alırım.

BBC ve HBO gibi iki kurumun eseri olduğunu ve tarihi gerçeklere tabudevirmek pahasına sadık kalındığını okuyunca hoşuma gitmişti, CNBC-E’de izlemeye başladım. İlk bölümler iyiydi ama dizideki seks ve kan dolu sahneler makaslanınca konu anlaşılmaz olmaya başladı; bıraktım.

Yazının Devamı / Continue Reading

Ithaca – California – Ithaca, 10720 km, 9 Gün

Kapımızı şık bir adam açtı ve arabamızı aldılar. Hırpani bir şekilde içeri girdik, alt katta rock müzik (rak mı rok mu tartışmasını saygıyla anıyorum) ve bar vardı, üst katta ise dans müziği ve bir dans pisti. Biz yukarda içkilerimizi yudumlayıp müziğin temposuyla kıpraşırken sahnede bir rock grubunun çıkışı için hazırlıklar sürmekteydi.
Adamlar davulları falan kurarlarken etrafa bakıp dehşet içerisinde tiplerin ne kadar çok Türk’e benzediklerini farkettik. Parıltılı kıyafetli balık eti bayanlar, bıyıklı, kıllı göğüsün arasından beliren kolyeyi cömertçe sergileyen esmer beyefendiler falan.

Üniversitenin 9 günlük bahar tatillerinde uzun seyahatler bağımlılık yapmıştı. Birinci sene Cancun (Meksika), ikinci sene New Orleans’tan sonra, üçüncü sene işi biraz da ileri götürmek istedik ve dokuz günde Ithaca, New York’tan Amerika’nın en eğlenceli eyaleti olan Kaliforniya’ya gidip gelmeye karar verdik.

Yazının Devamı / Continue Reading