Franny and Zooey (Franny ve Zooey), J.D. Salinger

Çocukların vaktinden erken bir hippi olan anneleri Bessie ile ilişkileri 1950’lerde hiçbir anne babanın tasvip etmeyeceği kadar yakın ve laubali. 80’lerde bir süre TRT’de gösterilen Uzun Çoraplı Pippi isimli acayip çizgi film çocukları yanlış yönlendireceği için yasaklandıysa J.D. Salinger kitaplarının da çocukları ortalama dışına çıkarabileceği , aile büyükleri ile örf ve adetlerimize yakışmayacak yakınlıkta ilişki kurmalarını teşvik edeceği ve Türk-İslam sentezine aykırı dinlere özendireceği için yasaklanması gerekirdi diye düşünüyorum. Tahminim kitapları okumak efor isteyeceğinden ve Hinduizm/Budizm’in at üstünde Orta Asya’dan gelen savaşkan atalarımızdan yadigar genlerimize uymayacağı için tehlike saymadığımızdan saf ve bakir vatandaşlarımızı infiale sevk edebilecek düşünceler içermedikleri kararına varıldı.

Joshua Ferris’in Ve Şimdi İşimiz Bitti kitabı ile işimiz bitince Okuma Cemiyeti’ndeki bir sonraki seçimimiz J.D. Salinger’ın Franny ve Zooey isimli iki uzun hikayesinden müteşekkil kısa kitabı oldu.

Lisedeyken bir yaz tatilinde J.D. Salinger‘ın Türkçe’ye Çavdar Tarlasında Çocuklar (veya nedense Gönülçelen) olarak çevrilen Catcher in the Rye isimli en meşhur kitabını okumuştum. Severek okuduğumu ama çok da bayılmadığımı hatırlıyorum. Dolayısıyla ortalamanın üstüne çıkan insanların etraflarındaki vasatlık ile barışamamasını anlatan mücevher gibi bir kitap olan Franny and Zooey‘ye biraz önyargılı yaklaştım.

J.D. Salinger hala senede 250.000 adet satan Catcher in the Rye sonrasında zaten ıssız bir eyalet olan Vermont’ta inzivaya çekilmiş. Bir süre Hinduizm başta olmak üzere doğu dinlerine merak saldıktan sonra 9 Hikaye‘yi (9 Stories) yazmış. Buradaki bazı hikayeler 7 çocuklu Glass Ailesi‘nin fertleri hakkında. Kitabımızdaki Franny ve Zooey de bu çocukların en küçükleri.

Glass Ailesi
Glass Ailesi, fertleri hakkında Salinger’ın yazdığı ve hem kitaplarında hem de The New Yorker dergisinde yayımladığı hikayeler sayesinde edebiyat tarihine geçmiş bir aile.  Çocuklarının en büyükleri olan Seymour ve Buddy ufakların entellektüel gelişimini kendi sorumluluklarına aldıkları için ufaklar birer minyatür Seymour olarak büyümüşler. Seymour’un bütün aileyi derinden sarsan ve 9 Hikaye‘nin ilk hikayesinde anlatılan intiharı sonrasında Glass Ailesi’nin fertlerinin dünyayla ilişkileri bir daha düzelmeyecek şekilde zedelenmiş.

Zooey’nin anlatıcısı olan ve New York Eyaletinin ortasında bir üniversitede hem edebiyat hem de zen ve mahayana budizmi dersleri veren Buddy hayattan elini ayağını çekmiş, bir kulübede aile fertlerine yazdığı uzun mektuplar haricinde münzevi hayatı yaşıyor.  Boo Boo evli, 3 çocuk annesi ve muhtemelen nispeten normal olduğundan piyasada yok. Walt ve Waker isimli ikizlerden Walt 2. Dünya Savaşı’nda ölüyor Waker ise bir Katolik papazı oluyor. Zooey New York’ta hala ailesiyle beraber yaşayan çok yakışıklı ve ziyadesiyle ukala bir aktör, Franny ise üniversitede okurken bir taraftan da aktrislik yapan en küçük kardeş.

Franny ve Zooey

 

Bütün çocuklar çok zekiler. Hepsi o zamanlar radyoda çok popüler olan bir çocuk bilgi yarışmasında “yarışarak” okul paralarını kazanmışlar. Abilerinden aldıkları doğu felsefesi ağırlıklı eğitimleri sayesinde/yüzünden yaşlarından beklenmeyecek derecede felsefe, edebiyat ve dinle ilgililer. Ve gördüğüm kadarıyla hepsinin hayran olduğu ve nefret ettiği şeyler arada kalanlardan fazla, bu da dünyada bol miktarda bulunan aleladeliklere olan tahammüllerini azaltıyor.

Glass Ailesi’nin çocukları zeka ve bilgilerinden tahmin edilebileceği gibi çok bilmiş hatta kendilerini isteyerek veya istemeyerek dünyanın kalanından üstün gören ve etraflarındaki 50’lerin tüketici cenneti olmuş Amerika’sına uyum sağlayamayan çocuklar. O kadar kendi dünyalarındalar ki içlerinde hakkında fazla birşey bilmediğim Boo Boo ve Waker’ı saymazsak koskoca New York’ta aile dışında insanlarla mutlu ve rahat ilişki kuranı yok.

Çocukların vaktinden erken bir hippi olan anneleri Bessie ile ilişkileri 1950’lerde hiçbir anne babanın tasvip etmeyeceği kadar yakın ve laubali. 80’lerde bir süre TRT’de gösterilen Uzun Çoraplı Pippi isimli acayip çizgi film çocukları yanlış yönlendireceği için yasaklandıysa J.D. Salinger kitaplarının da çocukları ortalama dışına çıkarabileceği , aile büyükleri ile örf ve adetlerimize yakışmayacak yakınlıkta ilişki kurmalarını teşvik edeceği ve Türk-İslam sentezine aykırı dinlere özendireceği için yasaklanması gerekirdi diye düşünüyorum. Tahminim kitapları okumak efor isteyeceğinden ve Hinduizm/Budizm’in at üstünde Orta Asya’dan gelen savaşkan atalarımızdan yadigar genlerimize uymayacağı için tehlike saymadığımızdan saf ve bakir vatandaşlarımızı infiale sevk edebilecek düşünceler içermedikleri kararına varıldı.

Franny
İlk hikaye Franny’nin, (Hikmet Bey‘in yerinde tespiti ile) aptal bir üniversiteli kızı taklit ederek yazdığı mektupların aksine hiç hoşlanmadığı erkek arkadaşı Lane ile üniversite futbol maçı öncesi buluşup yediği bir yemek sırasında geçiyor. Franny, Lane gibi sıkıcı, vasat, kendini beğenmiş ve egosantrik, birçok üniversite öğrencisi delikanlının uğraşacağı boş işlerle vakit geçiren birisiyle olduğu için kendisinden nefret ediyor. Yemekteki sohbetleri esnasında Franny’nin keskin fikirlerini, Lane’in sadece kendisiyle ve yemeğiyle ilgilenmesini ve en önemlisi Franny’nin J.D. Salinger’ın ilk karısı Claire’in de okuduğunu bildiğimiz The Way of the Pilgrim (Bir Rus Gezgincinin Anıları) kitabının etkisine girmesinini anlatmasını kameranın bir ona bir de ona odaklanması suretiyle izliyoruz.

Bir Rus Gezgincinin Anıları‘ndaki tarikat alıştığımız hristiyanlıktan ziyade doğu dinlerini ve sufizmi andırıyor: bir papaz Rusya’da gezerken karşılaştığı insanlara sürekli bir duayı (“İsa zavallı bir günahkar olan bu kuluna merhamet göster”) mantra gibi okuyarak yaşamayı öğretiyor. Müritler duayı tekrarladıkça da özellikle merhamet kelimesi üzerine düşünüp hayatlarını bu dua üstüne kurarak tanrıya (veya nirvanaya) ulaşıyorlar. Sürekli tekrar edilen bir zikir seremonisi veya Usta Miyagi’nin Karate Kid’e defalarca cam sildirmesi gibi birşey yani. Karate Kid tıpkı Lane’in yapacağı gibi yıllarını bir felsefeye vermiş koskoca ustadan sadece dövüşmeyi ve çopstiklerle sinek yakalamayı öğreniyorsa bu onun bileceği iş – o da bizim jenerasyonumuzun suçu olsun.

Zooey
Kitabın ikinci kısmı hem Franny hem de Zooey hakkında. Kamera çoğunlukla Zooey’nin içtiği sigaralara odaklansa da Zooey’yi tanırken Franny’yi, hatta Seymour ve Buddy’yi de anlıyoruz.

Franny, Lane ile geçirdiği dayanılmaz dakikalar ve yaşadığı sinir bozukluğu sonrasında okuldan bir süreliğine ayrılmış ve eve gelmiş. Annelerinin de ittirmesiyle Zooey kendi yöntemlerini kullanarak Franny’i teskin etmeye çalışıyor. Bu esnada anne Bessie, Glass ailesinin laneti olan farklılıklarının üzerinde duruyor. Anne-oğulun nefes çekilen sigaralar gibi parlayıp sönen tartışmaları öncesinde de Zooey’nin abisi Buddy’nin kendisine 4 yıl önce yazdığı bir mektubu kimilir kaçıncı kez okuyuşuna tanık oluyoruz. Buddy Zooey’ye Glass ailesinin dünyayla dertlerinden birisi olan vasat insanın vasat olmayana olan korkusu ve nefreti hakkında kısa bir diskur veriyor. Aslında bu mektup Glass Ailesi’nin durumunu güzelce özetleyen bir kısa hikaye bile olabilirmiş.

Kitabı ufak tefek görünce karamürsel sepeti sanmayın sakın. Oldukça yoğun ve yorucu bir kitap bu, bir o kadar da zevkli ve düşündürücü. Okudukça dönüp dönüp önceki sayfalara bakacaksınız, arada kitabı kapatıp etrafınızdaki insanları düşüneceksiniz, vaktinizi neye harcadığınızı sorgulayacaksınız ve büyük ihtimalle bitirdikten sonra diğer Glass Ailesi hikayelerine saldıracaksınız. Hatta edebiyat dünyasının meşhur komplo teorilerinden birisine bel bağlayıp J.D. Salinger’ın Buddy gibi yıllardır münzevi hayatı yaşadığı evinde haldır huldur Glass Ailesi hikayeleri yazdığını umit edeceksiniz. (Bu dedikoduları takip ettiyseniz daha taze çıkan şu The Onion haberini de tavsiye ederim: New Terminator Movie Brings J.D. Salinger Out Of Hiding.)

Ben kitabı “Aman bir gecede okudum, 100 sayfa birşey” diyen Seha yüzünden son dakikaya bıraktım ve çok pişman oldum. Orasına burasına bir dolu not alıp ancak Shalimar the Clown‘ı bitirdikten sonra notlarıma geri dönebildim.  Üstelik kitabı tartışmaya gittiğimiz lokanta hem çok gürültülü hem de Franny’nin varlıklarından tiksineceği tiplerle dolu olduğu için kitaba ve Glass Ailesi’nin güzide fertlerine hakettikleri ilgiyi gösteremediğimiz için daha da suçlu hissettim.

İyi servis güzel ama gereksiz pahalı yemeklerin arasında bir sonraki kitabın seçimi çok kolay oldu, zira iflah olmaz bir maço olan bendeniz haricinde herkes bir aşk romanı olan Andre Maurois’nın İklimler isimli kitabına oy veriverdi.

Kitap hakkında sınırlı bilgimiz var. İki artısının birisi tercümesini Tahsin Yücel’in yapmış olması ötekisi de kapağının, sayfalarının çok güzel olması. Yani biraz ecnebilerin deyişiyle kitaba kapağına göre karar verdik – ama bu kadar özenli bir baskıdan kötü bir kitap çıkmamalı diye ümit ediyorum.

3 thoughts on “Franny and Zooey (Franny ve Zooey), J.D. Salinger”

  1. JD Salinger’ın Catcher in the Rye’dan başka yayımlanmış kitabı yok sanıyordum. Zamanında o kadar çok sevmiştim ki Catcher’ı, varlığını bilseydim Franny & Zooey’i de okurdum. Şimdi dönüp okusam sever miyim bilemedim.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *