Müstakbel Babalara Öğütler – Karınız ve Siz

Kebap gibi delikanlı yemekleri sevmeyen kadınlar her zaman “O kebabın içindeki kuyruk yağının kaynağı olan kuyruğun sahibi koyunun otladığı yerde, topraktaki alfa hipogliferik asitlerin miktarları hamilelerin yemesi gerekenin 12,5 katıymış. Binaenaleyh (dikkat masonik kelimeler de kullanmaya başladı!) kebap yemeğe gidemeyiz. Ama istersen evde karnıbahar yemeği var, üstelik üstüne de bol miktarda dereotu serpildi. Hem de o dereotları Arnavutköy’deki Özenkazık Manav’dan alındı. Yetiştikleri organik çiftliğin sahibi bütün dereotlarının üstüne gübre olarak bizzat kendisi işiyormuş!” diyebilir.

Uzun süredir uzatmaları oynuyordum. Topu taca attım, kornere attım ama artık “o beklenen an” geldi. Önümde heyecanlı, zevkli, enteresan ve oldukça korkulu aylar var.

Artık bir baba adayıyım. “Şimdi onlar düşünsün!”

 O Burun Degil Elmiş Bir Kere

Avrupa maçı anlatan heyecanlı spiker gibi “Şimdi onlar düşünsün” dedim ama bir taraftan bu yollardan geçecekleri de ben düşünüyorum ve müstakbel babalar için bu rehberi hazırlıyorum. Artık internet çağındayız! Babalığa hazırlıksız yakalanmak yok. Şimdi 3 başlık altında karınızla olan yeni ilişkiniz hakkında sizleri bilgilendireyim:

1. İlginin Azalması
Günümüzün şehirli erkekleri olarak karılarımızdan belli bir miktarda sevgi, ilgi ve alaka beklemek üzerine şartlandırıldık. Tabii bu alakanın muhteviyatı ve şiddeti kocadan kocaya (veya karıdan karıya) çok değişiklik gösteriyor.

Bazıları karısının gözünde anne-babasından sonra geliyor, bazıları en sevdiği arkadaşlarından. Bazıları karılarının gözünde bir emireri, bazıları ise komutan. Bazılarımız karılarının hayatlarında gördüğü – Keanu Reeves ile birlikte – en yakışıklı erkek (evet gerçekten bu da var) bazılarımız ise evlenme çağında ilk karşısına çıkanı. Ama biz şimdilik dedikoduyu bırakıp karınızın gözünde n’inci sırada sevildiğinizi varsayabiliriz.

İşte tokat gibi bir gerçeğin matematiksel açıklaması: artık karınızın gözünde n+1’inci seviyedesiniz.

Misal, geçen gün belki de hayatımda ilk kez zehirlendim. Yurtdışında iş seyahatindeydim ve yatıp dinlecek lüksüm de yoktu. Bütün günü zar zor geçirip odama dönünce her zehirlenen erkek gibi biraz naz yapma ihtiyacı hissettim ve son kalan enerjim ile telefonun tuşlarına basarak sayın karımı aradım. Konuyu ilettikten sonra bir de ek bilgi verdim, “Gittiğimiz fabrikada da birçok kişi salmonella yüzünden hastaneye kaldırılmış.”

Birden bire konuşmanın şekli değişti! “Salmonella çok tehlikeli!” dedi sevgili karım. Ben de beklediğim ilgiyi görmekten dolayı mest olmuş bir şekilde ama gene de çaktırmadan dudaklarımı minimum miktarda aralayarak “Evet… Maalesef… Umarım akşamı çıkarırım. Takatim de kalmadı artık. Beni Türk doktorlarına emanet ediniz” dedim.

Ama yanlış anlamıştım. Cevval karım hemen ekledi, “Bulaşıcı değil di mi? Bebeğe geçmez di mi? Dur ben internetten araştırayım. Hadi eyvallah!” Şayet “Nnnevet. Nnnbulaşıcı” deseydim, “İyileşmeden Edirne’nin bu tarafına gelme boyu devrilesice herif!” diye telefonu suratıma kapayacaktı.

Hayallerim yıkılmıştı. Birden görüntü dalgalandı ve kendimi evdeki yatağımıza yukarıdan bakarken buldum. Ölmüştüm. Cansız bedenim aşağıda yatıyordu. Üzgün üzgün kendimi seyrederken sabah oldu ve alarmım çalmaya başladı ama malum, ne kadar uğraşsam da öldüğüm için susturamıyordum. Sayın karım “Yeter be, sustur şunu!” diye ölü vücudumu tekmeliyordu. Daha sonra ümidini kesip bir kum torbayımışcasına cansız bedenime basaraktan yatağın öte yanına geçip, alarmı kendi susturdu ve ekledi “Zaten bütün gece döndün durdun (haliyle, can çekişiyordum) uyutmadın hayvan herif. Bari saatini sustur da azıcık uyuyayım!”

Daha sonra tepkisizliğime şaşırıp şöyle birkaç kez daha vuruyordu bana. Sakalları taze çıkmış (malum öldükten sonra bir süre çıkmaya devam eder ya) yanaklarıma sağlı sollu tokatları çakarak uyandırmaya çalışıyordu.

Sonunda öldüğümü anlayınca korkuyla karnını tutuyor ve “Eyvah! Ya bulaşıcı birşeyden öldüyse? Ya bebeğe geçtiyse?” dedikten sonra içeri koşup elini dezenfekte ettikten sonra cesedimi ivedilikle almaları için morga haber vermeye gidiyordu!

Evet. Bunlar hayatın gerçekleri. O bebek odasını hazırlamadan önce bunları da düşününüz. Bu arada bebek odaları da çok pahalıya çıkıyormuş, benden duymuş olmayın…

2. Ayakişlerinin Yaptırılması
Tamam evli veya bir kadınla aynı evde yaşayan bir kişi olarak “bekarlık sultanlıktır” düsturundan artık çok uzaktasınız. Bunu kabullendiniz. Lakin babalık söz konusu olunca artık bir sultan değil, bir vezir ve nazır da değil ancak cizye veren halkın bir parçası olduğunuzu kabul ediniz.

Artık sizin aile içi görevleriniz arasına ağır ve hafif her türlü ağırlığı taşıma, bütün sevimsiz üçüncü şahıslarla muhattap olma, gece uyurken kıpırdamama, evden çıkılmasını gerektiren her türlü işi yapma, arabadan çıkılması gereken her işi yapma, koltuktan kalkılmasını gerektiren her türlü işi yapma, yataktan kalkılmasını gerektiren her türlü işi yapma eklendi.

Boşuna itiraz etmeyin, kadınların çok sağlam argümanları var. Fakat siz bu rehberi okuyan bir müstakbel baba olarak gerekli zamanlarda “Ama karıcığım/sevgilim/sultanım/aşkım/hanım/kadın/avrat (artık ne diyorsanız) senin de hareket etmen gerekmektedir. Aksi takdirde hamilelik sonrası toparlanman daha zor olabilecektir” diyebilirsiniz.

Acil Durumda “Sismanlıyorsun!” Diyebilirsiniz

Fakat dikkatli olunuz, hamilelik sonrası vücut konusu her zaman kullanılacak bir silah değildir! Adeta bir yangın anında kırılacak düğmesi gibi ancak acil durumlarda son anda kullanılmalıdır, ters tepebilir, fena azar işitirsiniz.

3. Cehaletinizin Yüzünüze Vurulması
Bir erkek olarak bizler kadınların arasındaki masonik bilgi ağının dışındaki yaratıklarız. Hamilelik geçirmiş bir kadın hamile bir kadınla bir araya geldiği anda başlayan muhabbet esnasında, son 50,000 yılda nesillerdir kadından kadına aktarılan bazı bilgiler yeni anne adayına açıklanır!

Bu bilgiler her zaman bizim bilebileceğimizden daha fazla olduğu için boşuna o tuğla gibi kitapları okuyarak bir kadınla eşit bilgi seviyesine geleceğinizi sanmayınız sakın.

Artık bu cehaletiniz işinize gelmeyecek şekillerde kullanılacaktır.

Iyi Bakınız Bir Sure Goremeyebilirsiniz

Mesela canınız kebap yemek istedi. Kebap gibi delikanlı yemekleri sevmeyen kadınlar her zaman “O kebabın içindeki kuyruk yağının kaynağı olan kuyruğun sahibi koyunun otladığı yerde, topraktaki alfa hipogliferik asitlerin miktarları hamilelerin yemesi gerekenin 12,5 katıymış. Binaenaleyh (dikkat masonik kelimeler de kullanmaya başladı!) kebap yemeğe gidemeyiz. Ama istersen evde karnıbahar yemeği var, üstelik üstüne de bol miktarda dereotu serpildi. Hem de o dereotları Arnavutköy’deki Özenkazık Manav’dan alındı. Yetiştikleri organik çiftliğin sahibi bütün dereotlarının üstüne gübre olarak bizzat kendisi işiyormuş!” diyebilir.

Sizin o zaten futbol istatistikleri ile dolmuş kısıtlı erkek bilgi hazneniz bu tür sağlam argümanlara cevap vermeye yetmeyecektir. Geçmiş olsun.

Şimdilik bu kadar. Hamilelik ilerledikçe müstakbel babalara başka öğütlerle döneceğim. Dayanınız yalnız değilsiniz!

Not: Bu yazı karımın sansüründen geçmiştir.

Sonraki Yazı:Müstakbel Babalara Öğütler: Çevreniz ve Siz

15 thoughts on “Müstakbel Babalara Öğütler – Karınız ve Siz”

  1. Gerçekten çok özgün yazılarınız var ve epeyce güldüm okurken =)
    Ben henüz anne değilim, ancak yakın çevremden gördüğüm kadarıyla biliyorum ki kadınlar gerçekten çok ama çok zor anlar yaşıyor o dönemlerde hem ruhsal hem de bedensel. Anlayışlı eşlere o zamanlarda çok ihtiyaç oluyor.

  2. Ben 4 aylik hamileyken kocamin beyninde tumor bulduklari icin ve super agir bir ameliyat gecirip 2 ay yattigi icin, sonrasinda da agir is yasagi geldigi icin, arada da tasindigimiz ve evi tadilata soktugumuz icin her is karnimin buyuklugunden bagimsiz bana kaldi. Bu hengamede de umdugumu degil, buldugumu yedim hep. Onlar da tost, doner durum, hamburger falan oldu haliyle. Allahtan bebek turp gibi cikti. Bebekler strese, kirlilige, agir ise bile dayanikli bence. Yiyecek ekmegi varsa geliyor iste bir sekilde. Yoksa, ne yapsan bos. Kendi tecrubemce hamilelikte o kadar dikkate gerek yokmus yani. Eminim ikincide siz de daha large’diniz.

  3. emin ozgur, daha bunlar hic bisey be gozum. en kolay zamanlar bunlar. adayliktan babliga terfi ettiginde yazacagin yaziyı dort gozle bekliyorum. Gece yarisi bebegi sallarken bol bol vaktin olur 🙂

  4. Hem gulduren, hem de dusunduren yorumlar olmus; ama bunu okuduktan sonra senin bu ise tamamen hazir oldugunu dusundum. Tebrikler tekrar.

  5. Şimdiden bu serinin müptelası oldum, çok komik! Ölmek yasak, devamını istiyoruz. Tebrikler bu arada.

  6. hahaha,
    ck, ilerleyen aylarda yazilarina devam edecegini sana simdiden haber vermek istedim..Seha’ya selam, opuyorum..

  7. Öncelikle bu yazıyı 4 aylık Keremimizi sağ kolumda emzirirken sol elimle 40 saatte yazdığımı belirtmek isterim. Şu an dünyanın en güzel uyku melodileri çalmakta ama kendisi uyumamakta ısrar etmekte…..

    biz bu dönemi çok yakın bir zamanda yaşamış bir aile olarak çok şanslı olduğunuzu bilmenizi isterim. Yazdığın tüm yorumlara rağmen her saniyesinin tadını çıkartın.Umarım çok sağlıklı ve çok mutlu Fenerbahçeli bir bebeğiniz olur:)

    Aaaaa bizimki uyumuş:)

    Çok tebrikler……

  8. Böyle bir konu üzerinde bu derece kafa yormak ve neredeyse bir dişi hassasiyetinde aktarmak çok az erkeğin yapabileceği şey. Seha da bence ölü bedenini tekmelemez artık.

  9. Vay, vay vay vay! Oncelikle tebrikler….Cok sevindim.

    Sonralikla, abiii bize anlat, yetistir bizi, elimizden tut… Sen bu yoldaki dikenlerin, cakillarin uzerinden zaten geciyorsun, bizimde yolumuzu ac.

    Bir de yenge bilmiyor, di mi, bu adresi? Boyle bir hata yapmazsin, sanmam! Buradaki yazilar aleyhine kullanilabilir.

  10. eki

    nesillerdir hamilelik gecirmis kadindan yeni anne adayina aktarilmis bir ton bilgi varsa, kendi kalesine 1 degil 2 gol atmis babalardan yeni baba adaylarina aktarilacak 2 ton nasihat var.

    sen merak etme, yanindayiz…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *