Bayram Misafiri

Taksimetreyi acmadigi gozumden kacmamisti ama secme sansimiz yoktu zaten. Fahis bir hesap verdik ve Bogazici’nin ust kapsinin ordaki gobekte birakildik. Daha fazla gitmek istemiyormus sofor bey. Biz de yolun gerisini kayayazarak yuruduk. Kedimiz evde bakanimizin resmini pisletmisti, mutluydu.

2001 Ramazan Bayraminin son gunu ogleden sonra Seha’yla bir arkadasimizin yavru kedilerine bakmaya gidecektik. Eve bir cift kedi alma planimiz vardi. Kar yuzunden yatti, ben de kaloriferin onundeki koltuga kedi gibi yattim, disarda tipi, elimde Tribun dergisi (3.sayi), radyo’da FG caliyor, keyif yapiyorum. Ama fonda bir gicirti var. Once aldirmadim gicirtiya, elektronik muziktir dedim gectim. Sonra baktim ki muzikle alakasi yok, kedi sesi.

Hayirdir diye kapiyi bir actim ki bir yavru kedi. Tekir. Deli gibi miyavliyor. Hay allah ne yapsam, evde bir kap buldum biraz sut verdim. Hemen yumuldu. Sutu bitirince biraz daha ekleyip icine biraz da ekmek attim, onu da ayni hizla yedi.

O sirada disardaki adamlardan birisi geldi, megersem kedi bunlara cok miyavlamis, karda da usumus onlar da apartmanin icine atmislar biraz isinsin diye.

Sonra karni doydu tabii hemen eve girdi ve sevilmek icin surtunmeye basladi. Kucagima oturdu ve yerlesti. Seha’yi cagirdim tanistilar.

Ne olur ne olmaz bir kazaya kurban gitmeyelim diye icerden bir kutu aldim, icine de eski gazeteleri serdim. Basindan arkdaslarimiz duymasinlar, bizim kedileri zamaninda kum yerine yirtik gazete kagitlarina alistirmistik, ben de ayni niyetle kutuyu doldurdum. Tam ortasina da Radikal Iki’nin kapagindaki bir bakanimizin resmini yerlestirdim.

Bu arada kar misafirligine Baris, Basak ve Krose (kopekleri) geldiler. Onlari iceri aldik, kedi hemen Krose’ye lolo yapti tabii. Krose agir basli bir sekilde kafasini egerek karsiladi olayi. Ne olur ne olmaz diye ayirdik.

E zaten kedi almaya niyetimiz vardi, bari yan sanayisini alalim dedim, en yakindaki bildigim dukkana gitmek uzere Akmerkez’e dogru yola ciktim. Baris da sagolsun benimle geldi. Onlarin arabasina yoneldik. Kara ve buza arabayi sokmamak icin arabayi yukari, medeniyetin oldugu yere parketmis zaten. Oraya kadar bata cika yuruduk. Sonra baktik durum fena, bari taksi ile gidelim dedik. Zaten yakin bir mesafe, riske gerek yok.

Taksinin biri (sagolsun) bizi aldiktan 100 metre sonra Nispetiye caddesinin tam ortasinda kaldi. Birden kar kiyafetleri icinde yardim adamlari belirdiler. Hemen taksinin (Dogan) onune emme basma tulumba gibi bastirmaya basladilar. Baktilar olacak gibi degil, Baris ile indik, biz de bastirdik.

Taksi hareket etti ama durup kalmamak icin basti sofor bey. Ardindan bir 50 metre kostuk, cadde tamamen buzluydu. Arkamizdaki yardim adamlarina tesekkur ettik kosarken, karsilik olarak, “Sivasliyiz biz, yardimi severiz!” dediler. Neyse sofor bey bizi unutmamis, ileride durdu da geri bindik ve Akmerkez’e ulastik.

Yardim adami deyince bir kisa ara verip yardim adamlari ile baska bir animi nakletmek isterim: Araba kullanmayi ogrendigim seneydi. Annemin mavi Suzuki Swift’i ile Emirgan’a dayima gitmistim. Yolun kenarinda o “kave”‘lerin oldugu yere park etmeye calisirken – ki stresli bir olaydi arkadan gelen arabalar falan – bir sekilde yan arabanin tamponu benim kapinin icine girdi. Suzuki’nin saci ince, hafiften icine goctu ve araba takildi, ne ileri ne geriye gidebiliyorum. Ne yapacagim diye kara kara dusunurken birden yardim adamlari belirdiler. Bu sefer denizden gelmislerdi ve islak donlari zayif vucutlarina yapismisti. Yardim adamlari kucuk Suzuki’nin arkasina yapistilar, ve “Ya Allah, bismillah Allahuekber!” diye arabayi resmen kaldirip duz sekilde koydular. Kapima zarar gelmemisti, yandaki arabanin tamponu da saglamdi zaten. Ben tesekkur ederken yardim adamlariyla gelecekte bir kez daha bulusmak uzere ayrilmistik bile.

Akmerkez’den devam ediyorum. Alisverisimizi yaptik. Benim kedi sahibi olmadigim son 15 sene icinde tabii kedi yan sanayii cok ilerlemisti. Kedi sampuani, kedi sutu, kedi taragi, kesi tasmasi, kedi dis fircasi (cidden), kedi bezi (bu palavra) gibi seyler cikmisti. Ben sadece en gereklilerini (tuvalet ve veterinere transportasyon) alip ciktim. Krose kardesimize de bir kemirme seyi aldik.

Akmerkez cikisinda kar sebebiyle taksi kalmamisti! Birden Istanbul’da ne kadar cok cip oldugunun farkina vardim. Kimin 4×4 arabasi varsa almis, dar alanda donemedigi ve park edemedigi gunlerin acisini cikarmak icin dolasmaya cikmisti. Vay anasini diyerek tipide yurumeye basladik. Mesafemiz aslinda cok degildi (Akmerkez – Bogazici Universitesi ust kapisi) ama soguk icimize isliyordu tabii. Elimizde kedi malzemeleri bata cika, kaya kaya yolumuza koyulduk. Bir allahin kulu bile otostop cagrimiza kulak vermedi. Hatta bir allahin hayvani korna calarak alay da etti.

Sonunda Nispetiye caddesi ile kopru yolunun birlestigi yerde bir taksi durdu ve bizi son 500 metre goturdu. Az zamanda kisa bir taksi geyigi de cevirdik. “Demin Baya’yi aldim abi, adam tabii Tunus’lu kar gormemis, sasirmis kalmis” dedi soforumuz.

Taksimetreyi acmadigi gozumden kacmamisti ama secme sansimiz yoktu zaten. Fahis bir hesap verdik ve Bogazici’nin ust kapsinin ordaki gobekte birakildik. Daha fazla gitmek istemiyormus sofor bey. Biz de yolun gerisini kayayazarak yuruduk.

Kedimiz evde bakanimizin resmini pisletmisti, mutluydu. Ilk seferinde tuvaleti becermesinden suphelendik, birisinin ev kedisi kacmis olabilir diye. Eger Bogazici Universitesi civarlarida kedisi kacan varsa haber veriniz, iade edelim.

Simdilik kedinin ismi ya Abuk (ikincisi de Sabuk olacak) ya da Tipi. Tipi ismine hic sicak bakmadigimi soylemek isterim. Baska onerilere de acigiz.

Herkesin gecmis bayrami kutlu olsun!

Not: Asagidaki seyler de kedimizin www.sarapci.com’a ilk yazisidir. Gerisi gelebilir.3WLOLKM as `433787

Istanbul

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *