47 Numaralı Kamara, Hikmet Hükümenoğlu

Roman başladıktan sonra bir DNA sarmalı gibi yavaş yavaş iç içe geçen iki ayrı hikayeden oluşmakta. Birinci hikaye şimdiki zamanda birinci şahıs tarafından anlatılıyor. Anlatıcı Murat son yolcuğunu yapan, cinayet romanı yazmaya oldukça müsait bir gemide İtalya’dan İstanbul’a giderken Hikmet Bey’in film haklarını satmış olduğu romanı Hikmet Bey ile birlikte yazmakta, aralarda da ufak ufak Merve’ye asılmakta. Üçüncü tekil şahıs veya herşeyi bilen tanrı/yazar stilindeki ikinci hikayede ise geçmiş zamanda 80’lerde bir sahil kasabasında Ali ve Ayşe isimli iki gencin yeni filizlenen aşkı anlatılıyor.

Okuma Cemiyeti’mizde VS Naipaul’un Nehrin Dönemeci kitabını okurken Cemiyet’te cinsiyetimizin benim haricimdeki tek temsilcisi olan Hikmet‘in üçüncü kitabı piyasaya çıktı. Daha önceki kitaplarını tartışmamızı istemeyen Hikmet’i üstüne varmama taktiğini başarı ile kullanmak marifetiyle ikna ettik.  Hatta daha önce Kara İstanbul kitabını okurken kendi hikayesini konuşmamızı istemeyen Hikmet o kadar heveslendi ki, “Seni eleştirilerimizle yerden yere vuracağız, eline Moleskin defterini aldığına pişman edeceğiz” tehditlerimden bile çekinmedi.

Yazının Devamı / Continue Reading