Frankfurt

Ana cadde uzerindeki ince uzun kaveye girdik. Birsuru adam yesil cuhalarin ustunde okey ve kagit oynamaktalardi. Etraf sigara, cay ve testosteron kokuyordu. Kimsenin mac ile ilgisi olacakmis gibi durmuyordu maalesef. Yere cokmus agir sigara dumaninin yara yara gerilere bos masa arayarak yuruduk.

Frankfurt’ta Oktoberfest’e nasil gidemedigimizi anlatayim.

GS – Brugge macinin oldugu gun is icin (Levent’le beraber) Almanya’nin finans merkezi Frankfurt’a gitmek zorunda kaldik.

Konferansin bir arasinda concierge’a izah ettik, “Biz Turkuz, bugun mac izlememiz lazim, Turk mahallesi neresidir?” diye. Hanimkizimiz ay pis Turkler gelmis dercesine yuzunu burusturdu, nasilsa bilemedi, bu gibi oryantal konulara hakim olmasi gereken bir arap bavultasiyici abinin yardimini istemek zorunda kaldi. Arap abi de Almanlari utandirmadi ve (adi da guzel) Munchner Strasse’yi onerdi. Bu strasse Almanya’daki bircok Turk mahallesi gibi ana istasyonun cevresindeki caddelerden birisiymis, o yuzden gitmesi cok kolaymis megersem.

Konferens cikisinda hizla hedefe vardik. Istasyondan cikar cikmaz Red Kit’teki Cin Mahallesindeki restoranlar, terziler ve kuru temizlemeciler gibi sirayla dizilmis kebapcilar, seyahat acenteleri ve kaveler cikti karsimiza. Daha maca 3-4 saat vardi ama gene de isimizi onden halletmek icin ilk restorana sorduk “Macimizi nerde izleriz?” diye, “Burada izleyin” dedi amca ve icerideki karanlik kosedeki buyukce ekran tv’yi gosterdi.

Daha eglenceli bir ortam ariyorduk (burada kosede bir masanin onunde bir TV vardi sadece) diger sanslarimizi denemek icin amcaya geri gelecegimizi soyleyip Munchner Strasse’deki yolumuza devam ettik. Eliyuzuduzgun bi restorana sorduk, sordugumuz genc ise “Burada yok ama bizim kavemiz de var zaten sizi gotureyim hemencecik” diye aldi bizi koseyi dondurup bir kaveye goturdu. Almanya’ya cok gitmisligim olmadigi icin her seferinde soke oluyorum ordaki Turk olayini gorunce.

Ana cadde uzerindeki ince uzun kaveye girdik. Birsuru adam yesil cuhalarin ustunde okey ve kagit oynamaktalardi. Etraf sigara, cay ve testosteron kokuyordu. Kimsenin mac ile ilgisi olacakmis gibi durmuyordu maalesef. Yere cokmus agir sigara dumaninin yara yara gerilere bos masa arayarak yuruduk. Kirmizi-beyaz altiklara konmus incebelli bardaklardaki caylarin biri gider biri gelir durumdaydi. Gencin bize gostermek zorunda kaldigi yer TV’ye 100 metre oldugu icin vazgectik, ama cikarken (hani arada bari bir yiyelim/icelim diye) “Yahu abi Oktoberfest ne zaman nerde?” diye sorduk.

Tipik almanci habersizligi/ilgisizligi/umursamazligi/aidiyetsizligi ile “Valla benim o tur seylerden hic haberim yok” dedi. E peki bar falan deyince “Ha bakin barlar sokagi bilmemnerde” diye izah etti.

Yurume mesafesi olan bilmemnereye takribi 30 dakikada vardik. Tertemiz sokaklarda incin top oynuyodu. Levent’teki YKB’nin binasinin “herhalde ilham kaynagi” olan DG Bank binasinin yanindan gectik, bok rengi Main nehrini (malum Frankfurt-am-Main) cok guzel bir kopru ile gectik ve barlar bolgesine vardik. Incin top oynamaya devam ediyordu. Oktoberfest’ten umidimizi kestik mecburen, soyle domuzuna/birasina bir alman meyhanesi bulsak diye gezindik birazcik. Sonunda yuksek tavanli, buyuk tahta masali, lambri duvarlarin uzerinde acayip resimler olan, kirmizi suratli garsonlu, buyuk tahta avizelerden yayilan hafif los isikli bir yer bulduk da muradimiza erdik.

Sagolsunlar yanimiza oturan genc cift monu konusunda yardimci oldular. Bira konusunda yardima ihtiyacimiz yoktu.

Muradimiza erdikten sonra Turk mahallesine geri yuruduk. En uygun yer olan ilk girdigimiz restorana vardik. Masanin yaninda 2 adet yer kalmisti. Ayranimizi ismarladik, tatli da yoktu zaten ve maci izledik. Kotu macti tabii ki.

Isimiz bitti ve otelimize geri donduk.

Bu arada bir gozlemimi yazmadan gecmek istemiyorum: Almanya’da bircok otomat vesairede gibi yerlerde Turkce talimatlar da var haliyle, ama Almancilara cevirttikleri icin bazilari komik olmus. Mesela metro bileti makinasinda bileti aldiktan sonra makina gayet terbiyesizce “Paranizi derhal aliniz” diyor ve neredeyse paranizi suratiniza firlatiyor. Acaba tercuman kisi Alman kulturunu mu yansitmak istemis diye kaslarimizi kaldirmak durumunda kaldik.

7,8,9 almanlar domuz diye yetistirilen bir nesilin evlatlariyiz ne de olsa.

Not: Bazi arkadaslar daha sonrasinda Oktoberfest sadece Bayern’de olur diye cehaletimizi giderdiler ama diger sehirlerde de (Istanbul’da olduktan sonra) birseyler olmasi gerekir degil mi?

Istanbul

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *