Öykü: Hafize (Levend)

Anahtarını kilide soktu, çevirirken içerden annesinin sesi geldi:“Kim o?” Kim olacaktı ki? Eve en son kim gelmişti de her girişinde ayni lafı duyuyuodu? Babacığını kaybettikleri o yaz gününden beri Hafize’den başka kapıyı çalan bile olmamıştı anahtarla açmak bir yana. Cevap vermedi annesine. “Kim o?” dedi tekrar Sirayegül Hanim. “Benim” dedi bu sefer. “Kim olacak, benim.”

Biraderden Bisiklet Hırsızları tadında bir öykü:

Hafize Ev

1.

Anahtarını kilide soktu, çevirirken içerden annesinin sesi geldi:“Kim o?” Kim olacaktı ki? Eve en son kim gelmişti de her girişinde ayni lafı duyuyuodu? Babacığını kaybettikleri o yaz gününden beri Hafize’den
başka kapıyı çalan bile olmamıştı anahtarla açmak bir yana. Cevap vermedi annesine. “Kim o?” dedi tekrar Sirayegül Hanim. “Benim” dedi bu sefer. “Kim olacak, benim.” Küf kokulu eve girer girmez tuvalete dogru ilerledi. Sirayegül Hanim: “Çok açım” dedi. “Bugün ne yiyeceğiz? Canım şeftali çekti, çıkmış mıdır şeftali?” Hafize duymasına rağmen cevap vermedi annesine. Salondaki tekli koltuğa oturdu annesinin yanına. “Çok acıktım” dedi Sirayegül Hanim tekrar, “Şeftali soy da yiyelim.” “Şeftalinin kilosu kaç lira biliyor musun?” dedi Hafize, “Neyine yetmiyor peynir, ekmek?” Sehpanin üzerinden bir sigara aldıktan sonra yaktı düşünceli düşünceli. Sigarasını bitirince mutfağa geçti. Eviyenin içindeki tabaklardan birini sudan geçirdi. Tezgahta duran bayat ekmekten eliyle bir parça kopardı. Üzerinde küflenmiş peynir parçalarının sertleştiği bıçağı tezgahtan aldı ve bir dilim peynir kesti. Ekmekle peyniri tabağa koyduktan sonra annesine götürdü. “Hadi ye” dedi, “Şeftali diyeceğine peynir olduguna şükret.” Tabağı yatalak annesinin önüne koydu. “Hava karardı zaten, hadi ye yemeğini de uyu.” Annesinin cevabını dinlemeden odasına gitti. Yatağına uzandı ve kitabını aldı. Kaldığı sayfayı bulmaya calıştı bir süre. Bulamayınca rastgele bir sayfayı okumaya başladı. İkinci sayfayı okurken uyuyakaldı.

Gecenin köründe uyandı her gece olduğu gibi. Baktı hava hala aydınlanmamıştı. Gayriihtiyari başucu lambasını yakmaya çalıştı. Lambanın yanmadığını fark edince elektriklerin kesik oldugunu hatırladı. Yıllardır kesikti zaten elektrikler. Biraz uyumaya çalıştı, yatakta dönüp durdu. Her gün aynı şey olmuyor muydu zaten? İçerden annesinin sesini duydu. Kulak asmadi. “Şeyda nerdedir acaba?” diye düşündü. Uzun süredir gelmiyor. Tek zevki Şeyda’yla sohbet etmekti. Bir de tekrar tekrar okuduğu aynı kitap. Annesinin altını temizlemesi gerektiğini hatırlayınca siniri bozuldu. Bir süre daha uyudu. Tekrar uyandığında hava aydınlanmıştı. Şeyda’yı gördü yatağının yanında. “Ne hayal ediyorsan o değil midir hayat?” dedi Hafize.

Şeyda evet anlamında başını salladı.

2.

Kendini bir anda sokaklarda yürürken buldu Hafize.  Elini çantasına attı. Sigara paketini aldı, içinde kalmadiğını fark edince sinirlendi. Yere attı paketi. Sonra başka bir paket daha olduğunu görünce sevindi. Paketteki son sigara olduğunu fark etti, yaktı ve yürümeye devam etti. Vakıfbank ATM’sini görünce ne yapmak için dışarı cıktığını hatırladı. Banka kartını ATM’ye soktu. Para yatmıştı hesaba. Sevindi, 50 TL çektikten sonra süpermarkete gitti. Bugün bir ziyafet çekelim diye düşündü, annem, Şeyda ve ben. Süpermarketten ekmek, her zamanki beyaz peynirden, az zeytin, su, iki paket sigara, üç tane de şeftali aldı. Şeyda da çok sever şeftaliyi diye düşündü. Alişverişini yapıp eve döndü. Apartman kapısını açtı. Merdivenleri çıkarken alt komşuyla karşılaştı. Komşu tam birşey söylemeyek için ağzını açıyordu ki Hafize suratını çevirerek yanından geçti. “Kıskanç” diye geçirdi içinden, “Köpek.” Evin kapısını açtı. Poşetleri mutfak tezgahına koydu. “Anneciğim nasılsın?” diye seslendi annesine. “Şeyda geldi mi?” Eviyeden üç tabak, üç çatal, üç bıçak çıkardı. Hepsini sudan geçirdikten sonra akşam yemeğini hazırlamaya başladı. Salonda annesinin yattığı kanapenin önüne annesinin tabağını, ortadaki sehpaya da kalan iki tabağı koydu. Bir yandan yemeğini yerken bir yandan da konuşuyordu. “Anneciğim çok solgun duruyorsun” dedi, “Emekli maaşı yatmış, yarın söz alacağım sana istediğin makyaj malzemelerini.” “Çok özlemişim seni Şeyda” dedi sonra boş duran koltuğa. Şeyda’nın “Ben de seni özlemişim” dediğini hayal etti. “Bugünlerde rahatladım” dedi boş duran koltuğa, “Anneme bakmakta zorlanmıyorum eskisi kadar, artık pek söylenmiyor, altını değiştirmem gerekmiyor son zamanlarda, son günlerde eskisine göre daha mutluyuz .”

3.

Hafize başka bir gün uyandıktan sonra kahvaltılık ne var diye bakti. Küçük bir parça bayat ekmekten başka birşey olmadığını fark etti. Sigara aradı evde, sigara da bulamadi. Annesine baktı, öylece yatıyordu
salonda, üstünü örttü. Şeyda’yı aradı gözleri. Yiyecek birşeyler almak icin dışarı çıktı, markete gitti. Her zamanki gibi bir ekmek, az beyaz peynir, su ve bir paket de sigara aldı. Kasaya gidince parası olmadığını fark etti. “Sonra veririm” dedi kasiyer kıza. Kasiyer kız “Bana kalsa veririm teyze ama izin verilmiyor, benden keserler” diye açıklamaya çalıştı. Kasiyer kıza sinirlendi. ATM’ye doğru yürüdü, kartı ATM’ye yerleştirdi. Para
yoktu hesapta. Diğer kartı denedi, onda da para yoktu. Çaresizdi, yolda gordüğü eskiciyi eve cağırdı. “Televizyonu satarım” diye düşündü. Eskici eve girince evdeki keskin koku rahatsiz etti eskiciyi. Eski kucuk tuplu televizyona bakti eskici, “Abla bu para etmez, 10 lira veririm istersen” dedi. Sinirlendi Hafize, bağırmaya basladi. Eskici çıkacaktı evden ama kesif kokudan şüphelendi. Sirayegül Hanım’ın yattığı koltuğa doğru yöneldi. Bunun üzerine Hafize eskiciye saldırdı, elini ısırdı. Eskici koltugun üzerindeki örtüyü kaldırınca korkunç manzarayla karşılaştı…

4.

Ve sonrasi, komşular, polisler, kıyamet, gürültü. Artik hastanede yaşıyor Hafize. Yanıbaşında Şeyda hala, yan yatakta da annesi. Geçinip gidiyorlar işte…

————————————————-

Şu haberden esinlenilmiştir: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1096065&CategoryID=77

Bu da videosu:bu

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *