Climats (İklimler), Andre Maurois

İklimler‘i aşk, çekmek ve çektirmek, kıskançlık ve paranoya, sevdiğiniz kişinin sevdiğiniz kişileri sevmemesi, aşık olduğunuz insanı sevdiğiniz insana çevirmenin imkansızlığı, aşık olduğunuz insan için onun sevdiği insan olmanın zavallılığı, aristoktrasi ve aristokratların bol miktardaki boş vakitlerini öldürmek için yapmak zorunda kaldıkları sıkıcı şeyler gibi evrensel konular hakkında olmasına rağmen sevemedim.

Herşey bir anda oldu. Düzen ve disiplin (kelimelere en yakışan dille söylersek Ordnung und Disziplin) seven bir moderatör olarak Okuma Cemiyeti toplantımıza her zamanki gibi planlı programlı başlamak için gerekenleri yapmıştım. Önceden herkesin önerdiği kitapların listesini toparlamış, bilinçli oy vermek isteyen (azınlıktaki) azalarımız kitaplar hakkındaki yorumları okusunlar diye kitapların Amazon ve Idefix sayfalarının linklerini eklemiştim. Her kitabın yanında önerenin ismi de vardı ki öneren kişi oylama öncesince kısaca diğerlerine kitap hakkında biraz bilgi versin. Maksat demokrasinin sağlıklı çalışması için oy verecek kişilerin neye niye oy verdiklerini bilmelerini sağlamaktı.

Heyecanla kitapların tanıtımların başlamasını beklerken o gün tartışacağımız muhteşem Franny ve Zooey‘yi öneren Güldem aniden çantasından bir kitap çıkardı: İklimler, Andre Maurois (Tahsin Yücel çevirisi).

İklimler, Andre Maurois

Allah için kitabın görünüşü o kadar güzeldi ki elime almadan yapamadım. Pürüzsüz bir beyaz kap, kenarı eski kitaplar gibi kırmızıya boyanmış, sayfaları kaliteli kağıttan… Helikopter yayınları diye yeni bir yayınevi basmış. O kadar özenli duruyordu ki çatalı bıçağı bırakıp kitabı alıp okumak istedim. Masadaki herkes benim gibi düşünmüş olacak ki hemen kitabı aday listemize eklememiz talep edildi.

Güldem kısaca kitabın konusundan bahsedince ve arkasındaki yazıyı da okuyunca kafamdan aşağı kaynar sular döküldü, ama artık çok geçti. İstemeye istemeye kitabı oylama listesine ekledim ve aday kitapları oyladık. Bir baktım ki ben hariç herkes ne idüğü belirsiz İklimler’e oy vermiş! Franny ve Zooey yazımın sonunda da belirttiğim gibi bu kadar güzel bir baskıdan kötü bir kitap çıkmamalı diyerekten kendimi avutup kaderime razı oldum.

İklimler (Climats) 1900’lerin başında, günümüzde de filmlerinde bol miktarda gördüğümüz “liberal” evliliklerin revaçta olduğu Fransa’da geçiyor. İlk kısımda pek sevemediğim entellektüel ve mutsuz bir fabrikatör olan kahramanımız Philippe Marcenat hayatını kaydıran Odile isimli pembe kıyafetli güzel ve süslü kıza olan aşkını ve ilk birkaç ayı sonrasında ızdırap dolu bir hale gelen evliliğini anlatıyor. İkinci kısımda ise Philippe’in Odile’den sonraki karısı olan Isabelle de Cheverny’nin ilahi adaletsizlik yüzünden Philippe tarafından sürüm sürüm süründürülmesini okuyoruz.

İklimler‘i aşk, çekmek ve çektirmek, kıskançlık ve paranoya, sevdiğiniz kişinin sevdiğiniz kişileri sevmemesi, aşık olduğunuz insanı sevdiğiniz insana çevirmenin imkansızlığı, aşık olduğunuz insan için onun sevdiği insan olmanın zavallılığı, aristoktrasi ve aristokratların bol miktardaki boş vakitlerini öldürmek için yapmak zorunda kaldıkları sıkıcı şeyler gibi evrensel konular hakkında olmasına rağmen sevemedim. Üniversitedeki İtalyan sineması dersi hocam bazı filmler için “o kadar tatlı ki dişlerim kamaşıyor” derdi. Bu kitap için de ben öyle diyorum. Yer yer felsefeye ve psikolojiye girerek heyecanlandırsa da sonuçta kitap benim için güzel bir pembe dizi kitabı olmaktan ileriye gidemedi.

Kitaptaki ana karakterimiz Philippe’in iki karısı birbirinin zıttı şekillerde yetişmiş, birbirine hiç benzemeyen kadınlar. Odile ne kadar rahat ve vurdumduymazsa Isabelle de o kadar disiplinli ve çekingen. Maurois bu iki esktrem örneği önümüze koyarken yıllar sonra ardından gelecek Ayn Rand’ın hiç inandırıcı bulmadığım ders kitabını andırak didaktik romanlarını hatırlatıyor.

İklimler, Umut Sarikaya

Benim Azabım Da Turna Balığı ve Siyah Ekmek Bulamayan Adamınkinden Az Değildi – Karikatür: Umut Sarıkaya, Uykusuz (19 Kasım 2009)

“Bu kitap tam bir duygu adamı kitabı, benim gibi bir hayvanın burada ne işi var?” diye düşünürken Haşmet Babaoğlu da kitap hakkında köşesinde övgüler düzünce şüphelerim tamamen kayboldu ve kitaptan hiç hoşlanmadığıma emin oldum.

Kitapta Haşmet Bey’in de belirttiği gibi şöyle cümlelerden bol miktarda var:

“Kadınların zekâsı, kendilerini seven erkeklerden kalan tortulardan oluşur. Erkeklerin zevklerinde de, hayatlarından gelip geçmiş kadınların izleri vardır.”

Bu gibi başı sonu belirsiz, ecnebilerin süpüren genelleme dedikleri türden aforizmalardan hoşlanırsanız İklimler‘i okumanızı tavsiye ederim.

Cihangir’de bir kafenin bahçesinde kedi yavruları arasında kitabı konuşurken “devinim”, “utku” hatta ve hatta “devingen” gibi kelimeler kullanılsa da İklimler‘in Türkçesi Calvino üçlemesi‘nin Türkçesi kadar batmadığını söyledim. Ya Tahsin Yücel’in ününden korktuğum için hazırlıklıydım ya da çevirmen 1967’de yaptığı çeviriyi bu basımdan önce gözden geçirirken kulaklarımı tırmalayacak bazı kelimeleri temizlemişti.

Tartışmamız kısa sürede kitaptan ilişkilere, erkek ve kadınların beklentilerine oradan da haliyle dedikoduya döndü.  Banu konsantrasyon eksikliğini benim kitabı sevmediğimden normalde yapacağımdan daha az moderasyon yapmama bağlasa da bir azamızın Amerika’dan gelen misafirinin de masada olması, yan masada birçok tanıdık olması, garsonumuzun mütemadiyen gelip (o gün komşu şikayetleri yüzünden ses ölçümü yapıldığı için) daha sessiz olmamız için bizi uyarması da etkiliydi.

Bir sonraki kitabımız ne zamandır merak ettiğim ve seçilmesini istediğim James Joyce’un Dubliners isimli hikayeler derlemesi oldu.  Yaz için biraz ağır olabilir düşünceleri olsa da ben heyecanlıydım, Amazon’un Türkiye’deki en iyi müşterisi olan Hikmet’e kendisine sipariş verirken bana da özel annotated (kitap hakkında notlar ve yorumlar eklenmiş olan) versiyonunu sipariş vermesini rica ettim.

Yaz kitabı daha hafif olmalı taraftarı olmadığım gibi İklimler sonrasında biraz daha uğraştırıcı ve ilgimi çekecek bir kitap istiyordum.

5 thoughts on “Climats (İklimler), Andre Maurois”

  1. Bu kitap hakkındaki düşüncelerimde yalnız olmadığımı bilmek şu saat içimi ferahlattı, liseli bir Emma Bovary tercih listemde tepelerde yer almıyor.

  2. Kadınların zekâsı, kendilerini seven erkeklerden kalan tortulardan oluşuyorsa ben bir gerizekalıyım. Bütün erkekler kurban olsun bana 🙂

  3. guzel basimli, kaliteli kagitli, kenarlari kirmizi kitaplar sadece beni cekiyor saniyordum ayol, “bu kadar güzel bir baskıdan kötü bir kitap çıkmamalı ” zihniyetidir bizi yakan zahir…

  4. En cok not aldigim kitaplardan biriydi… Yazik oldu.
    Ayrica, Nuri Bilge Ceylan’in “Iklimler”inin de bu kitaptan esinlendigini soyleyeyim.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *