Şikayetperver Koşucu: Avrasya 2013

Son 7-8 senedir (30 yaş krizinden beri de diyebiliriz) düzenli olarak koşuyorum.  Antrenmanlarımın sonuçlarını takip etmemin en eğlenceli yolu da her sene İstanbul’daki Avrasya Koşusu’na katılmak.  2013 itiibariyle Vodafone’un sponsor olduğu koşuda 8, 10, 15 km ve maraton (42 km) yarışları var.

8 km olanı televizyonlarda gördüğümüz herkesin Boğaziçi Köprüsü’ne çıkıp köprüyü sallamak suretiyle sağlamlığını kontrol ettiği koşu.  Bu, koşudan ziyade bir karnaval gibi: mangalınızı, yumurtanızı, dolmanızı, tavlanızı getirip köprü üstünde piknik yapıyorsunuz.  İlerki senelerde bu kısmın yasaklanacağını veya disipline olacağını tahmin ettiğimden bunları yapmak isteyen okurların gelecek senekine muhakkak katılmalarını öneririm.

Avrasya 2013 Halk

Herkes Aynı Anda Zıplasa… 

10 km biraz daha heyecanlı bir yarış.  En azından ciddi bir koşu ve 15 km’ye kendini hazır hissetmeyen bazı iddialı koşucular ile yürüyüş yapmak isteyen pardesülü teyzeler ve laci eşofmanlarını çekmiş yazlıkçı amcalar katılıyorlar.  Bana kalırsa 10 ile 15 arasında fazla fark yok, birini yapan ötekisini de rahatlıkla yapıyor ama 15 birçok yeni koşucuyu korkuttuğu için 10 km’ye de rağbet var.  10 km son birkaç senede çıktı ve bir boşluğu doldurdu o yüzden o da faydalı.

Peki Hangisini Koşmalı?
Maraton için tek söyleyeceğim ilk defa maraton koşacaksanız İstabul’da değil de mümkünse sporun sevildiği bir ülkede (etraftan gelen destek çok önemli) ve düz bir parkurda koşunuz.  Bizde koşan insanlara genellikle manyak veya başbelası olarak bakıldığı için maratonun uzun parkurunda özellikle Yenikapı civarındaki ıssız kısında tam yorulmuşken arkanızdan kovalayan yokken koşmak suretiyle trafiği tıkadığınız için dayak yemeniz söz konusu olabilir.  2 sene önce Karaköy civarında etrafta bir dolu koşucu varken (ki sözüm meclisten dışarı ama koşucuların en azından bazılarının kaslı insanlar olduğunu da unutmayınız) dellenip “Ulan siz manyak mısınız? Sabah sabah ne koşuyorsunuz??” diye saldıran bir adam gördüm.

İkinci sorun da İstanbul parkurunun çok yokuşlu olması.  41 km koştuktan sonra son 1 km’de Gülhane Parkı’nın yokuşunu çıkmak kolay değil.  2012′de burada bir koşucu kalp krizi de geçirip malesef vefat edince bu sene 15 km parkurunu kolaylaştırdılar zaten.  Son senelerde koşu Sultanahmet Meydanı’nda bitiyordu, bu sene sahilde Eminönü’nde bitirdiler.

Benim hep koştuğum 15 km gayet makul bir mesafe.  Yarı maratondan kolay, 10 km’den iddialı.  Bu seneki parkur Altunizade Köprüsü’nün ilerisinden başladı.  Belediye Başkanı ve Vali’nin konuşmaları sonrasında start verildi.  Gişelerden geçerken kol kola girmiş kadınları itip köprüye çıktık.  Köprü arabayla geçenlerin farketmeyeceği kadar hafifçe eğimli ve uzun özellikle ikinci kısmında yokuş yukarı koşarken eğim hissediliyor.  Ardından Barboros Caddesi’ne çıkan ilk çıkışa kadar yokuş daha da dikleşiyor ama buradan sonrası nispeten kolay.

Avrasya Parkur

Parkur Haritası

Barboros Caddesi’nde ilk 5 km su istasyonu var.  Barbaros’tan 1 km kadar yokuş aşağı koşmak çok zevkliydi ama su istasonu civarında kayma tehlikesine dikkat etmek gerekir, genelde herkes burada canını dişine takıp hızlanıyor, zincirleme kaza riski büyük.

Zamanında Barbaros Bulvarı büyütülürken yanındaki hamamı yıkılan Mimar Sinan’ın eseri Sinan Paşa Camii’nin yanından döndükten sonrası artık dümdüz.  İnönü Stadı civarında eskiden bandolar olurdu, bu sene sponsor Vodafone oraya DJ koymuş.  Serdar Ortaç’ın oynak ezgileri eşliğinde hızınızı ayarlayıp Karaköy bölgesine geçebilirsiniz.  Karaköy’de Zürafa Sokağa gelmiş delikanlılar Adana’da kerhane tatlısı olarak bilinen tatlılarını yerken koşanlara destek veriyorlar.  Özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinden gelmiş sarışın koşucu kadınların bu gençlerden aldıkları destek bir sporsever olarak gözlerimi yaşarttı.

Galata Köprüsü’nü geçerken 10 km bitmiş oluyor.  10 km yarışının koşucuları bu sene burada bitirdiler ve bize acıyarak el salladılar.  Ama yarışın 15 km açısından en zevkli kısmı Sveti Stefan Bulgar Kilisesi’nin (Demir Kilise) etrafından Haliç manzarasına son bir bakıp döndükten sonra oluyor.  Burada Maraton koşucuları Valens (Bozdoğan) Su Kemeri’ne doğru sağa dönerlerken (ki kendilerinin koşacak bir 25 km’leri daha var) siz son birkaç kilometre için haliniz kaldıysa güzel finiş vermek maksadıyla hızlanabilirsiniz.  Ben her sene yarışın bu kısmında kendi kendime “Eyyyy Şarapçı, şu anda ne kadar yorgun olduğunu iyi hatırla – gelecek sene maraton koşmak için dolduruşa gelme!” diyorum.

Ön Taraf - Avrasya 2013

42 km Koşan Zavallılar

Bitiş ise harika, birçok bitiren koşucu ve onların yakınlar burada tezahürat yapıyorlar.  İnsan kendisini gerçek bir atlet gibi hissederek finiş çizgisinden geçiyor.  Ardından dönüş karambolü başladı.  Karşıya giden arkadaşım vapur ile dönüşe geçerken ıslak tişörtünü değiştirdi, ben ise belediye her sene verdiği gibi tişört verir diye düşündüğüm için tedariksizdim ve terli terli ayaz mı ayaz havada yola koyuldum.  Yollar kapalı olduğu için Şişhane’ye kadar yürüyerek oradan binecek bir vesait buldum, 15 km koşu üstüne 2 km yürüyüş de iyi geldi aslında, organizatörlere bir kez daha teşekkürü borç bilirim.

Related Posts
  1. Hahaha! Yaşasın belediyemiz!

  2. Yahu ne kiymet bilmez adamsin, son 2 km’lik Sishane yuruyusu filan hepsi bilimsel olarak hesaplanmis “cool-down” parkuru, bunlari da senden ogrenecek degiller ya ;-p

Yorum Yazınız / Leave a Reply

%d bloggers like this: