‘Dünyanın En Kötü Yönetim Şekli’ Demokrasi Her Yerde; Kadınlar Nerede?

Konuk Yazar Sio yazdı:

Uçak havalanırken yeryüzüne bakınca otoyollarda giden arabaları karıncalara benzetirim: yüzlercesi tek sıra dizilip aynı yönde giderler. İnsanlar da, karıncalar gibi sosyal yaratıklar ve toplumlar kuruyorlar. Pek çok toplum kendisini demokrasiyle yönetiyor. Demokrasi bizi karıncalar gibi sıraya dizmiyor. Aksine bireyselliğe, çeşitliliğe değer veriyor, ya da vermeye çalışıyor. Kadınlar ise, bunun içerisindeki yerlerini 2500 yıllık demokrasi tarihinin sadece son 1-2 yüzyılında bulmaya başladı.

Churchill’in ünlü sözü – her ne kadar seçim kaybettikten sonra söylemiş de olsa – demokrasiyle olan sevgi-nefret ilişkimizi iyi özetliyor. ‘Demokrasi en kötü yönetim şeklidir. Ondan önce zaman zaman denenmiş olan diğerleri hariç.’ Antik Yunan döneminde bile demokrasiye çok çeşitli suçlamalar yöneltilmiş:

  • Demokrasi çoğunluğun azınlığı ezmesidir
  • Doğası gereği meydanı demagoglara bırakır
  • Akılcıl kararlardan çok toplumsal histeriye ve otokrasilere dönüşmeye meyillidir

Eğer öyleyse, neden herkes demokrasiyi savunuyor? Bu sorunun cevapları arasında en öne çıkanı demokrasinin barışçıl sonuçlar vermesi. Hepimiz biliyoruz ki savaş, dünyadaki felaketlerin en kötüsü. Demokrasi, güçler ayrılığı, katılımcı yapısı, değişime açık süreçleri ve denge unsurlarından ötürü sistemde biriken sorunları savaşa, iç savaşa veya çözümsüzlüğe dönüşmeden ortadan kaldırabiliyor.

Dolayısıyla iyi işleyen bir demokrasiye giden yol uzun. Öncelikle, oy vererek kararlara katılan seçmenler bilgili ve aktif olmalı. (Eflatun, demokrasinin işlemesi için tek yolun tüm seçmenlerin filozof olması olduğunu söyler.) Yönetimde rol alan kurumlar adil ve çeşitli olmalı, güçler ayrılığı prensibini uygulayabilmeli. Kurumları yaşatan bireyler de bilinçli ve sorumluluk sahibi olmalı. Toplumun tüm kesimleri temsil edilmeli. Diyalog ve uzlaşı ön planda olmalı. Bütün bunlar olurken, kararlar etkin bir şekilde, zamanında alınabilmeli.

Benim günümüz demokrasisinde gördüğüm önemli sorunlardan biri halkın yarısını oluşturan kadınların sistemde neredeyse hiç yer almaması. Bu yüzden kadın haklarının yanı sıra çocuk hakları, doğal hayat, çevre, sağlık, gelir dağılımı ve benzeri parasal karşıtı olmayan uzun vadeli değerleri de yapabileceğimizden daha az koruduğumuza inanıyorum.

Çoğu ülkede kadınlar oy verme haklarını 20. yüzyılda kazandılar. 2000’li yıllarda bunun olmadığı ülkeler hala vardı. Şu anda bir tek Suudi Arabistan kaldı, orada da 2015’te kadınlar seçme seçilme haklarına sahip olacak. Türk kadını ise nispeten erken bir tarihte, 1930’da oy hakkına kavuştu. Fakat bu yeterli olmadı. Kadın Adayları Destekleme Derneği Ka.der’in yayınladığı istatistiklere göre, ülkemizin bakanlar kurulundaki kadın yüzdesi cumhuriyetin kuruluşundan 1970’lere kadarki dönemde 0 (yazıyla ‘sıfır’). İlk kadın bakan, 1971’de Nihat Erim hükümetiyle birlikte göreve geliyor. Cumhuriyet tarihinin ortalaması %2, son yıllardaysa bu rakam %4-6 arasında değişiyor (30-40 bakan içerisinde 1-2 kadın.)

Bu konuda radikal adımları doğru buluyorum. Pek çok erkek okulu, sıfırdan yüzde elli kadın oranına bir defada, aniden geçmiş. Araştırmalar kadınların yönetimlerde tek tük bulunmasındansa erkeklere eşit sayıda olmalarının daha etkin kararlara yol açtığını gösteriyor. Avrupa Birliği, 2020 yılında şirketlerin yönetim kurullarındaki kadın oranının yüzde 40 olmasını hedefine doğru ilerliyor.

İtalya, bu sene herkesi şaşırttı. Yeni Renzi hükümetinin bakanlar kurulunun yarısını kadınlar oluşturuyor. Tabi İtalyan medyasının ilk ilgilendiği konu yeni bakanların kıyafetleri oldu. (Ben şahsen anayasal reformdan sorumlu bakan Maria Elena Boschi’nin çok eleştiri alan mavi takımını beğendim. Renk katmış…) İtalya zor günler geçiriyor, umarım başarılı olurlar. Türkiye’deyse BDP geçen sene yarattığı eş başkanlık sistemi ve yüzde 40’lık kotasıyla cesur bir adım attı.

İtalya

]1 Italya’nın yeni bakanlar kurulu. Darısı başımıza.

Bu konuda en önemli sorumluluk elbette kadınların kendilerine düşüyor. İş hayatında olduğu gibi politik hayatta da pek çok kadın kendi potansiyelinin farkında olmayabiliyor. Onları zorlayacak fırsatlar da çoğu zaman ayaklarına gelmiyor. İlk olarak bu konuda bilgilenip organize olarak, buna yönelik küçük veya büyük adımlar atmamız gerekiyor.

Related Posts
  1. Demokrasi tercihi iyi sonuclarindan cok alternatiflerin denenmesindeki guclukten gibi. Yoksa “azinliklarin” temsilini kotaya filan gerek duymadan cok daha iyi saglayacak sistemler var. Bir suredir aklimda olan biri millet temsilcilerinin kurayla secilmesi. Bu platformda secime katilarak ne kadar oy alinir bilmem.

Yorum Yazınız / Leave a Reply

%d bloggers like this: